Gündüz Murgul

Tüm Yazıları


Sarıkamış Gerçeği

  • 07 Ocak 2019 Pazartesi


İttihad ve Terakki Lideri Enver Paşa’nın Sarıkamış Harekâtı yıldönümü nedeniyle “Türkiye Şehitleriyle Yürüyor” etkinliğini izliyorum. Siyasi erk marifetiyle yurdun değişik yerlerinden Allahuekber Dağları’na gelen katılımcıların tavırlarında elim bir olay karşısında takınılacak vakur duruştan eser yok. Hele genç katılımcılar bir karnavaldaymış havasındalar. Belli ki öğretmenleri Sarıkamış gerçeğini kendilerine gereğince anlatmamış/anlatamamışlar.
Yıl 1960.
Kars Lisesi.
Gerçek adını bilmediğimiz “Kulaksız” takma adlı bir öğretmenimiz vardı. Eskimiş paltosunu bir sonraki kışta tersyüz ederek giyecek kadar yoksuldu, ama bilgiliydi; bildiklerini olanca gerçekliğiyle bizlere iletecek ölçüde yurtseverdi.
“Kulaksız “ Hocamız, Enver Paşa’nın ihtirası yüzünden Sarıkamış’ta bir facia yaşandığını buğulu gözlerle anlatır ve kafama kazınan son sözünü söylerdi:”Sarıkamış’ta donarak can veren vatan evlatlarının vebali, kaloriferli saraylarda karar verenlerin üzerinedir.”
Rivayet olunur ki...
Enver Paşa’nın hocası Hasan İzzet Paşa, Alman emperyalizminin stratejik çıkarları doğrultusunda alınan harekât kararının mevcut donanım ve ağır kış şartlarında intihar olacağını belirtir. Enver Paşa; “Dua et hocamsın, yoksa seni burada idam ederdim” diye çıkışır. Başka subaylar da itiraz ederler. Bu subaylar Köprüköy’de kurşuna dizilerek, bir kısmı da asılarak infaz edilir.
Yine rivayet ederler ki...
Büyük bölümü Yemen cephesinden yazlık kıyafetleriyle getirilen 130 bin kişilik ordudan bir kısmı soğuktan, hastalıktan, kurşundan ölür. Diğerleri Ruslara esir düşer. Ağır hezimeti, “Şeref hariç her şey bitti” diye bildiren Hafız Hakkı Paşa’ya Enver Paşa’nın cevabı ibretliktir: “Bunlar nasıl olsa bir gün ölecek değiller miydi?”
Anladık, askerlik yangelip yatma yeri değildir. Ancak kişisel ihtiraslar uğruna ölmek ya da öldürmek yeri de değildir. Sarıkamış gerçeğinden ders alacaksak, vatan evlatlarının ölümü boşuna olmamış olacaktır.