Selma Erdal

Tüm Yazıları


Sormak Gerekir

  • 08 Eylül 2019 Pazar


An geçmiyor ki pek çok sorular düşüyor usumuza... Bazen düşünüyorum sorup, sorgulasam mı yoksa boş verip unutsam mı?... Sonra; olmaz diyorum, olmaz!... Sorular yanıtsız bırakılmaz!...
Bilindiği gibi bu ülkede... Yoksulun oğlu önce İMAM HATİPLİ olur...Kurnazları Dantel Çarşaflılar Mangası'na katılır...Kimisinin de tangasına bakılır; askerden muhaf...Yüreği saf olana da hep tuhaf şeyler olur; ŞEHİDLİK MERTEBESİ gibi... Bu kısır döngü hangi gün biter; anaların gözyaşları ne zaman diner?... Bu şimdilik hiç bilinmez. Ama...Ne zaman ki... KÜRTLER AÇIK, AÇIK TAVIR KOYARLAR PKK KALLEŞLERİNE KARŞI... Ve sonrasında "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" söyleminin içeriğini kavrayıp, ırkçılık kavramına indirgemezler... ULUS kavramını algılayıp, ulus devlet için ulusal birlikten, ülkenin bölünmez bütünlüğünden yana eylem ve söylemlerde bulunurlar...Ve o günler geldiğinde akan şehid kanları, anaların dökülen gözyaşları diner. İşte o zaman anlayabiliriz onların PKK ile özdeş olmadıklarını!... Ne yazık ki onlar sessiz kaldıkça bu yaşananlar karşısında kurulan denklem budur: KÜRT=KÜRT IRKÇISI=PKKVe muhalefet partileri...Boş ver muhalefet partilerini de ayrıca; onlar zaten ulusun bölünmesinden, bu kavgasından beslenmiyorlar mı?...Ki onlar...ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ'ni yok sayan, O'nun YURTDA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ ilkesinin çiğneyip ORTADOĞU'yu kan gölüne çeviren siyasetçiler... İşte onlar ne kadar demokrasi, insan hakları, hak-hukuk deseler de... Ve de abdest almak için günde 5 değil, 5 bin kez ellerini yıkasalar da... Hiçbirisinin ellerinden çıkmayacak Ortadoğu'da yok yere öldürülenlerin kanları...Ve iki yakalarında olacak siyasetçilerin siyasaları yüzünden şehid olan Mehmetçiklerin elleri...Bu kirli siyaset oyunları nedeniyle günde kaç kez söylettiriyorsunuz bu halka; "Ah, ah!... Nerede o eski günler?" sözlerini...Ve bizler, sıradan ölümlüler... Gündelik yaşama baktığımızda, şaşırıp kalıyoruz yaşananlara... Dün olağan olan, bugün sıradışı... Örneğin; 20.yüzyılda Bursalı Müzeyyen Abla sahnede RAKI içerdi her gece, alkışlanırdı. 21. yüzyılda İzmirli Sıla sahnede RAKI içince yuhalanıyor. Hızla değişen Türkiye; bu yolculuk nereden, nereye?...Ve bir de...Merak ediyoruz doğrusu...Son 20 yıldır adının ekinde CAN olanlar acaba kimin canı?... Aleviler'in olmadığını biliyoruz da yoksa Okyanus ötesindeki kuklanın canları mı?... Bu durumda hala çalıyor mu Fethullah'in tehlike çanları?... Ne olacak bu memleketin halleri?... Sorup, sorguluyoruz hiç ara vermeden...Ve bir de ülke gündemine oturan en son özne; CHP İstanbul İlbaşkanı Canan Kaftancıoğlu... İşte o; demiş ya...
- "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" gibi bir sloganı doğru bulmuyorum. Militer bir dil olmasından öte, birey olmanın önüne geçen bir ifade...
Tamam, var ya bu ülkede Anayasamız'a göre düşünce ve ifade özgürlüğü; bu sözleri demiş olabilir. Ama bizler de diyoruz ki böylesine "bireyci" olmaktan yana olan birisi de sakın beklemesin MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ diyenleri yanına... Değil mi ki birey olmanın ötesine geçen söylemleri kullananları eleştiriyor, her halde beklemiyordur onları da yanına?...Ama yine de bir teselli olacaksa diyebiliriz ki Canan'a;-Aldırma gönül, aldırma!...Çünkü şiirden yatanların Cumhurbaşkanı olabilme ihtimali var!... Halk; Ekrem'i beklerken, bir de ne görmüşüz?... Büyük Aga; Cumhurbaşkanlığı koltuğunda bu kez de bir kadın görmek ister.Bu olasılıkla yaşamak yetmez mi Kaftancıoğlu Canan'a?...