Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Soygun çuvala sığmadı (!)

  • 03 Eylül 2018 Pazartesi



Özelleştirme konusu irdelenirken, kamu yararına olup olmadığını saptamak için bazı temel sorular sormak gerekir. Bu soruları şöyle sıralayabiliriz:
1-Özelleştirmeden sonra üretim arttı mı?
2-Özelleştirmeye konu olan üretim biriminin ürettiği mal ve hizmetlerin fiyatı düştü mü?
3-Ürün daha kaliteli hale geldi mi?
4-Vergi gelirleri arttı mı?
5-İstihdam arttı mı?
6-İhracat arttı mı?
7-İthalat azaldı mı?
8-Gelir tabana yayıldı mı?
9-Yerni yatırımlar yapıldı mı?
10- Teknoloji yenilendi mi?
11-Özelleştirme gelirleriyle yeni yatırımlar yapıldı mı?
12-Özelleştirmelerin ülke refahına katkısı oldu mu?
Şimdi bu sorularımızı test etmek için Türk Telekom özelleştirmesine bakalım:
“Türk Telekom, bundan on üç yıl önce kasasındaki 2 milyar dolar ve sıfır borçla 6.5 milyar dolara Lübnanlı Hariri ailesinin ve Suudilerin ortak olduğu Oger Telekom’a % 55 hissesi satılarak özelleştirildi. Satışla birlikte Türk Telekom’la sonradan adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olan Telekomünikasyon Kurumu arasında bir imtiyaz anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla devlete ait olan bütün iletişim şebekesi ve teçhizatı 21 yıllığına Oger’e devredildi. Sözleşme sonunda, yani 2026’da Oger, şebeke ve teçhizatı kullanılabilir halde ve şirketi de borçsuz bir şekilde devlete iade edecekti.” (Fatih Yaşlı, Birgün)
Şirket 2015 yılına kadar 14 milyar dolar kar etti. Bunun 12.6 milyarı ortaklara dağıtıldı ve 7 milyar dolar Harriri ve Oger’e gitti. Satış bedelinin sadece 2 milyar doları peşin ödendi.Şirket borçlarını ödemek için bankalardan kredi aldı ama, aldığı krediyi geri ödemedi ve banka borçlarını bırakarak çekip gitti.
Ülkeye verilen zarar bu kadar değil;TürkTelekom’un içini boşalttılar, bankalara borç bıraktılar ve 60 bin çalışanın yarısını işten çıkardılar. Bu olumsuz gelişmeler sürecinde vergi gelirleri de azaldı.

Peki, bu gelişmeler yaşanırken sorumlular ve yetkililer ne yaptı? “Elbette ki hiçbir şey. Sonucun böyle olacağını bile bile olan biteni izlemekle yetindiler. İzlemenin de ötesinde, Türk Telekom’un yönetiminde bulunan isimlerden bazılarının bugün Saray’daki görevlerine bakıldığında manzara çok daha vahim durumda,(….)

Ortada Türkiye ve hatta dünya tarihinin en büyük soygunlarından biri, çok büyük bir skandal var. Türkiye’nin solcularının, yurtseverlerinin yıllardır savunduğu “Özelleştirme soygundur, kamu kaynaklarının yağmalanmasıdır” tezinin muazzam bir örneği Türk Telekom’un başına gelenler. Ve aynı zamanda yeni rejimin ekonomi-politiğinin nasıl işlediğinin de. Kurulan soygun düzenini ve bu düzenden nemalananları bütün çıplaklığıyla önümüze seren korkunç bir hadise duruyor karşımızda.”(Fatih Yaşlı, Birgün,02.09.2018)
Aslında özelleştirme bir siyasi tercih olup, kurumsal ve yasal desteklerle kamuya ait varlıkların yağmalanmasıdır. Bu savı kanıtlamak için bir çaba harcamaya gerek yok. Herhangi bir özelleştirme araştırıldığında çıplak gerçekler ortaya çıkıyor. Bu konu için ilginç örneklerden biri Tekel özelleştirmesidir. Tekel 17 fabrika, stoklar ve hammaddeleri ile birlikte 2004 yılında 292 milyon dolara satıldı. İki yıl sonra(2006) 810 milyon dolara devredildi. 2011 yılında bu kez de MEY içkiye 2milyar 100 milyon dolara satıldı. Bunun için ayrıca bir yorum yapmaya gerek yok.
Giresun’daki SEKA fabrikası 5 milyon liraya satıldı. Alıcı fabrikanın makinalarını hurdaya 11 milyona sattı. Fabrikanın arsaları 68 milyon liraya satıldı. Bu özelleştirme işlemi ülkemize ne kazandırdı? Şimdi ülkede kağıt sorunu yaşanıyor. Gazeteler zorunlu olarak fiyat artırıyor. Okullar açılacak. Kitap sorunu nasıl çözülecek? Veliler ve duyarlı vatandaşlar, neden ve niçin sorularını sormalıdırlar!