Selma Erdal

Tüm Yazıları


Soramıyoruz

  • 04 Eylül 2018 Salı

True
En iyi yönetim biçimi Cumhuriyet dedik; Padişah Vahdeddin'in İngilizler'in gemisiyle ülkeden kaçışının fotoğraflarını görerek büyüdük. Padişah'ın iki dudağı arasından alınan yetki, TBMM'de halk adına yer alan vekillere dağıtıldı. Ülke tek partili düzenden, çok partili düzene geçince de demokrasi kavramıyla tanışdı.Gün geldi bu da yetmedi öylesine ki demokrasinin en "ileri" biçimi ülkemize gelip taşındı. Bu ileri demokrasi düzeninde; "bugüne kadar izlediğiniz yüz yıllık reklam arasıydı, bu aradan sonra esas film şimdi başlıyor" dediler, adım, adım ülkeyi TEK ADAM iradesine teslim etdiler.BOP Ortağı,Asrın Lideri,şahlanıp giderken dolu dizgin yeni, yepyeni "ileri demokratik" düzende; anlayamadık nasıl oldu da, dönüverdik yeniden Kurtuluş Savaşı öncesine...Bu da yetmedi göz göre, göre ülkeye yeniden HASTA dedirtdiler.Üstelik şu "ileri demokrasi" düzeninin içeriğini tam olarak kavrayamazsak da biz, önümüz sıra giderken düzen bırakdıkça arkasında derin, derin sorunlardan iz; ne yazık ki olduğumuz için de birazcık keriz, koşup yakalayıp da "ülkede neler oluyor, nedir sizin derdiniz?" diye soramıyoruz...
Örneğin;90'larda beli kırılan terörü azdırıp, yoksulun Memedçikleri'ni öldürüp...Onlar toprağın altında al kanlara boyalı kefenleriyle sonsuz uykulara gönderilirkenSiz 600 seçilmiş;koltuklarınızda vicdanınız rahat oturabiliyor musunuz?...Diye soramıyoruz...

YÖRÜK, YÜRÜYEN TÜRK...BİR DE ORTA ASYA'DAN GELİP DE ÜÇ ANAKARAYA YAYILMIŞ DEVLET KURMUŞ...ARAP; ONUN KARŞISINDA EL, PENÇE DİVAN DURMUŞ...Yetmemiş hadım olmuş...Kısaca kapısında kul, köle olmuş...Kendini YENİ OSMANLI'dan sayanlarsa;bu şanlı geçmişi görmezden gelip, kölesine EFENDİ diye tapınmağa başlamış...Neden bu adar ARAPÇILIK yapıyorsunuz diyenleri de haşlamış.Hay senin YENİ OSMANLICILIK özentiliğine...ÖNCE TARİHTEN AL DERSİNİ DE; ÖYLE ÇIK DÜNYA SAHNESİNE...Nedir bu Arap aşıklığınız?...Diye soramıyoruz...

Akşam üzeri, İstanbul'da evin önü...Ve Suriyeli bir aile; kadın-erkek-2 çocuk...Kapıları çalıp, dileniyorlar...Çok uzun yıllardır, kapıları çalıp da dilenenleri görmez olmuştuk...Ama Suriyeliler ısrarcı bir şekilde kapıları çalıp dileniyorlar...Ve biz de evin önündeki terastan yola bakarken; sıra bizden de para istemeye geliyor (bu arada Türkçe'yi de iyi öğrenmişler)...Sanki vermek zorundaymışız gibi ısrarla para istiyorlar...Diyoruz ki:- Sizi buraya Başkan Erdoğan çağırdı, parayı da o versin...Diyor ki erkek Suriyeli:-Erdoğan vermez, Allah verir..Diyorum ki:- O zaman benden niye istiyorsun?... Ben Allah değilim ki...Küfrede, küfrede yürüyüp gidiyorlar...
Eğer sokakda olup da konuşsaydık onlarla; kesin saldırırlardı bize...Çünkü gözlerinde öylesine nefret vardı ki IŞİD'in kelle kesicilerinin bakışları bile masum kalırdı yanında...Nedir başımıza bu gelenler, neden ülkemiz Arap işgali altında?...Diye soramıyoruz...


MENDERES'le Amerika'ya...ERBAKAN'la ARAPLAR'a bulaştığınızdan beri... Dışlamağa başladınız ATATÜRK İLKE ve DEVRİMLERİ'ni... Kurtuluş Savaşı ile son verilen emperyalist devletlerin egemenliğini...Yeniden sardırdınız bu Devlet'in başına; ülkenin saygınlığını, geleceğini yem ettiniz kurda, kuşa...Düz yolda giderken, sürdünüz aydınlık geleceğimizi, karanlık bilinmez bir yokuşa...Ülke umutsuzca sürüklenirken girdap içinde bir batışa; mutlu musunuz?...Diye soramıyoruz...

Daha düne kadar; "Dünya'nın en büyük 20 ekonomisi içindeyiz, 2023'deki hedefimiz başa güreşmek" diye ahkam keserken ve üstelik de kasıla, kasıla "22 ülkeyi besliyoruz" derken...Bugün ülke borç batağı içinde debelenip duruyor. Halkın açlıkdan barsakları kuruyor. Aklı başına gelenler; "bu gidişle acaba yarınımız var mı?" diye kaygıyla soruyor.Bunca beceriksizliğin müsebbibi olmak sizi nasıl etkiliyor?...Diye soramıyoruz...
Soramıyoruz...Çünkü "ileri demokrasi" denen şey, ne menem bir şeydir; hala çözemedik. O düzenin ayrıcalıkları kimedir, kimleredir?...Henüz bilemedik...Tam, tamına şarkıdaki gibi; "kapıldık gidiyoruz, bahtımızın rüzgarına"... Ve yolculuk var diyoruz yarınlara...Ama karanlık mı, aydınlık mı?...Nasıl yarınlara varacağız bu yolculuğun sonunda; kimseciklere soramıyoruz ne yazık ki...