Musa Dinç

Tüm Yazıları


ŞAİR OGÜN KAYMAK İLE SÖYLEŞİ

  • 13 Ocak 2018 Cumartesi


Tarsus Anadolu Sağlık Meslek Lisesi’nde meslek dersleri öğretmenliği yaptığım dönemde; hemşire adayı olan öğrencilerimiz, Tarsus Devlet Hastanesi’ne uygulamaya giderlerdi; görevim gereği haftada iki gün hastaneye giderdim.
Dr. Ogün Kaymak Bey ile orada tanıştık. Edebiyat kulvarında olmamız, tanışmamızı sağladı ve dost olduk. O, bana bir kitap şiir setini armağan etti, ben de ona kendi kitaplarımdan ve editörlüğümde çıkan kitaplarımdan bir seçki yaparak armağan ettim. Hastane ortamında İkimiz de yoğun bir tempoda çalıştığımız için, boş bir anımız yok gibiydi. Zaman yoksunu olduğumuz için gönül rahatlığıyla edebiyat konusundaki sohbetlerimiz hep anlık oldu.
Şiirlerine göz attım, gerçekten harikulade ve büyük haz aldım. Çağdaş Türk Şiir’ine yepyeni soluk verdiği gibi; metafor, öbek, dizeleriyle renk ve tad katan iyi bir imgeleme ustasıyla karşı karşıya olduğumu hissettim. Gündelik yaşamın ayrıntılarından yola çıkarak, şiirlerini dantel gibi ören Şair; aşk, sevgi, devrim, çocukluk ve gündelik yaşam, ilk etapta göze çarpıyor.
Değerli Şair Dostum, Ogün KAYMAK, söyleşi önerime olumlu baktı. Biz en iyisi detayı ona bırakalım.

Musa DİNÇ:Şiirlerinizi yazarken nelerden besleniyorsunuz veya esin kaynağınız?

Ogün KAYMAK: Önce bir tercihimle başlamak istiyorum cevaplamaya Sevgili Musa Dinç. Şiir yazmak yerine şiir çalışmak cümlesi bana daha yakın geliyor kavram olarak. Şiir çalışmalarımı besleyen ise içinde bulunduğum hayat elbette.

Esin kuramlarının tamamı bana her daim fazla metafizik gelmiştir. Esinden ziyade çağrışım, sezgiler ve el yordamıyla ilerleyen bir bilinç çalışması demek daha doğru gibi.

Musa DİNÇ:Şiirleriniz kentli şiiri midir?

Ogün KAYMAK: Kimlikle ilgili bir soru sanırım bu. Bireyselliğimin şekillendiği yıllar kentlerde geçti. Şiirimin de eğer böyle bir sınıflama doğruysa ‘’kentli’’ olması doğal. Kırsal hayatla çok geç tanıştım. Genç bir hekim olarak atandığım mecburi hizmet mecramda. Bir deneyim olarak o yaşamsal kesitinde şiirime girip çıktığı alanlar olmuştur elbette. Yöresel ağızların kullanıldığı bir şiir ise soruda kast edilen kentli şiirin karşıtı, bunun üzerinde çok çalışmak gerekli, zor işler… Doğadan etkilenmekse kast edilen; kent yaşamının el verdiği ölçüde etkileniyorum elbette.

Musa DİNÇ:Şiirlerinizde ele aldığınız konular nelerdir?

Ogün KAYMAK: Hayata ve insana dair metinler şiirlerim. Klasik anlamda bir konu seçimi yaptığımı söylemek ne kadar doğru bilmiyorum. Şiirlerdeki temalar okurun iç dünyasıyla bağlantılıdır, daha çok, okur algısıyla ilerleyen bir durum bu. Çok sesli, çok anlamlı bir şiir çünkü modernde çalışılan şiir ve her okumada başka lezzetler sunabilir.

Musa DİNÇ:Günümüz modern şiirini nasıl görüyorsunuz?
Ogün KAYMAK: Modernde şiir çalışmak zor bir uğraş alanı. Bilgi çağında yaşıyoruz. Ulaşamadığımız bilgi katmanı hiç yok gibi artık. İlgi duyduğunuz her konuda bütün dokümantasyona erişebiliyorsunuz. Antropolojiden sosyal psikolojiye, psikiyatriden anti-psikiyatriye, etik, estetik, poetik alanlarda nerdeyse çevrilmeyen metin kalmadı Türkçeye.

Modernde çalışılan şiir bu mekânsal ve zamansal ilişkilerin tümünden etkileniyor.
Bir çok algı var modern şiir üzerine günümüzde; somut şiir, felsefi şiir, görsel şiir gibi.. Uzun bir liste. Hepsi ayrı lezzette ve hepsi kendi varlığıyla çok değerli benim için. Genç şiir titizlikle takip edilmeli.

Musa DİNÇ:Sizin şiirlerinizde imgenin belli bir yeri var mıdır?
Ogün KAYMAK: İmge barındırmayan bir metnin şiir tanımına gireceğini sanmıyorum. Düz yazıdan şiirin dilsel farkının temeli imge. Betimleyici edebiyatta metaforlarla yol almanız zor hatta olanaksız iken, şiir tam tersidir; imgeden fakir düz bir anlatı şiiri sadece retorikte kalma çukuruna düşürebilir kolayca.

Benim şiir çalışmalarım kendi kurduğum ‘’yeni dil’’ üzerinden işliyor. Şiirsel cümlelerim arasında onları bir arada tutan erk de bu dilin olası kıldığı imgesel yapı olsa gerek. Şiirin dikey işleyişini başka türlü yapılandırmak da olanaksız görünüyor modernde.

Musa DİNÇEtkilendiğiniz veya ilham aldığınız şairler?
Ogün KAYMAK: Başlangıç aşamasında net bir şekilde Max Jacob ve Matsuo Başo beni şiir çalışmaya kışkırttı diyebilirim. Garip ve İkinci Yeni’de yer edinmiş bütün şairleri birer okul gibi inceledim, üzerlerinde yoğunlaştım. Modern Fransız ve İngiliz şiirleri yanı sıra, Neruda sonrası Latin şairler ve komşu coğrafyaların şiiri de etkilenme alanlarımı oluşturdu. Örneğin Kavafis ya da Ritsos’u yeterince sindirmeden modern zamanda Türkçe şiir çalışmak olanaksız gelir bana. Akdenizlilik sadece zeytin ağaçlarının gölgesinde uzanmak değil çünkü bence.

Musa DİNÇ:Şiirin dışında caz müziğine ve tiyatro ile de sevgi bağınız var. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
Ogün KAYMAK: Müzik, sinema denen büyülü bahçe, sahne sanatlarının tamamı, plastik sanatlar, moderndeki sanatın her türü şiirle iki yönden de ilişkili. Onlar şiiri, şiir de onları etkiliyor tepeden tırnağa. Benim cazla olan özel bir ilişkim var. Caz üzerine birçok metin yazdım ve çeşitli dergilerde yayınlandı, bazı ortamlarda konuşmacı olarak da bulundum bu bağlamda. Caz ve şiirin doğaçlamalı bilinç akışı anlamında geniş bir ortaklığı olduğunu düşünüyorum.

Musa DİNÇ:Son olarak metaforik bir dörtlüğünüzle yazımızı bitirmek istiyorum.
Ogün KAYMAK: Zor bir seçim. Bu nedenle şöyle bir yöntem uygulamak istiyorum. Son kitabımdan tesadüfen açtığım bir sayfadan parmağımı gözüm kapalı koyduğum bir yer olsun:‘’… Ölümcül olmayan bir öpüşme mi var, bilmediğim / Kırılgan olmayan fırtına, düşsel olmayan yağmur / Nasıl bir mevsim o ışığın içindeki? / / Sana gizleniyorum oysa çıplak ellerim / Seni sayıklıyorum oysa yaralı bir uçurtma dilim / Sende barınıyorum kunduz yüreğiyle nehirlerin…’’
Şiiriniz bol olsun.

Musa DİNÇ:Mavi Didim Gazetesine renk kattığınız için teşekkür eder, yeni yılınızı şimdiden kutlarım.