Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Paylaştıran

  • 11 Ağustos 2018 Cumartesi


En eşitsiz güç, yasal sınırlamalara ve demokratik denetime tabi olmayan “paylaştırma” gücüdür. O kadar ki; “ol” dediği abat olur, “öl” dediği yok olur(!) Ol dediği yakın çevresinde olan; çıkarcılar, yağdanlıklar, şaklabanlar ve dalkavuklardır. Çıkarı için her şeyi yapabilecek olanlar ve biatçılardır. Öl dedikleri ise; haktan, hukuktan, eşitlikten, özgürlüklerden yana olan muhalif insanlardır.
Ülke nüfusunun %99’unu dikkate almayan yaklaşımlar hukuki değil, adil değil, insani değil. Ülke gelirinin %54’ünü nüfusun %1’i alırken(yaklaşık olarak 800.bin kişi), ülkeye ilişkin tüm kararları da bu kişiler belirlemektedir. Bir tercih olarak yarattıkları kriz kesinlikle sınıfsaldır.
Bilgi, bilinç ve birikimi olan kişiler ülkeye farklı alanlarda katkı sunma potansiyeli olan kişilerdir. Bu kişilerin ülkeyi terk etmek için harekete geçtikleri gözlemlenmektedir. Beyin göçü ve sermaye göçü bu ülkenin kan kaybı olarak dikkate alınmalıdır.
Bu arada maddi birikime erişenlerin yani, “yürü kulum”denenlerin bir kısmı ülkeyi terk etmektedir. Aynı yolları birlikte yürüyenler, gelecek endişesi ve geleceğe güvensizlik nedeniyle yollarını ayırmaktalar.
“Erdoğan, 24 Haziran seçimleri öncesindeki bir konuşmasında, “Bu kur filan, bunların hiçbirisi bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil. Bizim geleceğimizi biz belirleyeceğiz. 24’ünde siz bu kardeşinize yetki verin, ondan sonra bu faizle şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz”(BİRGÜN,11.08.2018)
Verilen veya bir biçimde alınan yetkiden sonra geldiğimiz nokta burası(!) Yalnız ülkeyi terk etmek isteyenlerin bir kısmı gemiyi terk etmektedir. Bilgi her koşulda güç ve en etkili temel kaynaklardan biridir. Bu olmazsa olmaz kaynak için toplumsal yatırım yapıldığı da unutulmamalıdır. Bu insanlar yakınlarımız, tanıdıklarımız veya ülkemizin en değerli insanlarıdır. Bu insanların kendileri yakınları, ülkeleri ve dünya insanlık ailesi için yararlı olmaları beklenirken, bir biçimde devre dışı kalmalarına seyirci kalınmamalıdır. Özellikle bu türden kaynaklara en çok gereksinim duyulduğu anları yaşarken…
“Önümüzdeki günlerde değişen sistemle birlikte önemi daha da artan yerel seçimler iktidar ve muhalefetin temel gündemi olacak gibi görünüyor. Bu noktada muhalefetin yeni bir strateji geliştirmesi için çok da geniş bir zamanı olduğunu söyleyemeyiz ancak yerel seçimler bu yeni siyaset için önemli bir fırsat da sunuyor. “Postmodern savaşlar çağında evrensel, büyük barışlar öngörmek artık mümkün değilse de küçük barışlar için çaba harcamak daima mümkündür. Bir dizi küçük barış, (...) kesintisiz büyük savaşı besleyen gerilimleri azaltmaya katkıda bulunabilir.” diyor Umberto Eco. Benzer şekilde Türkiye’de ifade özgürlüğü, gösteri ve toplanma hakkı, örgütlenme özgürlüğü gibi demokrasinin çok temel kurumlarının dahi zedelendiğini bir ortamda muhalefet için büyük bir zafer birçok kişi ve siyasi grup için imkansız görünüyor. Oysa yerelden ve gündelik hayattan etkili bir şekilde örgütlenebilen bir muhalefet “barış içinde bir arada yaşayabileceğimiz adil bir ülke” hayaline erişmek için önemli bir mücadele hattı oluşturacaktır. Üstelik yerel siyaset yurttaşlara doğrudan ulaşabilmek anlamında oldukça etkili.(SEREN SELVİN KORKMAZ,BİRGÜN kitap eki,Say,595)