Selma Erdal

Tüm Yazıları


Risk Toplumu

  • 27 Nisan 2020 Pazartesi


Evlerdeyiz yaklaşık 2 aya yaklaşan bir süredir. Canı sıkılan, sıkılana ve can sıkıntısından; mutfağa koşan, koşana ve de yiyeceklere saldıran, saldırana... Herkes yemek yapma yarışmasındaymışçasına; becerilerini paylaşıyor sanal ortamdan... Bununla birlikte herkes yakınıyor; hareketsiz bir yaşam sürdürmenin yanı sıra, sürekli aşırı beslenme nedeniyle kilo almaktan...Sonuç olarak geleceğimiz pek parlak değil; Corona Salgını yetmezmiş gibi bir de obezite salgını baş gösterecek ülkede, eğer fren yapmazsak şu yeme içme eylemlerine... Sonumuz bir başka felaket olmasın diye; anında çark edip de mutfaktan, dalmak gerekir kitapların arasına ve daha yararlı olacaktır kitaplarla beslenmeğe başlamak dedik... Ve okuduğumuz kitaplardan paylaşımlarda bulunalım istedik, istedik ki yaşadığımız koşullar daha bir kolay algılanabilsin, anlaşılabilsin ve "zararın neresinden dönülürse kardır" ilkesiyle, yanlışlara dur denilebilsin. Hani olacak gibi değil ama, bizimkisi de umut dünyası işte...

Corona salgını nedeniyle suçsuz yere tutsağız, evlerde... Suçsuz muyuz gerçekten de?... İşte bu sorunun yanıtı tartışılabilir günlerce... Çünkü daha çok kazanma hırsı; bozdukça doğanın dengesini, sürekli sorunlar yaşıyoruz. Örneğin; Küresel İklim Değişikliği bu bağlamda pek çok olumsuzluğa neden olacak gibi...Giderek daha da çoğalan olumsuzlarla boğuştuğumuz şu çağdaş dünya, yalnızca Küreselleşme çağı olarak değil, RİSK TOPLUMU olarak da tanımlanıyor uzmanlarca... Çünkü azmanların doymayan karınları, daha çoğunu elde etme hırsları; Risk Toplumu olgusunu tetikleyen bir işlev görüyor bilindiği gibi...
Alman İktisatçı Ernst Friedrich Schumacher; Budist Ekonomi olarak adlandırdığı ve "iyi insan için iyi iş. yerel kaynaklardan yerel ihtiyaçları karşılamak için yapılan üretim en rasyonel ekonomik yöntemdir." olarak özetlenen teorisini geliştirip, small is beautiful ki Türkçesi ile KÜÇÜK GÜZELDİR adlı çalışmasında; modern teknolojinin biçim verdiği çağdaş dünyanın kendini bir anda üç bunalımın içinde bulduğunu yazar.Birincisi: İnsan doğasının; insanlık dışı teknolojik, örgütsel ve siyasal düzenleri boğucu ve tüketici bularak, isyan etmesidir.İkincisi: İnsan yaşamını besleyen canlı çevrenin kısmen çöküş belirtileri göstermesidir.Üçüncüsü: Yenilenemez doğal kaynakların tükeniş belirtileridir.Yazar 1911 doğumlu ve 1977'de de yaşamını yitirmiş. Doğal olarak günümüzden kaç yıl öncesinde; uyarılarını yapmış. Ama onu kim dikkate almış?...Ve uyaran çalışmalar yapan yalnızca Schumacher mi?... Daha niceleri ve niceleri...Örneğin yine bir başka Alman; Sosyolog Ulrich Beck RİSK TOPLUMU adlı çalışmasında da şu düşüncelerine yer vermektedir:" Günümüzde yaşanan riskler, tarihin önceki dönemlerinde yaşanan risklerden farklıdır. Küresel riskler sanayileşme sonucunda ortaya çıkmaktadır. Ancak riskin kendisi küreselleştirici olduğu için riskler bu süreci arttırmaktadır. Modern risk dağılımı BUMERANG KIVRIMI adı verilen etkiye benzemektedir. Bu etki zengin veya fakir tüm toplumları kapsamakta ve risklerin çoğalması dünya toplumunun TEHLİKE TOPLUMU'na dönüşmesine yol açmaktadır."
Sanırım gündemde olan pandemi bile yazarın 1986 yılında yazdığı RİSK TOPLUMU adlı kitabında ileri sürülen görüşlerin ölümcül bir gerçeğe dönüşmüş biçimidir.
Ve yine bir başka Sosyolog Anthony Giddens da (bu arada kendisi İngiliz'dir) RİSK TOPLUMU üzerine şunları söylemektedir." Geleneksel kültürlerin bir risk kavramı yoktur. Risk; modern sanayi uygarlığının gerçek bir temel karakteristiğidir. Tüm geleneksel toplumlarda ve günümüze açılan sanayi toplumunda, insanlar dış doğadan gelen risklerden (dışsal risklerden) kaygı duyuyorlardı. Tarihsel olarak çok yakın zamanlarda dışsal risklerden çok, gelişmekte olan bilgilerimizin dünya üzerindeki etkisiyle yaratılan İMAL EDİLMİŞ RİSKLER nedeniyle doğanın bize yapabileceklerinden daha az, bizim doğaya yapabileceklerimizden daha çok kaygı duyulmaya başlanmıştır. Bu süreç dışsal risklerin ağır basmasından imal edilmiş risklerin baskın rolüne işaret etmektedir."
Az, öz ve anlaşılır sözlerle; günümüz toplumları RİSK toplumlarıdır. Dışsal riskler ( doğal afetler) ve içsel riskler(insan kaynaklı riskler) ki bu her iki risk gurubunun yıkıcı etkileri doğa ilişkilerine yön veren düşünce yapımızla (ki buna paradigma denir) doğrudan ilişkilidir.Ne yazık ki İNSAN-DOĞA İLİŞKİLERİ "insanın doğaya egemen olma düşüncesi" tarafından biçimlenmiştir. Bu düşüncenin sonucunda da insanlık pek çok RİSK'le karşı, karşıya gelmektedir. Örneğin; Küresel İklim Değişikliği sonucunda Kutuplar'daki buzulların erimesi sonrasında pek çok ölümcül virüslerle tanışacağımız tartışılmaktadır.İnsan denen ve kendini doğanın bir parçası değil, efendisi sanan varlık; doyumsuz hırslarına, doğa hırsızlıklarına gem vurmadıkça, doğanın dengesi bozuldukça, soyu tükenen pek çok canlı gibi, yok olup gidecektir, aklı hırslarının altında ezildikçe...