Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Şekerimiz.

  • 16 Mart 2018 Cuma


Üç beyazın(un, şeker, tuz) kontrollü tüketilmesi gerektiği sürekli olarak vurgulanır. Bu uyarı özellikle sağlık açısından kaçınılmazdır. Şimdi ise, NBŞ’nin zararlarından söz edilmektedir. Öncelikle obezliğe, şeker hastalığına ve daha önemlisi kansere neden olduğu ileri sürülmektedir. En masum gözüken obezlik bile insanların mutsuzluğuna neden olmaktadır. Obezler, dinlenirken bile yük taşıyan biçarelerdir. Bedeni kendisine yük olan insanın sorunu yok sayılamaz. NBŞ’li şeker sürekli olarak açlık hissettirdiğinden, kaçınılmaz bir sonuçla karşı karşıya kalınmaktadır.
Şeker pancarından üretilen(yerli ve milli) şeker ile NBŞ karşılaştırıldığında bu şeker ne insanlarımız için, ne de ülkemiz için yararlı değildir. Yetkililerin ileri sürdükleri tek gerekçe, fabrikaların zarar ettiğidir. Zarar olgusunun ekonomik, siyasi ve sosyal yönünü tartışmak gerek. Özellikle olayın sosyal yanı gözden kaçırılmamalıdır.
Bu fabrikaların tamamı değil, sadece birkaçı zarar ediyor. Üstelik bu fabrikalar bugün zarar etmeğe başlamış değil. Adama sormazlar mı, 16 yıldır neden gerekli önlemleri almadınız? Ama bildiğimiz başka bir şey var; satılmak istenen şeylerin bir kısmı ölmeğe terk edilir ve ölü fiyatıyla bir yandaşa satılır. Zarar eden bir tesisi hiçbir girişimci aynı işi sürdürmek için almaz. Genellikle bu tür işletmeler , öteki varlıkları için alınır. Bu işlemler sonucunda en büyük zararı toplum görür.
Şeker olayında 2.5 milyon kişi geçimini bu sektörden sağlamaktadır. Ekim olayı ekonomiye farklı biçimlerde katkı sunar. Ayrıca ürün değerlendirmesinde ortaya çıkan yan ürünler yadsınmamalıdır. Hayvancılığımızda yem önemli girdilerden biridir ki; samanı dışarıdan alırız. Oysa küspe hayvanların beslenmesinde en değerli ürünlerden biridir. Ayrıca etil alkol üretimi de yabana atılamaz.
Eğer bu fabrikalardan bazıları zarar ediyor ise, bu çiftçimizin ve o sektörde iş yapanların suçu değildir. Sorumlu olanlar fabrikaları yönetemeyenler ve onları o görevlere getirenlerdir. Kamu işletmelerinde yandaş kayırmak ülkeye ve halka zarar vermektedir.
CHP’nin ekonomiden sorumlu başkan yardımcısı Aykut Erdoğdu şu eleştiriyi yapıyor:
“Sarayın 13 günlük harcaması şeker fabrikalarının tüm zararını karşılıyor. Saray harcamalarında 30’da 1 oranında tasarruf etse milli şeker sanayimiz ve bu fabrikalardan geçinen 2,5 milyon insanımızın geleceği kurtulacak” dedi ve devamla:
“Bu fabrikalar 2,5 milyon insana iş ve aş sağlıyor. Devletin resmi rakamlarına göre, şeker fabrikalarının 2016 zararı 76 milyon. Aynı yıl saray 650 milyon TL ve 1 milyar 650 milyon TL örtülü ödenek harcaması yaptı. Yani devletin resmi kesin hesaplarıyla kıyaslarsak, sarayın 13 günlük harcaması ile şeker fabrikalarının tüm zararı karşılanıyor. Söz konusu dönemde saray günde 1 milyon 600 bin TL harcamış. Bu sarayın dakikada 4 bin 281 TL harcadığını gösteriyor. Rakamlar milletin sırtına kimin yük olduğu gösteriyor. 2,5 milyonun ekmek kapısı şeker fabrikaları değil, israf batağındaki saray bu milletin sırtına yük.” Dedi.
Asıl sorun, tercih edilen temel politikalarda. Ülkenin genel çoğunluğunu oluşturan ve emeği ile geçinenler için mi yoksa küresel sermayeye hizmet eden aracılar için mi politika üretilecek?
“Pancar bazlı şeker üretimi yapan fabrikaların nişasta bazlı şeker üretimi yapan uluslararası şirketlere satışı halk sağlığı açısından ciddi sonuçları olacak bir girişim. Nişasta bazlı şeker kullanımının kanserden kısırlığa pek çok hastalığa neden olduğu tıbbi bir gerçek. Bunun yanında Mehmet Cengiz’in 450 milyonluk vergi borcunu bir kalemde silebilen güçlü Türkiye’miz için, 31 milyon zarar etti diye fabrika satmak pek inandırıcı bir gerekçe sayılmaz. Yatırım yapılmamasına ve şeker pancarı ekiminin her geçen yıl azalmasına rağmen fabrikaların ülke ekonomisine katkısı 550 milyon dolar.”(GÖZDE BEDELOĞLU-BİRGÜN)