Selma Erdal

Tüm Yazıları


PISA mı PİZZA mı?

  • 03 Eylül 2020 Perşembe



Anımsanacağı gibi 2015 yılında yapılan PISA sınavında; 65 ülke arasında 45. olmuş Türk çocukları… Özellikle de Türk öğrencilerin kendi dilinde okuduğunu anlamada yetersiz kalmaları da cabasıydı.
Öncelikle PISA nedir?… İtalya’daki yan yatmış kule midir ?… Yoksa obezitenin temel nedenlerinden birisi Pizza’nın; İtalyanca yazılış biçimi midir?…
Bu tarz sorular düşerse usunuza hemen başvuralım; Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesine ve öğrenelim oradan acaba PISA ne ola?…
PISA nedir?
Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesidir.Daha çok bilgi için yönlendirme: http:/
isa.meb.gov.tr/?page_id=18

Ve dönersek PISA sınavının sonucuna ya da bu sonuca ilişkin küçük bir irdeleme, eleştirme, inceleme işine…Son yıllarca internetin sağladığı olanaklar bağlamında çokça zaman geçirdiğimiz şu sanal kamusal alanlar; sanki toplumun aynası gibi ya da bir çeşit deney laboratuarıdır.
Gerçek ortamda karşılaşamayacağımızdan çok sayıda kişiyle karşılaşma, sanal da olsa arkadaş olma olanağı sunan bu mekan, sanki topluma ayna tutmaktadır. Bilgi, görgü, entelektüel birikim bağlamında; kim ehil, kim sefil ?… Kim okuduğunu anlıyor, kim bilgisizliğinin ayırdında olmaksızın kendini allame-i cihan sanıyor?…

Kestirip, atmak gibi olmasın… Ve belki acımasızca olacak ama; istisnalar kuralları bozmaz, aralarında çok iyi yetişmiş olanlar varsa da diyebiliriz ki 50 yaş altı nesil, gerçekten de sorunlu. Okuduğunu anlamada, algılamada özürlü. Üstüne üstlük kitap okumaktan da yoksun olduğundan sokma akıl, kakma çivi; gerçek bir cahil. Amerikalı Monsanto, Cargill kaynaklı GDO’lu beslenme tarzıyla da giderek embesil…

Bir de yıllardır herkes eğitim sisteminden yakınmakta, öğretmenleri eleştirmektedir. Ve sanmaktalar ki her şey AKP döneminde bozuldu. Oysa 12 Eylül 1980’de bu bozulma başladı; siyasal olaylar nedeniyle okullara gidemeyen 3 yıllık eğitim enstitü öğrencilerine, 6 ayda diploma verildi. İşte bu öğretmenler neyi öğrendiler ki neyi öğretsinler ?…
O dönemin öğretmenlerinin durumunu bilen pek çok kişi öğretmen oldu çocuklarına…
Okulda yarım kalan eğitim, evlerde tamamlandı. O dönemde; geçmişin nitelikli eğitim kurumlarında yetişmiş olan değerli öğretmenler ana-babalara öğütler verirlerdi. Eğitimin üç ayağının olduğundan ve aile-okul-öğrenci işbirliğinden söz ederlerdi iyi bir eğitimin gerçekleşmesi için… Üstelik 80 sonrasında kitaplar da incelmeye, çocuklara verilen bilgiler de azaltılmaya başladı TURGUT ÖZAL döneminde…

Bizler; ana-babalarımızdan ileriyiz, oğullarımız ve kızlarımız da bizlerden ileri olmalı derdik 12 Eylül 1980 öncesinde…Oysa bugün ülkemizin çocukları; yıllardır yapılan PISA yarışmalarında gerilerde kalsalar da bir zamanlar arabesk şarkıcı, türkücü olmak isterlerken, günümüzde manken, dizi oyuncusu ve kesinlikle de topçu olma derdindeler. Eğitimde üstün başarı elde etmek, saygın meslekler edinmek çoğunun amacı değil, çünkü onların tek amacı kolayından çok para kazanmak ve sorumsuzca, bencilce, kaygısızca yaşamak...

Sonuç olarak; PISA, PISA kulesi değil elbette, bu bir sınav… Ve bu sınavda ülkemizin çocukları ne yazık ki hep geri kalmaktalar. Ne büyük "negatif" başarı ama !…

Dolayısıyla bizim çocuklar PISA sınavlarında 2015 yılından günümüze, bize kıvanç verecek bir başarı sağlamak yerine, televizyon ya da telefon eşliğinde PİZZA yemekte... Acaba bundan sonra başarı yüzdesi nasıl olacak uluslararası yarışlarda?...

Ne yazık ki eğitim alanında da kalmadı beklediğimiz ne bir müjde, ne de umut... Yazık oluyor, geleceğimiz, umudumuz, yarınlarımız çocuklarımıza, çok yazık!..