Selma Erdal

Tüm Yazıları


Şu Trafik Sorunsalımız

  • 07 Kasım 2019 Perşembe



Bilindiği gibi ülkemizin ağaç kesimleri sonucunda uğradığı erozyonla/tozumayla gelen Dünya birinciliğinin yanı sıra, bir de trafik kazalarıyla gelen bir Dünya birinciliği vardır. Her gün onlarca yurttaşımız trafik kazaları sonucunda ya sakat kalmakta ya da ölmektedir. Ya hurdahaş olan araçlar ?… Bütün bunların anlamı; ulusal servetimizin bir hiç uğruna yitirilmesi demektir. Bunun altında yatan en birinci neden de; yaşanan her sorunun altından karşımıza çıkan sürücülerimizin eğitimsizliği, bilinçsizliği sorunudur.Elbetteki sürücülerimiz kara cahil değil… Okumaları-yazmaları var, var ki sürücü belgesi alabiliyorlar. Ama “ulusal servet”in ne demek olduğuna ilişkin bilgileri de alıyorlar mı ?…Ne gezer ?… Eğer bu bilgileri almış olsaydılar, ulusumuzun canlarını ve mallarını her gün böylesine yitirip durmazdık…
Gerçekten de trafik kazalarının nedeni bilinç eksikliğinden, eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Neden mi ?… Eğer bir sürücü; özellikle TIR, kamyon ya da otobüs gibi boyut olarak büyük bir araç kullanıyorsa kesinlikle potansiyel trafik suçlusudur. Çünkü bu araçları kullanan sürücü, bir bakıma kullandığı araçla bütünleşiyor. Kendini kullandığı aracın boyutlarında algılıyor ve sürücü koltuğundan kuşbakışı gördüğü yayaları, özel otoları, özellikle de motosikletlileri ezip geçme içgüdüsüne kapılıyor. Bununla birlikte ya bu büyük araçların birbirleriyle yarışmasına ne dersiniz ?… Hele ki Amerikan filmlerindeki Arizona çöllerinde yarışan kamyonlar gibi; Anadolu’nun yoğun araç akışı olan yollarında yarışmaları, işte bu durum düpedüz Ölüm Meleği’ne çağrı çıkarmaktır.
Kuşkusuz ölümlerin en acısı; bir hiç uğruna can verilen “trafik anarşisi”ne kurban gitmektir. Çünkü savaşta şehit ya da bir hastalığa yenik düşmenin anlaşılır bir yanı vardır, ama ya trafik kazalarında ölmek ne demektir ?…Alın yazısı mı, takdiri ilahi mi?… Hayır, bunların hiçbirisi değildir. Yalnızca ve yalnızca eğitimsizlikten ve bilinçsizlikten kaynaklanan bir alt-kültür davranışının dışa vurumu sonucunda canların yitirilmesidir.
Düşünün bir kez, yok yere bir bidon benzin döküp, bir kibrit çakıp; evinizi, işyerinizi ateşe verir misiniz ?… İşte trafik kazalarında böyle bir durum yaşanıyor. Milyonlarla ölçülebilecek kayıpların yanı sıra, parasal hiçbir değer biçemeyeceğimiz insan kaynaklarımızın yitirilmesi… Bütün bunlar “ulusal servetimiz”i yok yere ateşe atmak değil midir ?…
Ekonomik anlamda tasarruf yapmak, tutumlu olmak yalnızca paraları dövize çevirmek, altın ya da tahvil alarak borsada kumar oynamak değildir, hele ki “işten artmaz, dişten artar” diyerek insanların beslenmesinde kısıtlama yapmak hiç değildir.Karayollarında aşırı hız ve trafiğe özen göstermeden kullanılan bir yolcu otobüsünün ya da herhangi bir motorlu aracın neden olduğu kazada neler mi yitiriyoruz ?… Burada ruhsal kayıplarımızı bir yana bırakalım çünkü “ateş düştüğü yeri yakar”mış. Ölenler ve yaralananlar için nasıl olsa yakınları gözyaşı dökecektir, yas tutacaktır ve bizler de ruhlarına rahmet okuyacağız da ya parasal kayıplarımız ?… Bunlar yalnızca ölenlerin yakınlarını değil, tüm ulusumuzu ilgilendirmektedir. Neden mi ?… Çünkü trafik anarşisine kurban olanların, ASALA ya da PKK gibi terör örgütlerine kurban olanlardan bir başkalığı yoktur da ondan…O insanlar ki bu ülkenin vergileriyle oluşturulan okullarda eğitildiler, işyerlerinde çalıştılar. Ama şimdi yoklar, “İnsan Kaynakları Ekonomisi”ne göre VERİMSİZ oldular. “İnsan Kaynakları Muhasebesi”nde ZARAR bölümüne yazıldılar.Ve bizler; her zaman Batı toplumlarına oranla, ülkemizde insana değer verilmediğinden yakınırız.
Düşünün hele bir kez; bu değer verilmeyiş DEVLET’den mi kaynaklanmaktadır, yoksa HALK’dan mı ?… Bir diğer deyişle trafik kazalarını DEVLET mi özendirmektedir ?…Kuşkusuz bu değer verilmeyişin HALK’dan kaynaklandığı ortadadır. Çünkü ülkemizde “trafik yasası” ve “trafik kuralları” vardır. Ama sürücüler bunlara özen göstermediğinde işte böyle acı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
Ulusal varlıklarımızın yitirilmemesi için gerekli önlemlerin sürücülerimize iyice anlatılması gerekmektedir. Bunun için de sürücülerimiz; sürücü belgelerini aldıktan sonra bir süre yalnızca özel mallarının değil, insan kaynaklarımızın ve kamusal mallarımızın korunması için ayrıca bir eğitimden geçirilmelidir. Onların karayollarımızda araç kullanmalarına izin verilmeden önce; sürücülerimize “ulusal servet” kavramının ne olduğu anlatılmalıdır. Böylece bilinçlendirilmiş sürücülerin trafikte daha özenli, karayollarımızın da daha güvenli olabileceği beklentisine girebiliriz. Dolayısıyla da trafik kazalarındaki yerinilesi, utanılası Dünya birinciliğimiz nedeniyle yurttaşlarımızın gezileri sırasında yollarımız kanla yıkanmaz…