Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Siyasetteki Tarikat Yapılanması

  • 27 Haziran 2018 Çarşamba


Cemaat ve tarikat yapılanması sadece dinde midir?

Bizce hayır…
Siyasette de, bir topluluğa aidiyet duygusunun egemen olduğu “bir-a-ra-ya-gel-me-ler-de” de bu nitelik teşhis edilebilir.
Gurup, hizip, taraftar, yandaş birlikteliklerinin kökeninde de bu psikolojiyi görüp, tespit edebiliriz.
Ayrıca, cemaat ayrı; tarikat ayrıdır.
Tasavvufta ortaya çıkan sorunlardan birisi de, cemaat ve tarikat kavramlarının iyi bilinmemesi ve karıştırılmasıdır. Bazı kişiler, içinde bulunduğu dinî grup, tasavvufî özelliğini yitirip cemaate dönüştüğü halde hâlâ tasavvufî eğitim (tarikat) içinde bulunduğunu zannetmektedirler. [Kaynak: Necdet Tosun, İrfan Bahçesi, İstanbul: Erkam Yayınları, 2014]
Sözünü ettiğimiz kaynak bizlere, tarikatlerin başında icazetli bir şeyh, cemaatlerin başında ise, dini bir lider olduğu bilgisini aktarıyor.
Bu bilgileri alıp siyasete uyguladığınız da ise, karşınıza guruplar-gurupçuklar; hizipler-hizipçikler şeklinde yapılanan küçüklü büyüklü “hikmetleri kendilerinden menkul” yapılanmalar çıkmaktadır.
Bunların dayandıkları düşünsel, teorik, ideolojik temeller yoktur.
Ortak çıkar ya da “beklenti” amaçları vardır.
Şimdilik kaydıyla paylaşılan, ama yol boyunca birlikte yürünürken ilk köşe başında kolayca ayrışabilen “duygusal” nitelikli hedefler vardır.
Yukarıda sözünü ettiğimiz kaynak bize aşağıdaki bilgileri de veriyor:
Kişi, cemaat içindeki hizmeti nispetinde cemaatte ön plana çıkar, yükselir. Tarikatın başı ya da cemaatin şeyhi, topluluğu bir arada tutan bazı hünerlere sahiptir.
Cemaat taassubunun en önemli sebeplerinden biri de aşırı kurumsallaşma ve bu kurumsallaşmanın getirdiği cemaat egosudur.
Siyasette bu kurumsallaşmanın adı [ya da yansıması] hizip-liderine itaat ve teslimiyettir.
İtaat ve teslimiyetin iyi ve ustaca yönetilmesi ve canlı tutulması şeyhin yeteneği ile doğru orantılıdır.
Ama… Siyaset pastası belirlidir, kısıtlıdır.
Öte yandan tarikat içinde pastayı yememesi gereken şeker hastaları bulunabilir.
Pastanın hakça bölüşüleceği konusunda şüpheleri olan uyumsuz zevat bulunabilir.
Yani, aslında tarikatın yönetilmesi de öyle karşıdan göründüğü gibi kolay değildir…
Sonra… Her işin bir sonu ve vakt-i keraheti vardır.
Gün gelir, insanlar mürit olmaya isyan edip, “birey” olmaya kalkışabilirler.
Bu kalkışma demokratiktir, kültüreldir, bilinç işidir.
Bir de bakarsınız topluluğu birbirine bağlayan irreel beklenti umutları çöker, yerle bir olur.
İşte asıl mücadele, bu demokratik-kültürel-bilinç ortamını yaratmak için verilmelidir.
Çünkü böyle bir ortamda uygarlıktan nasibini almamış hiçbir nebat yetişmez. Önce –azıcık- solar…
Sonra da kurur gider…


@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com