Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Parasızın derdi sanki beni gerdi

  • 25 Haziran 2018 Pazartesi


Garibanı düşünmekten bazen kendimi unutuyorum. Benim onları düşündüğüm kadar kendilerini henüz düşünemiyorlar. Artık bana ne demenin zamanı geldi sanırım. Doktor arkadaşımla tartışıyoruz. Hava güneşli ve oldukça sıcak. Sanki yazdan kalma bir gün. Sağlık sorunlarını o kadar kafana takma diyor. Sebebini sorunca, eskisi gibi olmadığını, yaş sınırının yukarılarda olduğunu, alınan gıda, yaşam tarzı sonucunda eskisinden daha uzun yaşanabileceğini söylüyor. Önceden yaş yetmiş iş bitmiş diye tabir edilirken, günümüzde yetmiş yaşın henüz geç olmadığı ve yaşlılığa yeni geçildiğini söylüyor. Kendimce hoşuma gitse de, geçmişi düşünerek babam aklıma geliyor. Altmış beş yaşında kalpten gitmiş biri olarak üzülüyorum.

Tabi ki cevabımı esirgemedim. İlk aklıma gelen babamın ölümü oldu ve tek maaş ile çektiği sıkıntılardan, hasta kardeşimin rahatsızlığından tutun kafasına çok taktığı konuların birikiminden etkilendiğini düşünüyorum. Her şey ekonomiye bağlı bu ülkede yaşam tarzı.
Şimdi yetkililere sormak gerektiğine inanıyorum. Merak ettiğim konuların başında, asgari ücretliler ne kadar yaşar? Ülkenin büyük bölümü ya asgari ücretli, ya da asgari ücretli kadar ücret ile geçinen insanlarla dolu. Bu ücret ile geçim derdi yok diyenin alnını karışlarım. Demek ki, ülkenin büyük bölümü risk altında yaşıyor. Başta kalp ve damar hastalıkları, sinirsel problemlerin getirisi olan stresin verdiği sıkıntılar, kas iskelet sisteminin hücre bazında dengeli besin alamaması, teknoloji alışkanlığının kemik sistemine verdiği tahribat başta gelen konular.
Zenginin parası dilimizi yorduğu gibi. Onlar keyifteler, bizimkiler onları düşünüyor. Al sana bir dert daha. Şimdi yeni yıla yeni dertlerle başladık. Önceden yeten paramız, şimdi daha az yetecek gibi görünüyor. Zamlar ve getirileri hep etiketlere yansıyacak değil ya. Birazı da az önce bahsettiğim gibi kafamıza, kalbimize ve damarlarımıza yansıyacak. Mazot aldı başını gidiyor. Vergiler mangal keyfindeki gibi har vaziyette yakıyor. Köprüler yollar yeni zam ile geçilecek. Eski yollar alternatif ama, orada da bir günlük yolu iki günde gideceksiniz. Yani, zengin iki saatte gidecek, derdi bize düşecek. Tek umudum kalıyor o da adalet. İnşallah o biraz yüzünü gösterir de, belki içimiz ferahlar. Yapılan zamlar ile ilgili olarak muhalefetin tepkisine verilen cevap çok elem verici. “Yoğun olan trafik için zam yaptık”. Anlayana saz, anlamayana davul zurna az. Bakalım bu yıl, bu zamlarla dar gelirlinin yaşamı ne kadar kaldı merak içindeyim.
Şimdi sormak gerekiyor. Sendikalar asgari ücretin şu veya bu şekilde belirlendiğini söylüyor. Çalışana asgari ücretlerinin nasıl belirlendiği değil, işçinin cebine ne kadar ücret geçeceğidir. Bu iş için yetkileri yoksa, bu işe verilecek yeni ücretlerin hesaplanmasında bunca konuşmalara, itirazlara rağmen hala sesini çıkaramıyorsa, bırakın kapatın sendikaları olsun bitsin. Sendika dediğin işçinin haklarını savunur. İşçinin haklarını savunacak, onların dertlerine çare olacak bir çalışması olmayan sendikanın faaliyetine ne gerek var diye düşünüyorum.