Selma Erdal

Tüm Yazıları


Sağlık Garantili Toplum

  • 18 Kasım 2019 Pazartesi



Hiç düşündünüz mü "yerel yönetimler yasası" neden değiştirildi?...Neden planlama yetkisi büyükşehirlere bırakıldı?...Elbette ki tarım alanları; yapılaşmaya açılsın, son aşamada da tarımcılık bitirilsin diye...Neden mi, n'için mi?...Uluslararası sermaye... Uluslararası gıda şirketleri böyle buyurduğu için... Elbette ki bu şirketlerin ürettiği HİBRİT tohumlar için...Dünyanın Efendisi Sam Amca'nın ülkesinde evladiyelik tohum (Heirloom seeds) ekimi zorunlulukken, dünyalılara dayatılan, pazarlanan, zorlanansa hibrit tohum ekimidir. Genetiğiyle oynanmış,kimyasallara bulaşmış, doğallığından uzaklaşmış tohumdur.Bu durumun gerekçesi de dünyanın nüfusu çoğalıyor, kaynaklar yetmiyor; açlıktan ölümler olmasın diye hibrit tohumlar, gerçekteyse "ölüm tohumları" emrinizde... Sonrasında artan üretimle, kesinlikle açlıktan ölmezsiniz ama sağlığınız bozulur yüzde, yüz...Ama sıkmayın canınızı; bundan böyle uluslararası ilaç şirketlerinin sadık müşterisi olacaksınız. Kuşkusuz ömrünüz; uzun soluklu ama büyük bir olasılıkla pek çok sayrılığın pençesinde kıvrana, kıvrana geçecektir.Üstelik boşuna mı konuşlanıyor kentlerin sağına, soluna "hasta garantili" sağlık kurumları?...Çünkü hibrit tohumlarla yetişen tarımsal ürünler, sonrasında yenecek duruma getirilen besinler ve bunlarla beslenen bedenlerin fıtratında da; hasta garantili sağlık kurumlarına kadrolu müşteri olmak var.İşin gerçeği; hibrit tohum ekimiyle başlayan bir sömürü düzeni, bir gıda emperyalizmi var.En başta Monsanto ve Cargill; bu sömürü düzeninin en büyük şirketleri...Anımsıyorum da...Bursa'nın İznik Gölü kıyısına konuşlanan Cargill için 90'lı yıllarda verdiğimiz kavgalar, aldırdığımız hukuksal kararlar, ne yazık ki hepsi boşa gitti. Dönemin Başbakanı ANAVATAN Partili Mesut Yılmaz; Clinton'ın ricasını kırmayıp, onay verince bu şirkete... O günlerden beri; şeker yerine, mısır şurubu ya da GDO'lu mısırdan üretilmiş zehir giriyor 7'den, 77'ye her Türk yurttaşının bedenine...Şeker yerine ikame edilen bu zehir piyasaya egemen olunca; şeker fabrikalarına ne gerek var diye düşünmüş olmalı karar vericiler, kim bilir?...Ve pek çok hibrit tohum satan yabancı şirket; fink atıyor ülkemizde, halkımız cenk etse de onlarla, her şey boşuna... Değer vermeyince egemenler halkının sağlığına, kulak vermeyince tepkilere; ""hasta garantili hastaneler"" yer alır çok yakında 81 ilde de...Ve...Amerikan emperyalizmi yaygınlaştırmak ister bu tohumları dünyanın tüm azgelişmiş ve geri kalmış ülkelerinde; onun amacı kasasını doldurmak, kazancını arttırmak, dünyalıları sömürmek... O kendi çıkarları doğrultusunda; kendince haklı... Ama bu tohumların ülkelerine girmesine, ekimine izin veren karar vericiler, egemenler, siyasetçiler; işte onlar değiller mi gerçek suçlu?...
Didim'de; 16 Kasım 2019 gününde 1. Didim Tohum Takas Şenliği düzenlendi, konuya ilgi duyanların katılımıyla... Biz oradaydık çünkü 1992'den beri; gazetelerin köşelerinde yer aldıkça, hep bu konuları işledik bilgimiz, birikimimiz ölçüsünde... Şenliğin düzenlendiği günde de düzenlenen panele katılan değerli konuşmacılar dinleyenleri aydınlattılar. Her şenlikte olduğu gibi; gözlemeciler, börekçiler ve bu şenliklerin olmazsa olmazı boncukçular, takıcılar da oradaydılar. Ama her nedense ve gözlerimiz ısrarla arasa da; Didim'de tarımsal üretim yapan köylüyü, çiftçiyi göremedik şenlik alanında...Yoksa bu şenlik; köylüye, çiftçiye, tarımla uğraşan Didimliler'e duyurulmamış mıydı "konunun anlam ve önemi anlatılarak" şenliğe katılımları sağlansın diye, yeterince çaba gösterilmemiş miydi?... İşte bu soruların yanıtını bulamadık.Her şenlikte olduğu gibi; entel, dantel halkımız, "bakın konuya biz ne kadar da ilgi duyuyoruz, ne kadar da yakınız" dercesine boy gösterdiler, tohumlarını aldılar, gözlemelerini yediler, sanal ortama koymak için poz, poz fotoğraflarını çektiler.
Oysa köylü, çiftçi, tarımsal üretici orada olmalıydı; bu şenlik Apollon tapınağı çevresinde değil, köylerden birisinde düzenlenmeliydi, şenliğin baş konukları da "bu ulusun efendisi" köylü olmalıydı.Nasıl ki; desinler diye Didim'de Kent Konseyi var, Veg-Fest var. Bir de Tohum Takas Şenliği de oldu, artık bizi kim tutar?...Ve Hindistan...Bu hibrit tohumcu şirketlerden Monsanto; Hindistan'a girdiğinde, bilim kadını Dr. Vandana Shiva, öncü oluyor köylüsüne, çiftçisine... Ayaklanıyorlar hep birlikte, savaşım veriyorlar; Monsanto'yu Hindistan'dan kovana kadar ve dönüyorlar geleneksel tohumlarına, tarımlarına...Ne diyelim?... Darısı bizim de başımıza!...Böyle göstermelik şenliklerle kendimizi kandırmayalım, öncü olalım köylümüze, çiftçimize; geleneksel tarıma, Anadolu tohumuna dönelim, doğal besinlerle "sağlık garantili" bir ulusal yapıya ulaşalım.