İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Pasif Direniş

  • 28 Nisan 2018 Cumartesi


Paskalya Yortusu hıristiyan aleminde dört gün boyunca kutlandı. Çoğunluğu bu inanışta olan ülkelerde yaşayan azınlık da, hiç değilse dini bayramın ne anlama geldiğini bilmesi gerekir.
Yas günü olan Cuma gününde sünnet düğünü yaptığı için mahkemelik olan bir haber radyodan söylendi. Altmış yıl sonra kanunen eğlencenin yasak olduğunu ilk defa duydum.
Doğrusu anlamaya çalışılsaydı, saygı gösterilerek o günde düğün yapılmazdı. Tarkan konseri Berlin’i salladı. Nasreddin Hoca fıkraları sahnede gösterildi.
Halbuki o Pazar aile, dost ve mezar ziyaretiyle sakin ve sessiz geçirilen birgün. Renkli yumurtalarla çocukları sevindirmekle, hıristiyan olmazdı müslüman çocukları. Tam tersine Paskalya tatili sonunda okul başlayınca, Hayat Bilgisi dersinde söyleyecek sözleri olurdu öğrencilerin.
Çocuklara evde Din Bilgisi verilirse, öğrenciler diğer inançtan olan sınıf arkadaşına doğru ve yerinde sorular sorabilir.
Dini tartışmalarda, İsa Peygamberin Kuran’da geçtiği ve müslümanların Muhammed’den önceki gelmiş geçmiş peygamberlerin en önemlisi olarak kabul ettiği yazıyor, deniliyor.
İsa Peygamber, pasif direnişle inancını kabul ettirmek ve yapmak istedi. Zamanın Roma İmparatorluğu yetkilisi Pontius Pilatus gezgin vaaz veren dinadamına izin vermişti. Konuşması esnasında çarmıha gerilsin, diye bağıran, şiddet yanlısı olanlar politik karmaşa yarattı.
Çarmıha gerilmesi onu cesur ve kahraman yaptı. Peygamberi idam edenler unutuldu, ama o hâlâ 2000 yıl sonra anılıyor, yas tutuluyor.
Ölümünden sonra barış gelmedi, savaşlarda din öne sürüldü. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde bugün barış görülüyor. Tarihte savaşmış komşu ülkeler barışın temeli olarak Avrupa Birliği’ni lokomotif göreviyle yürütüyor.
Barış için yürümek pasif direniştir. Almanya’da ilk defa yalnız yurtta, Avrupa’da değil, Dünya’da barış için bütün şehirlerde milyonlar yürüdü. Müslümanlar da katılsaydı barış herkese gerek, denirdi. Hıristiyanlarla birlikte yürümekle hıristiyan olunmazdı. Türk dernekleri, adında İslâm geçen dernekler birlikteliği göstermeliydi.

Göçmenler uyum göstermekle, azınlıkların dini, kültürü, bayramlarına saygı göstermeleri de beklenir. Aynı anlayışı ve beraberliği çoğunluk toplumundan bekleme, kendilerine onları uyarma hakkı doğar.
Ağaç süsleme geleneği Orta Asya’ya dayanıyor. Renkli yumurtayla süsleme Avrupa’ya sonradan gelen bir adet olmuştur.
İsa Peygamberin yeniden dirilişine inanmayla, nesillerin devamı anlamı yumurtayla ilişkilendirilmiştir. Aynı zamanda baharı haber verir. Nevruz Bayramı’da baharın gelişini müjdeler. Nevruz Bayramı’da İlkbaharla ilgilidir.
BILD gazetesi müslüman öğrencilerin antisemitizmi okullara taşıdığını yayınladı. Berlin’de bir okulda ikinci sınıfta bir öğrenciye müslüman öğrenciler tarafından yahudi diye küfretmekle kalınmamış, hatta ölümle tehdit edilmiş.
Normal bir zaman olsaydı, sınıf öğretmeni okul idaresi ve aileler arasında problem çözülürdü. Ama İslâm düşmanlığının gündemden düşmediği günümüzde böyle olayları büyütme, seçimlerde maalesef işe yarar duruma getirildi.
Ciddi gazete makalelerinde sınıfta çoğunlukta müslüman varsa hıristiyanları, çoğunluk hıristiyan olanlar müslümanları aşağılayıcı sözler yıllardır okul avlularında duyulur, duymazlıktan gelinirdi, diye yazılır. Aynı zamanda yüzlerce müslümanın başarı öykülerini de yazıyor, böylece genellemeye
meydan vermiyorlar. Ayrıca Almanya’da müslüman göçmenlerin sanki hepsi 2015 yılından sonra ve sadece arap ülkelerinden gelmiş gibi, tartışmalar yürütülüyor.
Öğrencilerin iki haftalık tatilinde velilerle aydınlatıcı hiçbir toplantı duymadım. Her türlü düşmanlığa karşı öğrenciler ve aileler donatılmalı. Camiler barış vaazları vermeliydi.
Bir öğretmen sınıfın önünde bütün öğrencilerin duyacağı sesle, sekizinci sınıfta bir öğrenciyi adının neden Cihat olduğunu sorguya çekince, çocuk hemen cevap vermeli miydi, ne söylemeliydi?
Pasif direnişle barışı getiren önderler, tarihte örnek olmuştur, Martin Luther King, Mahatma Gandhi gibi.
Öfkeyle hareket edince iki tarafta bağırırsa, bağıran haksız duruma düşer. Kavga kültürü öğrenilmesi gereken bir kültürdür. Seviye meselesi, yaşam deneyimi, tahsil durumuna bağlıdır. Aynı fikirde olmayınca saygı göstermeyi çocuk evde öğrenir, çocuk ailenin aynasıdır. Her din inanç şartlarını evde, camide, kilisede yapmalı. Fakat okulda mutlaka bütün dinler hakkında bilgi veren Etik dersleri olmalıdır.
Dini Bayramlar Hayat Bilgisi derslerinde de konu olarak işlenip, öğrenciler bilgilendirilebilir. Bayramları şans olarak kabul edip, iyi değerlendirilmelidir.
Fransa’da okul öncesi Anasınıfı’nda mecburi yapılıyor, diğer ülkelere de yayılması iyi olur.

Din görevlileri insana kendi inanışını kaybetmeden, diğer insanların inancına saygı ve anlayış gösterme sorumluluklarını yerine getirmeli. Bunun için bayramlar en iyi fırsattır.
Tek tanrılı dinlerde, hatta butün dinlerde farklılıklardan ziyade birleştirici ögeler olduğu görülür. Doğa ve insan savgisi, barış, hak, adalet ve hürriyet arzusu her dinde mevcuttur.

Hoşça kalın!