Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Özelleştirme Sonuçlarının İrdelenmesi

  • 20 Aralık 2018 Perşembe


Eldeki mevcutlar özelleştirildiğinde, ihtiyaç öncelikleri temelinde; nitelik ve nicelik sıçraması yakalanabilirse toplum yararına bir iş yapıldığı söylenebilir.
Atatürk 1923 ile 1938 yılları arasında ülkemize 45 tesis kazandırarak halkın refahına katkılar sunmuştur. Bu katkılar sadece ekonomik değil; eğitim alanında, sağlık alanında ve sosyal yaşamda olumlu gelişmelere tanık olundu. Mevcut iktidarlardan beklenen, bu tesisleri kendi alanında daha üretken hale getirmesi iken; on altı yıllık bir süreçte bu tesislerin tamamı satıldı(!) Her satış, ülkenin kayıplarıyla sonuçlandı. Sonuçta bu güzel ülkenin güzel insanları çok şey kaybettiler!
AÇIK PAZAR.
18. Yüzyılda ülke egemenliği tanımlanırken, “kendi pazarına sahip olan” ifadesi kullanılırdı. Şimdi ülke pazarı emperyalizmin açık pazarına dönüştürülmüştür. Bu duyarsız yaklaşım, ülkedeki yerli üretimin tabutuna son çiviyi de çakmıştır. Sadece özgürleşen emek, mal dolanımı kolaylıklarından yararlanamamıştır. Buna karşın beyin göçü hızlanmıştır. Sadece bununla sınırlı kalsa iyi; ülke olanaklarından elde edilen birikimler(iktidara yakın çevreler) yurt dışına kaçırılmıştır(!)
ÜRETİM YOK.
Topal bir ekonomide sürüklenmekteyiz. Üretim yapımız dış girdilere bağımlı. Hammadde veya yarı mamul maddeler dışarıdan dövizle alınmakta. Yaşamın her alanında iç üretim giderek sıfırlanıyor. Sanayi ürünlerinin yanı sıra tarım ve hayvancılıkla ilgili üretimlerde bitirildi. Yaşantımızı sürdürebilmek için gerek duyduğumuz maddeleri dışarıdan almak zorunda kaldık!
ÖZELLEŞTİRMELER.
Atatürk’ün ülkemize kazandırdığı tesisler on altı yılda satıldı. Özelleştirmenin kendi içinde bir tutarlılığı olmalıdır. Satılan varlığın yerine daha nitelikli ve gerekli bir şey konmalıdır. Bizdeki özelleştirmelerde bu ilkeye hiç uyulmadığı gibi, asgari gerekliliklerde yerine getirilmemiştir:
1-Mal ve hizmetler ucuzladı mı?
2-Özelleştirmelerden sonra üretim arttı mı?
3-Ürünler daha kaliteli hale getirildi mi?
4-Vergi gelirleri arttı mı?(TELEKOM’da vergi yükü %30’dan, %20’ye düşürüldü.)
5-İstihdam arttı mı?(Tekel işçileri, Şeker işçileri işsiz bırakıldılar.)
6-İhracat arttı mı?
7-İthalat azaldı mı?
8-Gelir tabana yayıldı mı?
9-Ek yatırımlar yapıldı mı?
10-Teknolojik yenilemeler yapıldı mı?
11-Gelir bölüşümünde adalete katkı sundu mu?
12-Ülkeye ekonomik, siyasi ve sosyal yönden ne gibi katkılar sundu?
Bu soruları daha da çoğaltabiliriz. Ülkede gelir dağılımı adaletsizliği daha da arttı. Varlıklara ortaklık dolayımından yönetime katılım olanakları azaldı. Kendine yetebilen ülke tüm ihtiyaçlarını dışarıdan karşılamak zorunda kaldı. Şimdi son sorumuzu soralım: PEKİ, BU ÖZELLEŞTİRMELER NEDEN ve KİMLERİN YARARINA YAPILDI?
Taammüdenbir ateş attılar yaşamın orta yerine ki;
Canımız yandı, canlarımız yandı, fidanlarımız yandı!...
Umutlar döktü yaprağını, kül oldu beklentiler;
Ve her şey kurtuluş içindi ki; kurtuluş , oda yandı!...