Selma Erdal

Tüm Yazıları


Seçim...Fransa...Tarih...

  • 31 Mart 2018 Cumartesi


Ufukda erken seçim göründü gibi...Aman,aman!...Yelkenler fora, oylarımız heba olmasın, bizden yana geçsin hora...Bu nedenle geçmiş seçimlerden aldığımız derslere göre; açalım gözlerimizi...Yoksa bu seçimlerin ardından kim bilir belki de bir daha hiç söyleyemeyiz ne iyiye, ne de kötüye ilişkin sözlerimizi...Çünkü bugünden sarmaya başladı benliklerimizi; seçimlerin kaygısı, umudu ya da her türlü endişesi ve de entrika beklentisi...Ve çok iyi bildiğimiz gibi; PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ...PARAYI VEREN OYU ÇALAR...Bununla birlikte Okyanus ötesine ve de orada beslenen CEMAAT'e bel bağlayanlar da aval, aval bakar ...Oyları çalmak; yalnızca sandıkları aşırıp, içindeki oyları boşaltıp, yerine kendi oylarını koymakla olmaz. Bunun bir de doping diye tanımlayabileceğimiz bir yöntemi var ki... O da herkesin çok iyi bildiği gibi; resmi olarak 4 milyon, bizden saklanan sayısıyla kim bilir ne kadar olduğu bilinmeyen şu Suriyeli oyları...Son yıllarda tüm siyasetçiler, pek çok konuda örnekler verirken; ayaktopu literatüründen yararlanıyorlar ya, biz de onlardan geri kalmayalım aynı yönteme başvuralım ve düşüncemizi açıklayalım:SPORDA KİMYASAL DOPİNG YAPARSAN; DİSKALİFİYE OLURSUN...SEÇİMDE SİYASAL DOPİNG YAPARSAN NE OLURSUN ?...Çünkü Suriyeli oyları; dopingin daniskasıdır hiç kuşkusuz... Bu doping için UEFA'ya gidemeyeceğimize göre... Öyleyse ne yapılsın?... Hukukçuların elleri armut toplamasın...YASALAR; İŞLESİN, İŞLETİLSİN DERİM BEN KENDİ ADIMA...Eğer ki yeniden harama, hile katılacaksa...Yine AKBABALAR'a gitmeyen oylar çöpe atılacaksa... Bu durumda ne yapmalı?..."REİKİ'YE, YOGA'YA, TAROT'A, FALCI'YA...SON KERTEDE DE BİR TARİKATA KAPILANMAK LAZIM...BU ÜLKEYE DEMOKRASİ ÇOK BÜYÜK, ÇOK" diyerek, düşünen beyinlere kocaman bir asma kilit takmalı, "kapalıyız" yazısıyla birlikte...
Seçim sonuçlarına ilişkin endişelenme durumlarımızı bir an için ertelersek, karşımızda duruyor koskocaman bir tümce:-Amerika'yı ürkütdük!...Suriye'den çekiliyorlar...Aman da, aman...Sevin de kimseye söyleme!...Amerika çekilse ne olur; işte geliyor beşin biri...Sen istediğin kadar parala kendini; "Dünya beşden büyükdür" diye...Bir de soruyorlar boş, boş ve de Tarih bilgisinden yoksun bir cahillikle (İlber Hocamıza saygılar)...Be hey aymazlar, TARİH okumazlar...Kendinize göre; düzmece bir Tarih yazacağınıza, dün neler yaşanmış, şöyle bir dönüp de geriye baksanıza!...Yedi düvelin hani şu Hasta Adamı; kadavra niyetine, ederken paramparça Fransa nerelere daldı, şöyle bir anımsasana!... Bugünkü Suriye ve özellikle de Hatay; değil miydi Fransızlar'ın işgali altında?...Suriye'nin hamisi, uzakdaki abisi; Rusya'dan, Çin'den önce değil miydi her zaman Fransa?...Suriye ne zaman dost oldu sana?... PKK'yı topraklarında barındıran Suriye;tanık olmadı mı Bayan Mitterand ile PKK'lı elebaşlarından birisinin; kamp çadırlarında yaşadıkları seksüel içerikli büyük bir aşka?... PKK'ya yıllardır yataklık eden Suriye; onları besleyip, büyüten de elbette ki yalnızca ABD ya da Almanya değil, Fransa'nın katkıları belki de çok daha fazla...Ve PKK'lı katillere; en çok sığınma hakkı tanıyan ülke de değil midir Fransa?... Siz bunları bile, bile; hala gidin Paris'de evlenip, balayınızı geçirin...Fransız parfümleriyle, şaraplarıyla, dantelleriyle kendinize elegant yaşamlar biçin...Sonuç olarak; Suriye topraklarını kendi malı belleyen, garantör devlet tavrında o toprakara gelmeği kendisine hak bayram bilen Fransa...Aman dikkatli olun da HATAY'ı kapmasın Yeni Osmanlı Devleti'nin elinden!...Çok bilinen bir sözler dizini vardır; Tarih tekerrürden (tekrardan) ibaretdir biçiminde dile getirilen. Ola ki TARİH denen bilimi; çok iyi bilmezsen, aynı yanlışlara yeniden düşersin...Özellikle de okullarda gençlerine gerçek Türk Tarihi'ni öğretmezsen ve bunu da özellikle Mustafa Kemal ATATÜRK'ü görmezden gelmek, yok saymak amacıyla yaparsan...İşte o zaman çuvallamağa mahkum olursun.Fransa da gelir, bakarsın yarın öbür gün İtalyan da gelir, Yunan zaten İngiliz abisine/hamisine güvenip dikilmeğe çalışıyor yıllardır.Ve Tarih demişken...30 Mart 2018 günü; bir saatçi dükkanına girdim, masa üstü bir çalar saat almak için...Dükkanda genç bir kadın, bir kol saatine pil takmak için uğraşıyor ve iki türbanlı genç kız da onu bekliyor.Rica etdi, biraz bekler misiniz diye, elbette dedim... Ve elimde de Mavi Didim gazetemiz. Türbanlı kızların ilgisini çekdi; gazeteyi gösterdim.Doğal olarak fotoğrafımı görünce, ilgilendiler. Hangi konuda yazıyorsunuz diye sordular; genellikle siyasal içerikli yazılar diye yanıtladım. Dediler ki biz siyasetle ilgilenmeği çok seviyoruz.Yüzlerine bakdım; elbette ki önyargıyla...Sonuç olarak onlar türbanlıydı ve kuşkusuz günümüzün egemenlerinin yandaşıdır diye düşündüm. Öğrenci misiniz diye sordum; "evet, İmam hatipliyiz" dediler. Bu durumda siz siyasetle nasıl ilgileneceksiniz ki, TARİH bilmeyen siyasal yorumlar yapamaz, siyasal olaylara ilişkin öngörülerde bulunamaz. Çünkü dünü bilmeyen,bugünü anlayamaz, yarına ilişkin öngörülerde bulunamaz, kısaca siyaset santrancını iyi oynayamaz dedim. Özellikle de siz aldığınız eğitim gereği; olaylara, oluşumlara, olgulara dinsel yorumlar getirebilirsiniz ancak ve siyasetde de böylesi yorumların yeri olmaz, yanlışdır bu dedim... Kızlar sözü aldılar ve yakınmağa başladılar:-Haklısınız Tarih bilmiyoruz ama,Din Eğitimi de almıyoruz. Okulumuz İmam Hatip ama hiç bir şey öğrenmiyoruz. Ne dinsel, ne de güncel hiç bir bilgiyi doğru dürüst almıyoruz.Eve gitdiğimizde namaz bile kılmıyoruz. ailelerimiz de kılmıyorlar. Ama zorunlu olarak İmam Hatipli olduk...Ve "Boşu boşuna yıllarımız geçiyor" dediler...Ülkenin genel durumu bu...Siyasetçiler Tarih bilmiyor,uluslararası ilişkileri hiç bilmiyor. Eğitim düzenini allak, bullak etdiler; gençler hiç bir şey bilmiyor. Örneğin; İmam Hatip Lisesi olarak öğrencilere ne dinsel eğitim yeterince veriliyormuş, ne de Tarih, Coğrafya, Matematik ve fen dersleri....Ne din bilgili imam- hatip, ne de Fen ya da sosyal bilgilerle donanmış gerçek bir lise eğitimli bireyler...Daha açık bir anlatımla; bu gençler devekuşu gibi...Ne deve, ne kuş..İşte bir kısır döngü; dindar gençlik yetiştireceğiz diyerek, eğitim düzeni alt-üst edildi. Ama ortada ne dindar bir gençlik var...Ne de Tarih, Coğrafya, Matematik bilen genel kültürü oluşturulmuş bir gençlik var...Kısacası; Amerikan filmlerinde gördüğümüz, o cahil ve bilgisiz Amerikan gençliği gibi boş bir nesil geliyor. Ve onlar ülkenin geleceği olarak hazırlanmakdan, bilgiyle donatılmakdan o kadar uzaklar ki...İşin ilginç yanı; kendileri de bunun ayırdındalar..."Fransa; Suriye'ye asker gönderiyormuş...Aa nasıl olur?..."diye yağıp, gürleyen siyasetçileri de anlamakdan ve onları eleştirmekden de o kadar acizler ki...
Belki başı türbanlı ama beyinleri pırıl, pırıl bu iki genç kız gibi; yaşananların ayırdında olan, soran ve sorgulayan bir kaç kişinin daha ortaya çıkması olası değildir kanımca...İşte bu kızların karşıtı olan boş beyinlilere de; "Kurtuluş Savaşı'nı, Çanakkale Zaferi'ni Gazi Mustafa Kemal değil, YEŞİL SARIKLILAR kazandı" dediklerinde, inanacak milyonlarca beyin-siz var... Birazcık beyni olanlarsa da hiç kuşkusuz şu soruyu sorar:-Şu Yeşil Sarıklılar; demek ki ATAM'ı çok seviyorlarmış ki O'nun yerine savaşmışlar. Acaba ADAM'ı sevmiyorlar mı ki Afrin'de ortaya çıkmadılar da, bunca gencimiz şehid oldu?...
TARİH; okunmalıdır...Okunmalıdır ki yedi düvelin tahriklerine karşı, ussal eylemler, söylemler ve en önemlisi de çözümler üretebilmelidir siyasetçiler...Yoksa...Geleceğimiz pek parlak olmaz...