Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Rahmetli yıllar önce söylemiş

  • 03 Mayıs 2018 Perşembe


Yıllar önce babam, ekmek aslanın ağzında derdi de pek bir şey anlamazdım. İş hayatına başlayıp, çocuklarım olunca ekmeğin ağzında değil, midesinde olduğunu fark ettim. Günümüzde ise değil aslan, midelerde zulüm var. Fakir fukara, zaten aldığı ücret ile karnını doyuramazken, üst üste gelen zamlar sayesinde ne yapacağını şaşırdı. Şaşırmak ne kelime adeta halüsinasyon görmeye başladı.

Garibanın menüsü nedir diye anlatacak değilim. Gariban, sabah kalkıp işe gitmeden önce menüsü hazır. Bir bardak çay, bir dilim ekmek, birkaç zeytin ve eşinin imkanları ile hazırlanmış bir kase reçel. Eh biraz da maaş zamanıysa bir parça ucuzundan peynir. Büyük şehirlerde, özellikle İstanbul’da bu hiç de böyle değil. Sabahın altısında uyan, altı otuz gibi yola koyul, aç susuz ve uykusuz bir saatten fazla yola git, ondan sonra evde hazırlayıp eline tutuşturulan çıkını kuru kuruya ye. Bekle ki, bununla bu kafa basacak ve iş yapılacak, eve ekmek gelecek.
Gelelim şimdi öğlen menüsüne. Sabahtan pek farkı yok aslında. En önemli menü, bir bardak çay ve yanında bir simit. Doymadın mı ikincisi çok zor. Ayda kaç para yapıyor haberin var mı? Bazı iş yerlerinde şirket yemek veriyor ama, karşılığında da acısını çıkarıyor. Hele inşaatlarda çalışanlar ne Cumartesi ne Pazar demeden iş yapıyorlar. Yalan varsa namerdim. Araştırın ve soruşturun bakalım karşınıza hangi beğendiğiniz iş yasası çıkacak. Ezbere ben şu kanunu yerine getiriyorum. İşçilerin bedelini kimseye yedirmem kelimesi işin süslü yanında kalıyor. Asıl git de gözlerinle gör bakalım. Ama nerede o yasalar işliyor mu diye ko0ntrol eden teftiş mekanizması.
Neyse gelelim menümüze. Akşam yemeği oldukça zengin. Anamızın elleriyle tatlanan tarhana çorbası, yanına yazlık veya kışlık sebze. Mevsime göre. Yanına makarna. Bol miktarda ekmek. Neden bol miktarda diye sorarsanız, bu çok önemli. Ekmek bol olacak ki, sofrada karın doyulmuş halde kalkılsın. Bunlar şaka değil gülmeye gerek yok. Memleketimizde çalışan büyük kesimin yediği menüdür bunun adı.
Peki bu menüde artık bir şeyler kısılacak gibi. Bilen var mı? Önceden televizyonlarda güzel bir reklam vardı. Ben çok izlerdin o reklamı. Çocukluk işte. “Bir bilmecem var çocuklar. Haydi sor sor. Çayda kahvaltıda yenir. Bisküvit denince akla…” diye devam ediyordu. Fazlasını yazmayayım reklama giriyor. Neredeyse vatandaş ekmek arası ekmek yemeye başlar derken, şimdi ekmek alamaz hale geldi.
Ekmeğin kalitelisinden vaz geçtik. Ekmek öyle bir zamlandı ki, beş tane giren eve artık on girmesi lazım ki, ancak ev halkı doysun. O da mümkün değil. Çünkü ekmek küçüldü, para çoğaldı. Ters orantılı oldu. Aslında ekmek ve para konusu paralel ilerlerken, yani gramajı ile parası eş değerde ilerlerken, şimdi ters orantılı. Yani, bir ara paralel ilerlerken, para ekmeği kandırdı gibi görünüyor. Arada olan kime oluyor artık anlayana. Hani bir söz vardır. Filler tepişirken olan alttaki çimenlere oluyor. İşte bizim mesele de aynen böyle.