Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Şeyh…

  • 20 Eylül 2018 Perşembe


Merak bu ya…
İnsanı zamansız ve amansız bir biçimde dürter.
Giderilmek ister.
Anlamak ister; öğrenmek ister.

Bu satırları karalayan kişi de bu merakın deştiği çukurun içine yuvarlandı ve [her nedense] “şeyh”lik üstüne sorular sormaya başladı.
Bastı internetin düğmesine.
Açılan sayfada Google [amca değil] halaya sordu:
- Şeyh ne demek?
“Hala”nın verdiği yanıtlardan gözüne çarpan birkaç satırı yazısının içine aşağıdaki şekilde aktardı.
Şöyle diyor örneğin Ekşi Sözlük”de yer alan satırlar:
§ Şeyh, tarikatın lideri anlamına gelir.
§ Lider, bir karar verdikten sonra ona itaat etmek müritleri için şarttır. Karar yanlış da olsa bunda bile bir sevap vardır.
§ Öyleyse itaat, hiç şüpheniz olmasın ki, mutlak galibiyetin ilk şartıdır. Evet, buna özellikle vurgu yapmak istiyorum! Efendim; "elmayı seviyorum diye kurdunu da sevmek zorunda mısın?" gibi sudan bahanelerle lidere sadakati rafa kaldıranlar fitne ve fesat çıkarmaya zemin hazırlayan küçük ve zavallı insanlardır.
§ Gerçek bir liderse, enerjisini ve ışığını ümmetin üzerine her zaman yayabilmelidir. Zira bir kavmin efendisi kavmine en çok hizmet edendir.
§ İnsanların bir lafına tebaa, bir lafına köle olduğu yaratıklar. Bir başka deyişle light-peygamber anlayışı…
§ Arap ülkelerinde kabile ya da aşiret başkanı.
§ Buradaki en büyük yanılgı, insanların birer kurtarıcı beklemelerinden kaynaklanıyor.

Demek ki, kavramın merkezinde “Arap kültürü” var…
Mütedeyyin ortamlarda dine yaslanarak hüküm sürmek isteyen, nispeten laik eğilimli didişme merkezlerinde ise, düşüncesini lidere ipotek eden toplulukların burunlarına halka geçiren yönetim biçimi…
Şeyh tabasının efendisidir.
İnsanlar yerlerde oturdukları için ayakta duran liderlerini kendilerinden yüksekte görürler.
Müritler sadece düşüncelerini ipotekle kalmazlar, aynı zamanda iradelerini de şeyhlerine tutsak etmişlerdir.
Şeyh ne derse o olur!
Onun çevresinde biriken kişiler bu garip düzen içinde kişiliklerini de ona emanet etmişlerdir.
Şeyhin elinde tuttuğu oltanın ucunda canlı bir yem vardır.
Yem belli belirsiz vaat edilen gelecek umududur.
Ama hiç kimse şeyhin gerçek amacını bilmez.
Sorgulamaz.
Düşünmez.
Çünkü, düşünce üzerinde ağır bir ipotek yükü vardır.
İpotek alacaklısının elinde ise, her gün yeniden parlatılan bir yem torbası…
Bu düzenin siyasal adı feodalitedir.
Şeyh ise, bir feodal.
Tebaa ise, serf!
İşin özü ve esası ise bu tahterevallidir…
Bir aşağı/bir yukarı… Sallanır durursunuz.

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com