Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Su Sorunu

  • 14 Şubat 2018 Çarşamba


BİRGÜN Gazetesi yazarı, Meltem Yılmaz iklim değişikliği ile ilgili olarak, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şen ile küresel ısınmaya bağlı olarak Türkiye’de çok ciddi gelişmelerin yaşandığını söyledi.
PROF. DR. Orhan Şen, mevsimlerde değişikliklerin olacağını ve sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinin süresinin kısalacağını söylüyor.
Sıcaklıkların artması nedeniyle kalp ve damar hastalıklarıyla beyin kanaması gibi olumsuz gelişmelerin olabileceği vurgulanmaktadır.
Ayrıca salgın hastalık yayma olasılığı olan bir sivrisinek türünün görüldüğü ve kene ısırma vakalarını artacağı vurgulanmıştır.
Bu konuda devletlerin temel görevi olası sorunları önleyici önlemler almaktır: “İsrail küresel ısınma ile ilgili önemli çalışmalar yapıyor. Bulut tohumlama işlemleri yapıyor, hidrolojik planlar geliştiriyor, akış yağış ilişkisindeki ara sorunları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Açık kanallar yerine, buharlaşmayı önleyici kapalı kanallar yapıyor. Stoklama havzalarını mimara açmıyor, yağmur suyunu ayırıyor, yani şehirleşmeyi buna göre yapıyor.”
Önlemlere ilişkin olarak daha az su tüketen bitki türlerinin ekilmesi öneriliyor. Türkiye’de “beton” devri yaşanıyor. Ziraat ve hayvancılık için gereken önlemler alınmadığından kırsal yoğun biçimde göç veriyor. Kentleşmeye ilişkin bilimsel yaklaşımlar(bilimsel şehircilik) olmadığından kentler her açıdan kontrolden çıkıyor. Köylerden kentlere göçenler kırsal yaşamlarını da kentlere taşıyarak sorunlara ve çözümsüzlüklere neden oluyorlar.
Kalkınmayı ve istihdamı aç ve hazımsız bir inşaat sektörüne yüklemenin ne mantıklı, ne de tutarlı bir yanı yok. Sorun gündeme geldikten sonra üretilecek çözümler çok daha pahalıya mal olabilir. Tıpkı önleyici hekimlik gibi, soruna yaklaşmak gerekir. Çünkü tedavi süreçleri daha pahalı ve sorunlu olabilir.
Özellikle su sorunu için ivedilikle önlemler alınmalıdır. Bu açıdan yağmur suları değerlendirilmelidir. Bu konuda okuduğum bir cümleyi okurlarımla paylaşmak istiyorum; “Yağmur hasadını iyi yapmak gerek(!)” Yağmur suları denizlere akıp gitmemeli. İşte bilimsel şehircilik bu noktada devreye giriyor. Evlerin atık sularının yanı sıra yağmur suları da gerekli düzeneklerle kontrol altına alınmalı ve değerlendirilmelidir. Özellikle yerleşim merkezlerinin yakınlarında yağmur sularının toplanacağı yapay göletler oluşturulmalıdır. Bu göletlerden su gereksinimi belirli ölçülerde karşılanabilir. Ayrıca bitki örtüsünü ve iklimi de olumlu yönde etkiler.
Yerel yönetimler kendi yağları ile kavrulmak için:
1-Enerji üretme(güneş, rüzgâr, dalga) doğrultusunda gereken çalışmaları yapmalılar. Olanakları olan kişiler cesaretlendirilmeli(evlerin kendi elektriğini üretmesi).
2-Su sorununu çözecek önlemleri almalılar.
3-Bunları gerçekleştirmek için modern şehircilik yaklaşımını benimsemeliler. Kent yönetiminde “bizim oğlan” yaklaşımını terk ederek uzman yöneticileri yeğlemeliler.
4-İhtiyaç duyulduğunda yağmur duasına çıkmak yerine önceden gerekli bilimsel önlemler alınmalıdır.