İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Resmin Gücü

  • 25 Mayıs 2018 Cuma


İki Türk kökenli Alman millî takımı futbol oyuncusunun Londra’da Türkiye Cumhurbaşkanı’yla fotoğrafı, zaten uyumda sorunu olduğu düşünülen Türk toplumu tartışmasını Almanya’da tekrar alevlendirdi. Facebook’ta göçmen kökenli Alman fotbolcuların resmini yayınlayarak, bunlar Alman olamazlar, diye daha önce kışkırtıcı ifadeler vardı. Bu haberle şişirilmiş balon AfD parti yöneticileri tarafından hemen patlatıldı.
Diğer ülkelerin vatandaşlığına sahip iken, Alman vatandaşı olabilmek yalnız Türkler konu olunca sorun olarak tartışılır.
Konu olan bu iki furbolcunun millî takımdan çıkarılsın, diyen başta adında Türk sözü geçen bir çatı derneğin başkanının sosyal medya sayfasında okuyunca aklıma şu hikâye geldi.
Cehennemde her ülkeden bir izbandit kendi ülkesinden günâhkârları cehennem kuyusuna ateşe çekiyorlar. Türklerin kuyusu başında böyle bir görevli göremeyince neden yok sorusuna cevap şöyle: Günahkâr Türkler birbirini ateşin içine çekerler, görevliye gerek yok.
Biraz sert de olsa bu hikâye Türkiye’deki kutuplaşmanın sebep ve neticesine ışık tutabilir. Kral kadar kralcılar da bugünkü ortamdan sorumludur.
Bu nedenle Almanya gibi demokrasisi gelişmiş bir ülkede uzun yıllar deneyimi olanlar soğuk kanlı davranıp bekleyerek mümkün olduğu kadar nesnel kalarak tarışmaya katılmalıdır. Yangına körükle gitmek genç ve çocukların geleceğine zarar verir.
Bir Cumhurbaşkanı da yanlış anlaşmalara fırsat vererek, gençlerin geleceğine zarar vermezdi. Belkide basına kapalı çekilen fotoğraflar, paparaziler tarafından medyaya sızdırılmış olabilir. Arzum internette AKP sayfasında yayınlanmaz.
Mesut Özil’in fevkâlade bir futbolcu olduğunu spor uzmanı olan herkes söylüyor. Almanya’da en üst derece politikacının tartışmaya dahil olması, ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu gösteriyor. İyi ki millî takım antrenörü Joachim Löw, mantıklı düşünür ve oyuncuların becerilerine göre karar verir. Onun uyuma sağladığı katkıyı bir hata yapmasında yok sayacak bir insan değildir.
Sosyal medyada mantıklı, ciddi açıklama yapan Orkan Özdemir’in dediği gibi. Yalnız Almanya Mesut’a çok şey vermedi, Musut’un Almanya’nın futbolda sağladığı başarıya katkısının değeri ölçülemez. Vatandaşlığını taşıdığı ülkeye hainlik olarak gören radikal, sağcılara fırsat vermemeli.
Eş dost ve akrabalarının yaşadığı bir ülkenin devletin temsilcisinin davetini kabul etmekle her hangi bir partiye politik mesaj vermediklerini açıkladılar.
İnsan haklarını, basın hürriyetini kısıtlayan bir devlet adamını düşman olarak eleştirmekle bir amaca ulaşılmaz. Ancak tenkit iyi niyetle, dostça yapılırsa etkisi olur.
Belki bu iki futbolcu nasıl topa tutulduklarını cumhurbaşkanına bir mektup yazsalar, Türkiye’de bir düzelme umudu olabilir. Dost olan acı söyleyebilir.
Avrupa-Almanya, Türkiye politikacılarını över, ancak menfaatlerine uyarsa. Ülkeler arasında dostluk ölçüsüne göre değil, çıkarlar esastır. Almanya’da yaşayan Türkler ve Türk kökenli Almanlar yalnız negatif olursa yazılı, sözlü ve görsel medyada gündeme gelirler. Bu onaltı yıl önce de böyleydi.
Gündoğan’ın hediye ettiği tişörtine Cumhurbaşkanım, yazması dehşet uyandırdı. İncil’de Tanrı’ya inançta benden başka bir Tanrıya inanamazsın, sözünü aklıma getirdi. Yalnız Almanya Cumhurbaşkanına benim diyebilirdi.
Allah tektir, ama vatan iki olabilir. Kimse kimseye sadece babanı sevebilirsin, anandan nefret etmelisin, diyemez.
Sosyal medyada Orkan Özdemir’in açıklamasını çok mantıklı buldum. İfadesini açıklamak için eski Alman Başbakanı Gerhard Schröder’i eleştirirken nesnel kalındığını, ama Özil’i eleştiride ırkçılık görüldüğüne işaret etmiş.
Gerhard Schröder’in Rusya cumhurbaşkanı Wladimir Putin’in göreve başlama töreninde konuk olması eleştirilmişti. Nasıl olur da sosyal demokrat, hürriyet ve demokrasi değerlerini savunan politikacı bir diktatörle birlikte olabilir, denmişti, fakat vatandaşlığı sorgulanmadı.
Aynı şekilde CSU Federal Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve Macaristan başkanı Orban ilişkileri de vatan haini ölçüsü olarak sert eleştirilmiyor.
Ayrıca Phönix TV’de Hürriyet gazetesi emektar köşe yazarı Ahmet Külahçı, göçmen kökenli Almanlara ayrı bir değer ölçüsü var. Doğumla Alman olan futbolcular millî marşı söylemezse eleştirilmiyor. Dünya’da maçtan önce temsil ettiği ülkenin millî marşını söylemeyen bir tek Mesut değildir, dedi.
Yalnız Avrupa’daki Türk çocuk ve gençlerine değil Türkiye’de dahi gelecek nesillere örnek olan Türk kökenli Alman futbolcuları canı gönülden desteklemeliyiz. İlkay Gündoğan hakkında henüz fazla bilgim yok, fakat Mesut Özil’in biyografisini okudum. Çok zahmetle bugünkü duruma geldi. Ayrımcılığa karşı mücadelesi takdire lâyiktir. Basamakları zahmetle teker teker çıkarak yükseldi.
Didim’de de çocuklar Özil yazılı tişört giymişlerdi. Bir öğretmen yazar olarak çocuklarımızı örneksiz bırakmıyalım, diyorum. Bilhassa hata yaptığını kabul eden, yanlış anlaşılmalara sebep olan öğrencilerimi hiçbir zaman cezalandırmadım.

Hoşça kalın!