Selma Erdal

Tüm Yazıları


Sen Türk Halkı

  • 09 Ekim 2020 Cuma



Küreselleşme kavramı; sürülmeden Dünya sömürü pazarına, Dünyanın Efendileri / Egemenleri Ulus Devletleri koymak için mezara pek anlamlı kavramlar türettiler. İşte bu bağlamda türetilen kavramları bir kez daha anmadan önce anımsayalım haklarımızı şu Cumhuriyet yönetiminin ve demokrasi kavramının bize sunduğu olanakları ki onlar kısaca iki başlık altında toplanırlar:
1.Kuşak Haklarımız ki onlar Siyasal Haklarımız
2.Kuşak haklarımız ki onlar da Sosyal Haklar
Bilindiği gibi Siyasal Haklarımız derdest edildi, TEK SES'e teslim edildi. Yasama-Yürütme-Yargı; tek elde toplandı, buna karşı çıkanlar coplandı.
Sosyal Haklarımızı da KÜRESEL SERMAYE ezdi geçti; ne sosyal güvence, ne sendika... Çok konuşana, kafa kaldırana; işte orada duruyor sanduka...
Dolayısıyla küreselleşme kuramcıları; dindirmek için toplumdaki sancıları, afyon, uyuşturucu niyetine hemen giriştiler yeni bir türde haklar üretimine ki buna da "Üçüncü Kuşak Haklar" adını koydular ve buyurdular:
-Çok önemlidir küreselleşme bağlamında Hayvan Hakları, Kadın ve Çocuk Hakları, özellikle de Eşcinsel Hakları ve de Çevre Hakları... Oturun, oturduğunuz yerde; yemeyiniz başka haltları!...
Bırakın Muhteşem Küresel Efendiniz'e Dünya'yı sömürmeyi şey pardon yönetmeyi!...
Şu Covid 19 nedeniyle, bir kez daha düşünmek istedim Küreselleşme kavramı ve onun tek düşmanı ULUS DEVLET kurumu üzerine... Üstelik de salgın gerekçesiyle ülkemiz ve halkımız uluslararası bağlamda giderek dışlandıkça...
Oysa şu Küreselleşme kavramı; nasıl da anlamlı içeriklerle tanıtılmıştı Dünya Kamuoyuna...
Küreselleşme ne demekti ?...
- Ülkeler arasındaki ekonomik, politik, toplumsal ilişkilerin yaygınlaşması ve gelişmesi...
- İdeolojik ayrımlara dayalı kutuplaşmaların çözülmesi...
- Farklı toplumsal, kültürel, inanç ve beklentilerin daha iyi tanınması...
- Ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaşması...
Böylesi değişik görünen, ancak birbiriyle bağlantılı olguları içeren, bir anlamda maddi ve manevi değerlerin ve bu değerler çerçevesinde oluşmuş birikimlerin ULUS DEVLET sınırlarını aşarak Dünya genelinde yayılmasıdır.
İşin gerçeği Küreselleşme;
-Kapitalizmin gelişmesinde bir aşamadır.
-Emperyalizm (sömürgecilik) denen olguya saygınlık kazandırma, emperyalizm karşısında çaresizlik yaratma, dolayısıyla küresel güce karşılık, ulus devletleri küçük, güçsüz görüp, son aşamada teslim alma girişimidir.
-Bir kapitalist enternasyoneldir. Marksizm işçilerin enternasyonelini gerçekleştirememiştir ama Globalizm ki Türkçesi ile Küreselcilik; kapitalin, paranın, sermayenin enternasyonelini, Türkçesi ile uluslar-arasıcılığını gerçekleştirmiştir, dolayısıyla bu da sömürgeciliğin yükselmesi ve sömürgenlerin birleşmesidir.
- İnsanlığı; kurulmak istenen "Dünya Devleti"ne, demokratik olmayan bir imparatorluğa götüren araçtır.
-Hızla gelişen ulaşım ve iletişim olanaklarının getirdiği ilişkiler ağının yoğunlaşmasıdır ki buna GLOBAL RULET(Türkçesi ile küresel kumar oyunu) da denmektedir.
-Modernleşme olgusunun bir sonucudur.
-Ülkeler, sistemler arasındaki farklılıkları yok sayan bir idealdir; ulusal kimlik yerine, küresel kimlik oluşturma girişimidir. Dolayısıyla ulusal kimlikler yok oldukça, ulusal devletleri de yok etmek kolay olacaktır.
Ve küreselleşme kuramcılarının söylediklerinin dışında, Prof. Dr. Mümtaz Soysal hocamızın deyimiyle küreselleşme; geçmiş yüzyıllardaki emperyalizm (sömürgecilik, yayılmacılık) anlayışının günümüz koşullarına uyduruluş şeklidir.
En anlaşılır özle ve sözle KÜRESELLEŞME kavramı böylesine berbat bir canavardır ki bu canavara karşı kendimizi korumayabilmemiz için elimizdeki tek güç de Ulu Devletimiz'dir.
Bu böyle biline !...
Ulus Devlet ve ulusal kimlik düşmanlarının beyninize soktuğu tüm yanlış düşünceler siline !...
Tez günde ATATÜRK İlke ve Devrimleri'nin özüne dönüle !...
Özellikle Devletçilik, Ulusalcılık, Cumhuriyetçilik kavramları daha bir özümsenile !...
Yoksa ülkemiz de, devletimiz de olur toz duman ve bir zerrecik bile geriye kalmaz Türk Ulusu'ndan !...
Bir kez daha anımsayalım dünü, dünde kalanları:
Küreselleşme ile birlikte; sen istemesen de küresel şirketler Kazdağları'nda, Bergama'da altın aradı ve çıkardı.
İstanbul'un yedi tepesi; Araplar'a satıldı.

Sen istemesen de İznik Gölü'nün kıyısına CARGILL şirketini kondurdu...Fırat'ın, Dicle'nin suları, mayın temizleme kandırmacasıyla Güneydoğu'nun tarım toprakları İsrail'e pazarlanı-yor-du ki Türk Halkı çabuk uyandı...
Daha saymaya gerek var mı?...
Sen her şeyi görüyorsun, biliyorsun, anlıyorsun ve karşı çıkıyorsun Eyy Türk Halkı; Ulus Devleti'ne, ulusal kimliğine iyi sarıl, ez bu küresel canavarı ve elbette ki yerli işbirlikçilerini de... Ama bil ki şu küreselleşme kavramı çerçevesinde, sınırlarını aşıp gelen bir de Covid 19 neden illet var bildiğin gibi ve görüyorsun ki onunla savaşımda da kimsecikler yok yanında; aman sen sen ol, iyi bak kendine!...