Filiz Korkmaz

Tüm Yazıları


Özgürlük mücadelesi verilmeden onur kazanılamaz…

  • 07 Mart 2018 Çarşamba



Çarşıda gezinirken karşıma çıkan 20 kadına 8 Mart sizin için ne hatırlatıyor? diye sordum.
14 tane bayan Dünya Emekçi Kadınlar günü diye cevap verdi.
Peki; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü neden kutlanır? İçeriği nedir? diye sorduğumda doğru düzgün kimse cevabını veremedi. 2 tane bayan içerikle ilgili bilgi verebildi.
Didim gibi siyaseti ve sosyal etkinlikleri hareketli olan bir ilçemizde kadınlarımızın Gazete, kitap ve güncel haberleri okuyup etkinlikleri takip etmediklerini gösteriyor.
8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi.
Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinde Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı.
Dünya medeniyetini doğuran, devir açıp devir kapayan, var olmazsa tarihin yazılamayacağı bir milletin, şimdiki ve sonsuza dek payidar kalacak adıyla Türkiye Cumhuriyetinin aydın kadınları; kararlı duruşumuz, azmimiz ve inancımızla geleceği kendi karakterimize yakışan şekilde kuracağız buna inanıyorum.
Söz konusu vatan olduğunda içimizden Kurtuluş savaşı tarihine adını yazdıran bir Kara Fatma, vatansız bebem yaşayamaz diyen bir Nene Hatun, vatandaşlarını uyandırıp hatta şaha kaldıran bir Halide Edip, Fransızlara karşı yapılan savunmada duraksayan Türk askerlerini bir sözü ile ayağa kaldırıp savaştıran bir Tayyar Rahmiye, yavrusunu kara dona karşı sadece sarılarak koruyan battaniyesini cephaneye saran bir Şerife Bacı her daim çıkacaktır.
Kimi aydın geçinenler der ki Türk kadını bu hakları kazanmamıştır, onlara bu hak verilmiştir. Oysa ki, Türk kadını bu hakkı vatanı uğruna çalışırken, vatan için eşi kardeşi babası şehit olurken, bu vatan için canının parçası evladı şehit olurken dimdik ayakta kalıp onlarla birlikte kendini düşmana siper ettiği için kazanmıştır. Bu nedenledir ki Türk kadınının bu büyük muzafferdeki payı tartışılamaz. Hiç kimsenin de aksini iddia etmesi kabul edilemez. Türk kadını bu noktada kimseye değil sadece vatanın kurtuluşunda olduğu gibi kadının hak ettiği kimliğe kavuşmasında da önder olan Mustafa Kemal Atatürk’ e minnet borçludur.
Ülkemiz, Atatürk’ ün hedef gösterdiği yolda ilerlerken, her zaman olduğu gibi asıl itici güç biz kadınlar olacağız. Okuyacağız, okutturacağız. Erkeğin sahiplenmesindeki kastın sadece duygusal sahiplenme olduğunu, kadının kimsenin malı olmadığını anlatacağız. Kadının sadece anne olduğunda değil, her haliyle varoluşundan itibaren kutsal olduğunu anlatacağız. Tüm derdi sadece çalışıp eve ekmek götürmek olan kadının, kendini bilmez erkek sıfatındaki canlıların her istediğine boyun eğmek zorunda olmadığını anlatacağız. Televizyon programlarında kadın programı diye sunulanların aslında toplumsal uyutma olduğunu herkesi kapsadığını anlatacağız. Bir ürünü satmak için illaki çıplak kadın imajının kullanılması gerekmediğini anlatacağız. O nedenle işimiz çok. Onlara bunları anlatırken okuttururken biz daha çok okuyacağız. Her fırsatta alanlarda olacağız. Gündemi takip edeceğiz.
Türkiye'de kadın olmak, özgürlük için sürekli mücadele etmeyi gerektiriyor…
Daha iyi bir gelecek,daha güçlü bir Türkiye,daha aydınlık yarınlar, ancak KADINLARLA mümkün olacaktır.
Saygılarımla