Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Seçimden sonra...

  • 08 Haziran 2018 Cuma


Seçimden sonra mücadele daha bir gerekli olacak gibi gözüküyor. Kazanması olanaksız gibi gözken AKP; bir biçimde, referandumda olduğu gibi beklenmedik bir sonuçla bizi karşı karşıya bırakabilir. Öyle bir sonuç ülkede yaşamı yaşanılmaz hale getirebilir. Bu istenmeyen sonuçtan kendileri ve yandaşları pek etkilenmeyebilir. Böyle bir sonuç en azından nüfusun yarısını doğrudan etkiler:
“Seçimi kazanırlarsa, bir yandan sıcak paracıları, diğer yandan rantiyeci-ihaleci yandaşları tatmin etmek için taşı sıkıp suyunu çıkaracaklar. Sıkılacak taş biziz. Zamlar, pahalılık, esnek ve güvencesiz çalışma, işten çıkarmalar, vergiler, kamusal varlıklarımıza ve hizmetlere saldırılar artacak.
Bu yüzden de OHAL tipi yönetime, dikta ve baskıya daha da mecburlar. Buna içeride rıza alamayacaklarını biliyorlar. Ve küresel sermaye, Türkiye’deki kazanç ve çıkarları sarsılmadığı sürece ve hatta bunu garantiye aldığı sürece diktayla sorun yaşamadı, yaşamayacak da. Tek istemedikleriyse, kontrolden çıkmış bir Türkiye. Diktatöryal bir Saray Rejimi’ne tek itirazları, Erdoğan’ın faiz politikasıyla ilgili. Sıcak paracıların karlarını garanti altına almak için halkı daha da ezmelerine “akıllı otokratlık” diyorlar, daha ne desinler?” (DENİZ YILDIRIM)
Seçimden sonra iktidar demokratik bir biçimde el değiştirirse, sorunların sadece bir kısmından kurtulabiliriz. Yeni iktidar güllük gülistanlık bir ülke devralmayacak. Bunun için ülkenin sorunları saptanarak öncelikler belirlenmelidir. Ekonomik sorunların büyük bölümü üretimle ilgili olduğu için; örgütlü, bilinçli ve planlı bir üretime yönelmek gerekir. Bu süreçte adil paylaşımla birlikte her alanda fırsat eşitliği sağlanmalı ve güvenceye kavuşturulmalıdır.
Bireylere yaşama katılmaktan yana sorumlulukları hatırlatılarak, sorunların çözümüne bilinçli olarak katılmaları sağlanmalıdır. Bilinçli ve istemli katılım çözümün temelidir. Çözüm demokrasi, çözüm barış ve mutluluk demektir. Çözüme ilişkin bazı önerileri şöyle sıralayabiliriz:
1-En başta insan kaynağı olmak üzere üretime ilişkin tüm olanakları harekete geçirecek önlemler alınmalıdır. Tüketim ekonomisinden hızla üretim ekonomisine geçilmelidir.
2-Tasarruf için her alanda gerekenler süratle yapılmalıdır;
a-Saraylar ulusun sırtına yük olmaktan kurtarılmalı ve onlardan daha akılcı biçimde yararlanmak için gerekenler yapılmalıdır.
b-Ülkedeki uçak ve araç savurganlığına son verilmeli ve derhal ihtiyaç fazlası gözükenler satılmalıdır.
c-Tüketim ekonomisinde üst düzey tüketici olan danışmanlar ordusunun görevine son verilerek yeniden DPT kurulmalıdır.
d-Üst düzey görevlerden emekli olan kişilere sağlanan ayrıcalıklara son verilmelidir.
e-Ülkeyi zarara uğratan projelerden vazgeçilmeli(Kanal İstanbul, Nükleer Santraller ve Kent Hasta haneleri) Bu projelerde ülke yararına olmayan anlaşmalar iptal edilmeli ve buna neden olanlardan hesap sorulmalıdır. Aynı kapsamda haksız kazanç elde edenlerin varlıklarına el konmalıdır.
f-Kuralına uygun olarak gerçekleştirilmeyen tüm ihaleler titizlikle incelenmeli ve yasal gerekler yerine getirilmelidir.
3-Ülkenin gerek duyduğu kurumlar kurulmalı ve ülke yararına olmayan kurumlar tasfiye edilmelidir. Bu kapsamda Diyanet İşleri ya kapatılmalı ya da normal sınırlarına çekilmeli ve görevleri laiklik temelinde belirlenmelidir.
4-Özerk kurumların içişlerine hiçbir biçimde müdahale edilmemelidir. Üniversiteler yöneticilerini kendileri seçmelidir. Yargıdaki iş ve işlemler, yargı mensuplarınca yerine getirilmelidir.
5-En kısa zamanda güçlü bir parlamenter sisteme dönülmelidir. Bunun için;
a-Milletvekili sayısı azaltılmalıdır.
b-Vekillere gerçek bir kürsü dokunulmazlığı sağlanmalı ve vekillere sağlanan ayrıcalıklara son verilmelidir. Vekillerin maaşı asgari ücretin birkaç katı(sabitlenmelidir) olmalıdır. İktidarların vekillere rüşvet vermesine son verilmelidir.
6-Kurtarma, yardım, teşvik adı altında sermaye aktarımlarına son verilerek bu konularda öncelik halka tanınmalıdır. Devlet halkın devleti, ordu halkın ordusu ve polis halkın polisi olmalıdır.
...