Selma Erdal

Tüm Yazıları


Şundan,Bundan...

  • 29 Mayıs 2018 Salı


*Çevre sorunları dediğin...Her şeye karşı olmak güzel de...Öncelikle GDO'ya karşı olmak; yaşamak için ön koşul!... Elbette ki ne bulursa yiyenleredir sözüm!...Bacon denen adam; "teknoloji Doğa'ya üstündür" demiş, ardından çevre bozulması başlamış. Çözüm; sürdürülebilir bir kalkınma, Doğa ile uyumlu bir yaşama biçimi, bir diğer deyişle tüketim toplumundan geri dönüş...Ama vurdumduymaz, umursamaz, Doğa'ya saygısız bir nesil (t)üredikçe; sonunda yenilen, yitiren biz olacağız.Oysa...70'li yıllara kadar çevre sorunları diye bir tartışma konusu, kaygısı, endişesi yokdu. Çünkü...Bizler tüketim toplumunun çocukları olarak değil, yerli mallar ve tutum haftalarının çocukları olarak yetiştirildik. Kabuğunu soyduğumuz elmayı; ya kuzumuz yedi,ya tavuğumuz ya da bahçedeki domates, biberimiz için doğal gübre olsun diye toprağa gömdük.Ne yazık ki günümüzde...Doğa'ya saygısız yaşam biçimleri nedeniyle; çeşitli sayrılıklar, umarsız illetler...Sonucunda insanları gömüyoruz toprağın derinlerine...
* De-ja-vu...Fransız kökenli bir söz; anlamı da "yaşadığımız anı, neredeyse metafizik sezgiyle daha önce yaşadığımızı algılama anı" demekmiş...Daha çok ileriye dönük düşler kuran, planlar yapan insanlarda oluyormuş...Hani bizden öncekilerin "iyi düşün, iyi şeyler olsun" demesi gibi bir şey...Ve günümüzdekilerin de "evrene iyi düşünceler gönder, sana iyilik olarak geri dönsün" demeleri gibi de bir şey...Ama biz ne kadar iyi düşünceler üretsek de; bizim de-ja-vu durumları genellikle kabus niteliğinde... Bir türlü kabusları tekrar, tekrar yaşamakdan kurtulamıyoruz ve kutulamayacağız da bu gidişle...
*Dünyaca ünlü bir Sivaslı...National Geographic Chanel'da "Walk on the Wild Side" ki Türkçesi ile "vahşi tarafda yürümek" başlıklı belgeselde bir tanıdık var;Sivaslı bir tanıdık... Kuşkusuz gurbetçi esmer Sivaslı Cindy değil bu tanıdık; hani şu moda ve magazin programlarında endamını sergileyen Sivaslı değil...Bu Sivaslı; Alman manken "Cindy" özentisi hatundan çok daha ünlü, üstelik de ondan çok daha yararlı insanlık için...İşte bu Sivaslı; Namibya'da yırtıcı hayvanlara (özellikle de Çita gibi) karşı çiftlikleri koruyan KANGAL köpekleri...Önce denemeye başlamışlar; Anadolu platolarında yetişen bu köpeği...Acaba Namibya'nın iklimine uyum sağlayabilecek mi diye... KANGAL; çok soğuk ya da çok sıcak hava ayırdına düşmeden uyum sağlayabidiği için 60 Sivaslı KANGAL ile işe koyulmuşlar...Ve giderek daha da yaygınlaşmış bu köpeğin sürüleri koruma amacıyla seçilmesi...
*Bir tek harf...Hiç düşündünüz mü acaba; dilimizdeki sözlerin bir tek harf değişimiyle anlamsal olarak nasıl bir dönüşüm geçirdiklerini?...Ben sıkça düşünürüm...İşte iki örnek düşündüklerimden...-Yaralanmak...-YaraRlanmak...Birileri yaralanırken, birileri de yaraRlanıyor...Ve bir örnek daha:-Esaret...-CEsaret...Birileri esaret yaşarkan, birileri Cesaret göstererek, esarete/ tutsaklığa başkaldırıyor...Bir tek harf; diğer harflerin taşıdığı anlamı nasıl da değiştiriyor; değil mi?...
*Gerçek...Değil mi ki doğumun;Bir Ocak İkibin'den önceBu durumda;Hiç de değilsin benden gençce...Nasıl olur diye sakın sorgulamaBedenine bakıp, bedenimi yargılamaBen doğduğumda henüz yoksanBugün bile mis gibi süt koksanDeğil mi ki doğumun İkibin'den önce;Bak anlamaya çalışBuradaki ayrım çok ince...Yaşanacak gençliğin tamam sende kalsınYine de ne yapsanDeğiştiremezsin bu gerçeği;Sen de benim gibi geçen yüzyıldansın...
*Yılın rengi "aqua"
Biz çocukken; camgöbeği derlerdiBugünkü çocuklara göre aqua...Türkün rengi; TurkuazNedendir bu dayatma, nedendir bu naz?Elinoğlu biliyor, kimin rengi olduğunuCami, medrese, han, hamamNakış, nakış dolduğunuFransız'ın dilinden;Türkün rengi; TurkuazŞu yeni yetmelere ne desem azÖz rengini adlandırıyor, elin diliyle; aquaFransız'dan bile daha Fransız kalıyorlar, Turkuaz'a...
Vee...Düşünen, sorgulayan bireyleri değil; inanan, körü körüne kanan dogmatik akıllıları yönetmek ya da mecazi anlamıyla böyle koyunları gütmek kolay olur. Umalım ki güdülen değil; soran, sorgulayan bireyler çoğalsın, nitelikli, çağdaş, uygar bir ulusal kimliğimiz olsun...