Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Seçimin ardından şahsi kritik

  • 30 Haziran 2018 Cumartesi


Seçimi geride bıraktık. Belirlenen ilk tarihten itibaren, seçim bitene kadar yaşanan çalışmalara bakıldığında, her şeyin doğru gittiğini gözlemledik. Her seferinde siyasetçiler konuşur, seçimin sonunda seçmen kaybederdi. Yine aynı oldu demek isterdim ama, bu sefer her şeyi seçmen kaybetti görünüyor.

Neden bu hale gelindiğini anlamak mümkün değil. Seçim çalışmalarında, halkın büyük bölümü meydanları doldururken, içimden geçen tek kelimenin bu işin muhalefet yönünde başarılı olacağı yönündeydi. Sosyal medyadan anlaşılacağı üzere, seçimin ardından birileri günah keçisi ilan edilmek isteniyordu. Kim tarafından diye şöyle bir araştırırsanız, muhalefette yer alan her türlü seçmen tarafından olduğunu görmek o kadar da görülmez değildi. Alanlarda yapılan söyleşilerin ardından Sn. İnce’yi destekleyenlerin yanında, ona burun kıvıran diğer tabandan kişiler de yer aldı. Mesela en çarpıcı olanı ve bana enteresan gelen, “Kardeşim, Muharrem İnce neden insanları toplamıyor, ortalarda yok. Hani falan yerde olacaktı.” Buna benzer daha pek çok söz. Yazanı inceledim. Başka bir partinin destekçisi bir hanım çıktı karşıma.
Acaba diyorum kendi kendime. Seçimde başka partilere destek verilmese miydi? Yanlış bir politika izlendi hissi yaratıyor benim algılarımda. Muhalefet cephesinde iyi bir yerde duranlar ortada. Meydanlarda büyük kitlelere hitap eden İnce ile seçimde kısıtlı imkanlarıyla kimseye ulaşamayan Demirtaş, kanaatimce çok daha başarılı oldular. Peki hadi Demirtaş cezaevinde, ya diğerleri. Diğerlerinin seçmeni kalkacak başka birine söz edecek. Diyecek ki, sen seçim akşamı görünmedin. Neredeydin. Sen ilk defa kendi liderine bir sor bakalım neredeydin diye.
Seçimden önce, parti adaylarının belli olması için gerekli imza konusunda yapılan çalışmalarda, partinin ileri gelenlerinden biri, beni arayarak, 100 bin imzaya ihtiyacımız var. Senden imza istiyorum dediğinde, ben cevabımı tatlı bir dilde kullanarak, kusura bakmamasını ilettim. Bana küstü mü evet küstüğüne inanıyorum. Peki sonunda ne oldu? Paşam 100 bin oyla aday oldu. Peşine ona destek verenlere hakaret eder gibi sözlerle başka şeyler fısıldadı. Aslında çok üzülmüştüm. Neden böyle davrandım diye. Şimdi ise böyle düşünmüyorum. Kaldı ki, az önce bahsettiğim hanım, bu tür serzenişte bulunurken, neden kendi liderine neredeydin diye sormadılar.
Bence, kimsenin tesiri altında kalmadan, Sayın İnce’yi uzun yıllardan sonra aldığı başarıdan dolayı kutluyorum. % 30.80 başarılmış bir yüzdedir. Demin bahsettiğim gibi, eğer başkalarına oyumuz yansımasaydı, bu sayı daha da farklı olacaktı. Çünkü halkın büyük kısmı ona inanmıştı. Şimdi ne oldu dersiniz? Olanlar partinin ne geçmişine ne de geleceğine yakışır halde değil. Parti lideri, etrafına bakarak, parti içi yaşanacak olan demokrasinin önünü asla kesemez. Nedeni ise barizdir. İşte partinin önünde yaşanan Salı akşamı yapılan oturma eylemi bunun en bariz örneğidir.