Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Seçimin anlamı

  • 16 Ocak 2019 Çarşamba


Bir seçim, seçilen ve seçenler açısından; adil, eşit ve demokratik olmalıdır. Özgürlüğü tanımladığımızda, “seçenek kullanabilmektir” deriz. Özgürlük en büyük sınavını seçimlerde verir. Öncelikle seçenlerin ve seçilenlerin özgür bireyler olması gerekir. Kendisine emredildiği için, bu emri bir görev kabul ederek seçime girenin özgür iradesinden söz etmek güçleşir. Böyle bir görev algısı olanın seçimin siyaset olmadığını savunması yadsınamaz.
Seçimin adil olması, konu ile ilgili yasaların her boyutta her kişiyi bağlaması ile olanaklıdır. Kendisini yasaların üstünde gören veya çıkarları nedeniyle yasaları tanımayanların eşitliğinden söz edilemez. Hangi biçimde olursa olsun, görevlendirilen kişilerin yetkileri mevcuttur. Bu yetkiler aynı zamanda tartışılamaz bir ayrıcalıktır. Ayrıcalığın olduğu yerde eşitlikten söz edilemez!
Kurumların görevi; yasa, yönetmelik ve tüzüklerin ayrıcalıksız olarak uygulanmasıdır. Kurumlar, toplumun güvenlik duygularını pekiştiren tarafsız organizasyonlardır. Her oyun kuralına göre oynanmalıdır. Bunu uygulayacak olan kurumlar, oyun sürerken kural değiştirilemeyeceğini bilme sorumluluğuna sahip olmalılar.
Genel seçim havasına dönüştürülen bir yerel seçime gidiyoruz. Seçim demokrasinin olmazsa olmazlarındandır. Demokrasi sadece seçimden ibaret değildir. Seçimin şeffaflığı önemli bir gerekliliktir. Seçim sürecinde adayların eşitliği her koşulda gözetilmelidir. Özellikle medya bu konuda fırsat eşitliğine özen göstermelidir. İstem, beklenti ve projelerin seçmenlerin en kolay biçimde erişimlerine sunulabilmelidir. Seçim yerel olsa bile, hizmete ilişkin projeler, ülke yararı temelinde değerlendirilmelidir. Sorunların çözümünde belirleyici olan sadece yetkilendirilenlerin iradesi olmamalıdır. Her koşulda çözümler, soruna taraf olanların katılımlarıyla belirlenmelidir. Takdir hakkı olabildiğince azaltılmalıdır. Takdir hakkı fırsat eşitliğini sakatlar. Kurumsallaşma bu açıdan önemli ve gereklidir. Belirleyici olan, kurumların ilkeleri olmalıdır.
Fırsat eşitliğini gözetmeyen bir seçim ne adil olabilir, nede demokratik. “Ama” sız ve “fakat” sız bir özgürlük ve aynı şekilde bir eşitlik istemek en doğal hakkımızdır.
Temel haklara ilişkin tüm özgürlüklerin kısıtlanmadan kullanılabildiği şeffaf ve demokratik bir ortamda yarışabilmektir önemli olan. Böyle bir yarışın önde gideni, hakkıyla temsil yetkisini kazanmış olur. Ancak, temsil yetkisi sadece yasaların tanıdığı yetkiyi kullanma hakkı kazandırır. Temsile yetkili olan, kim olursa olsun, kendisine yetki verilmeyen konularda, “adına” karar verme yetkisine sahip değildir. Zorunlu hallerde böyle bir yetki kullanıldığı zaman, karar veya kararlar mutlaka usulüne uygun biçimde halkın veya onları temsil edenlerin onayına sunulmalıdır.
Seçime katılımlarda öncelik, sorumlulukların eşitliğidir. Şekil şartı olarak aynı noktada gibi gözükmesine karşın; farklı başlama noktalarında konumlananların varlığı, seçim yapılmadan kazananın belirlendiği kuşkusunu doğurabilir.
Biz bu topraklar için savaşıp, topraksız ölenlerdeniz(!)
Anadolu’da çiçeğe durup, Çanakkale’de solanlardanız!
Bir savaş bakiyesiyiz ki Kafkaslardan da arda kalan;
Türkülerle uğurlanıp, Yemen’den geri dönemeyenlerdeniz!