Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Sırrın dayanılmaz hafifliği

  • 08 Ocak 2019 Salı


Belli kişilerin (iktidarda olanlar ), belli grupların (iktidar yandaşları) çıkarı gözetilerek yapılan işlerin saklanması, gizlenmesi veya sır sayılması sınıflı toplumlara özgüdür.
Sır; suç gizleyen, ayıp örten, denetimi öteleyen bir işlev üstlendiğinde demokrasi zedelenir, hatta çok büyük bir darbe alır. Bu ise, her koşulda mağdur olanların mağduriyetlerinin devlet eliyle ve hukuka aykırı dayatmalarla sürdürülmesidir ki; işte bunun sır sayılması istenir(!)
Demokrasinin olduğu ülkelerde devlet sırrının sınırları daralır. Eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu sırra veya sırlara gerek duyurmaz. Bu saptama teoriktir. Çünkü geçtiğimiz yüz yılda gelişmiş ülkelerin sömürgeleri vardı. Günümüzde ise sömürgeler farklı biçimlere evirilerek görevini pazara ve parasal araçlara bırakmıştır. Savaşarak ve masumların kanını dökerek işgal edilen ülkelerin kaynaklarını yağmalama dönemi bitmiştir. Bunun yerine ülke içinden devşirilenler aracılığı ile ülke kaynaklarının yağmalanması tercih edilmektedir. Ülkeleri işgal etmek yerini, bağımsızmış gibi gözüken devletlerin pazarlarını işgal etmeye bırakmıştır!
Bu süreçte pazarları işgal altında olan ülkelerinin yöneticilerinin sırlarının olması ve bu sırlara devlet giysisi giydirilmesi olasıdır. Emekçilerin bu sırlardan dolayı mağdur olmaları da kaçınılmazdır!
Egemenlerin çıkarlarını güvenceye alan bir devletin sırlarının olması kaçınılmazdır! Devlet, azınlıktaki kapitalistlerin çıkarlarını güvenceye aldığı sürece sırlara ihtiyaç duyacaktır! Bunun için yapılan yasal düzenlemeler her koşulda hukuka aykırı olacaktır!
Halk yararına olup da halktan gizlenen tek bir sır açıklanamaz.
Emperyalistlerin çıkarı için komşu devletlerin iç işlerine müdahalede maşa görevi görmek sır olarak saklanıyor ise, bunlar halkın yararına olan ve milli güvenliğimizi gözeten girişimler değildir.
Yaşanmakta olan krizlerin faturası emekçilere ödetilmek isteniyor. Temel hakların kısıtlandığı bir süreçte, iktidarların halktan saklayacak çok şeylerinin olması kaçınılmazdır. Bu nedenle suçlar sır örtüsünün arkasına saklanacaktır. Bunun için pozitif hukuka aykırı yasal görünümlü bir kılıf tercih edilmektedir!
Takdir hakkı, eşitler arasında ülke yararına yapılan bir tercih için anlamlı olabilir. Keser gibi sürekli olarak kendine doğru yontan bir durum hoş karşılanmayabilir. Demokratikliğin egemen olduğu kurumlarda ve hukukun üstünlüğünün kabul gördüğü ülkelerde takdir hakkı sıfıra yaklaşırken, keyfi yönetimlerde takdir hakkının yaygın biçimde kullanıldığı görülür.
Hukukun kurumsallaşmadığı ülkelerde, yetkili ve sorumluların sorumsuzca davranma ayrıcalığı olarak algılanmakta ve uygulanmaktadır takdir hakkı. Oysa yetki kullanımı her koşulda hukuka ve kamu yararına aykırı olmamalıdır. Aslında bu ölçütlere tüm varlıkların yararına aykırı kullanılamayacağı kesin hükmü eklenmelidir. Buna aile içi keyfilikler ve sahip olmaktan doğan hak kullanımlarının da eklenmesi gerekmektedir. Hiçbir yetkilinin sorumsuzluğu ileri sürülemez. Seçilmek veya atanmak bir ayrıcalık yaratmaz. Tüm eylem ve işlemlerin yargı denetimine tabi olması gerekir. Takdir adı altında yapılan şey ya bir eylem, ya da bir işlemdir. Bunun yargı denetimi dışında tutulması için haklı bir neden ileriye sürülemez. Çünkü sonuçta yöneten ya bir atanmış, ya da kendisine yetki verilen bir seçilmiştir. Bunların tekrar nitelikli işlemleri ve benzerlerini yapmalarında bir sakınca yoktur. Yönetenlere yetki devrinde bulunanların çoğunluğunun istemlerini karşıladığı sürece de sorun yok.
Bir konunun sır olup olmadığına bağımsız yargı karar vermiyor ise, bu işi bir yetkilendirilmiş olan yapıyordur. Böyle bir karar doğru olsa bile ilkeler açısından zorunlu haller dışında tercih edilmemesi gerekir.
Yaşamın olanca karanlığıdır inanç bakarı;
Ayakta durmak yerine kurtuluşu sığınmakta bulur!
Sapar en kör karanlığın dipsiz akşamlarınaVe
umutsuzca bir el yordamına tutsak olur!