Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Pes doğrusu

  • 18 Nisan 2018 Çarşamba


Uygun olmayan bir HES yapılırsa neler olabileceğini hiç düşündünüz mü? Sanmıyorum ki, kimse düşünmüyor. Bu işe onay verenlerden tutun, o işin olduğu yörede oturanlarına kadar kimsenin umurunda olmuyor. Ne zamana kadar diye soranlar olursa şayet, iş bitiminde yaşananlar ne olduğunu ortaya koyuyor.

Dilimin döndüğünce anlatmaya çalışayım. HES işletmesinin kurulabilmesi için başta dereye yani su akarına ihtiyaç var. Bu işletmenin uygulanabilmesi için o dereden akan suyun alınarak, işletmenin kurulacağı yere kadar yani türbine kadar su hapsediliyor. Dere de bu nedenle kuruyor. Derenin kurumasıyla başta doğa mahvoluyor. İçinde yaşayan börtü böcek yok oluyor. Çevresinde yaşayanların ihtiyacı olan su yerine kuraklık başlıyor. Hayvanlar susuz kalıyor. Bitkiler susuz kalıyor. O bölgedeki tüm ekim yerleri susuz kalıyor. Ekimin dışında toprak ölüyor. Susuz kalan toprakta artık hiçbir şey büyümüyor. İçme suyu azalıyor. Sulama suyu azalıyor. Çevrede yaşayanların yaşam alanları yok ediliyor. Çevrede yaşayan köylünün ekilen ürünü gelişmiyor. Her şeyden ötesi, o bölgenin turizmi yok oluyor. Yeşilin bin bir tonu susuzluk sonucunda kuruyor ve yerini kurumuş bir doğaya terk ediyor.
Bir yerin gelişimi iki farklı yapılanma ile olur. Birincisi tarım, ikincisi ise turizme dayalıdır. Tarım alanlarımız son yıllarda yok denilecek kadar azaldı. Yapılan araştırmalar bir yana, bu işin takibini yapan kurumlar bile kötü sinyaller veriyor. Tarım yok. Hayvancılık yok. Peki ne olması gerekiyor bunlar yoksa. Elbette bundan sonrası turizm için çalışılmalı. O yörenin insanı, yaşam mücadelesi verebilmesi için elinde kalan son kozunu oynamak zorunda. Bunun da adı turizm. Peki doğası susuzluktan sararmış ve kurumuş bir yerde turizm nasıl olacaktır. Doğası olmayan, susuz kalan bir yerin turizmi nasıl bir gelişim sağlar? Mümkün mü sizce.
Devletin verilerine göre, bu güne kadar ülkemizde beş yüz on üç adet hidro elektrik santrali yapılmış. Orman Bakanlığından gönderilen broşürde bunlar yazılı. Bunları ben uydurmadım. Peki bunca santralin yapılmasına karşı mıyım diye düşünebilirsiniz. Elbette ben de bu ülkenin bir ferdi olarak karşı değilim ama doğru yapıldığı taktirde. Bu güne kadar doğru yapıldığına dair bir kanıt henüz ben göremedim. Aldığım bilgilerden anlaşılacağı üzere, çevresine hep zarar vermiş. Yabancı ülkelerde maliyetler yüksek ama, doğa hiç tahrip edilmemiş. Bizde ise maliyetler düşük işletmeler kuruluyor, karşılığında üretilen elektrik yine çok yüksek. Ceremesini halk iki yönlü çekiyor. Birincisi suyu yok oluyor doğası bozuluyor. Diğeri ise elektriği ve suyu pahalı olarak satın alıyor. Üstelik de bu kazanım devlete ait olmayıp, şahısların elinde eriyor. Daha ne anlatmam gerekiyor. Olanlar ortada. Bizlere düşen görev kalemimiz ile buna yön vermek. Değerlendirmesi ise yüce milletindir.