Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Sonrasında… Soğan Doğramamak İçin…

  • 08 Kasım 2018 Perşembe


Bazı [biraz] çevreciler şöyle buyuruyormuş:
“Biz de imar talanına karşıyız, ama… Niçin şimdi?”
“Şimdi seçim kargaşası var. İmar çarpıklığına seçimlerden sonra karşı çıkacağız… Aslında biz de Altınkum’a dikilen ikiz kulelere karşıyız, ama…”
Oysa;
Talana, çarpıklığa, çevre katliamına karşı duruşun “ama”sı yoktur.
Seçimle, adaylık didişmesiyle, reklamla, benmerkezcilikle, kamu yararı kavramlarının hiçbir bağlantısı yoktur.
Toplum için çalışmanın, çevreciliğin ve hele hele dürüstlüğün sözünü ettiğimiz didişmelerle en ufak bir ilişkisi yoktur.
Ya öylesinizdir, ya böylesinizdir.
Bu işin orta yolu yoktur.
Ayrıca…
Altınkum’daki gök tırmalayan sarkıt-dikit çirkinliğini seçim ortamında gündeme taşıyan Sabah Gazetesi ile Yeni Asır Gazeteleri değil mi?
Bu gazetelerin kimliğini niçin sorgulamıyorsunuz?
Yapılan yayınların amacını ve hedefini niçin düşünmüyorsunuz?
Yapılan yayınların arka planına yerleşmiş bulunan çıkar ilişkilerinden de mi haberiniz yok?
Eeeee?.. Sonra!
İşte, sonra… Soğan doğramamak için, iç çekişmelere dönük kişisel ön yargılarımızı bir tarafa bırakıp, ağacı değil, ormanı görmemiz gerekiyor…
Didim’de faaliyet gösteren demokratik kitle örgütlerinin bir araya gelerek imar talanına karşı ortak mücadele verme kararlılığı işte bu düşünceler ve sorumluluk duygusundan kaynaklanmıştır.
Bu karşı duruşun, kişisel çekişmeler/koltuk hesapları/gelecek beklentileri/ve “şuncu-buncu” hizipleri ile bir ilişkisi ve bağlantısı asla yoktur.
Bu birliktelik belki de sadece geç kalınmış bir hamle olarak eleştirilebilir, hepsi bu kadar.
Ancak bu eleştiriye yapacak olanlara da sormamız gerekir: Siz niçin davranıp öncülük yapmadınız?
Eğer gerçekten samimiyseniz ve içtenlikle çevre değerlerine sadık ve imar talanına karşı iseniz, bu değerler için mücadele etmenin aması, fakatı olamaz.
Kamu yararı geneli kapsayan bir kavramdır…
Dar siyaset çekişmeleri ve kişisel hırs/kin/ve adam kayırmacılık ise özel hedef beklenti ve çıkarları kollayan çok farklı bir unsurdur.
İçinde yaşamakta olduğumuz kültür erozyonu ortamı –maalesef- 1968’lerin “biz” olma idealini, “ben” olma bencilliğine çevirdi.
Temel sorun budur!

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr