Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Özelleştirilenler

  • 19 Şubat 2018 Pazartesi


AKP, cumhuriyetin 80 yıllık birikimini 15 yılda sattı. Bu satışlardan 62 milyar dolar alındı.
Özelleştirme salgını küreselleşme ile başlatılan bir emperyalist projedir. Kürenin egemenleri, erişebildikleri(öncelikli olan ulusal pazarlardı) her noktayı kontrol etmek doğrultusunda politikalar ürettiler. Özelleştirmeler bu politikanın omurgasını oluşturmaktadır. Bu emperyalist politikanın gerçekleştirilebilmesi için; esnekleştirme(emeğin yasal ve kurumsal güvencelerinin sermaye lehine esnetilmesi). Kuralsızlaştırmak; emekten yana olan kurum ve kuralların süreç içinde etkisiz kılınması ve kaldırılması. Sendikal haklar ve sosyal güvenlikle ilgili kazanımlar ya tamamen kaldırılmış, ya da içi boşaltılmıştır. Bunlara ek olarak ve en yaygın biçimde kullanılan, itibarsızlaştırma.
Son on yılda itibarsızlaştırma ile ilgili örneklere tanık olduk. İtibarsızlaştırma toplumdaki bazı değerlerin(cumhuriyet, laiklik, demokrasi, kadın hakları, insan hakları, doğanın ve öteki varlıkların korunması), bazı kurumların ve bazı kişilerin itibarsızlaştırılması(!)
Özelleştirme için yığınla gerekçe ileri sürülebilir ve sürdüler de: Mal ve hizmet kalitesinin artırılması, teknoloji yenilenmesi ve istihdam gibi. Özelleştirmenin faziletlerinden söz edilerek, yanıltılan yığınların da desteği ile, olası haklı çıkışların önünü kestiler. Devletin gerektiğinde gereken önlemleri alma esnekliğinden yoksun olduğunu söylediler. Sorun çözme konumunda olan bazı kişiler bunu yaptılar. (Şimdide aynı şeyi, tüm yetkiyi tek kişiye vermek için yapmaktadırlar.)
Zarar ediyor diyebilmek için kurumları zarar ettirdiler. Zarar ediyor denen kurumlar, yakınlara ve yandaşlara sembolik ücretlerle devredildi. Bütün bu saçmalıklar özelleştirmelerin kutsanmasına yetmedi ve yaşanan süreçte “takke düştü kel gözüktü(!)”
Özelleştirmenin sosyal maliyeti daha ağır oldu. Özelleştirilen varlıklar halka ait idi. Özelleştirme yapıldığı an varlıklar varsılların(sermayenin) eline geçer. Bu dolaylı olarak vatandaşların mülksüzleştirilmesi ve vatandaşlık bağlarının zayıflatılması demektir.
Haksız kazanç, haksız makam, mevki ve konumlanmalara neden olmaktadır. Hak edilmemişlikler yaşamın her alanını tahrip etmektedir. Gerçek hak sahipleri konum ve koşullarını kaybetmektedir. Bu süreç haksız gücün ve güvensizliğin tavan yaptığı bir süreçtir. Hukuksuz süreçlerde varsıl olan densizin biri halka küfretmiştir. Bu olumsuz gelişmenin sıradanlara yansıması; hasta yakını doktor dövmekte, öğrenci velisi öğretmene saldırmakta, kadın cinayetleri ve çocuk istismarları artmaktadır. Kurumsal olarak vesayet bahanesiyle orduya saldırılar, eğitimin kalitesizleştirilmesi ve sağlığın en sağlıksız konumlara sürüklenmesi!...
Adil ve yasal olmayan yol ve yöntemlerle oluşturulan güç odaklarının neden olduğu haksızlık dalgaları toplumu ezmektedir. Bu olumsuzluklar ve öngörülemezlik hali toplumun harcı olan güveni yok etmektedir.
Hazırlanmakta olan KHK’da özelleştirme ile ilgili hükümlerin olduğu basına yansımıştır. Bugüne dek yapılan özelleştirmelerden alınan paralarla halkımız daha iyi yaşam koşullarına kavuşturuldu mu? Başka sorularda soralım; eğitim sorunu çözüldü mü? Sağlık sorunlarımız çözüldü mü? Şehir hasta haneleri gerçeği nedir? Ulusal güvenlik açısından daha iyi koşullara kavuştuk mu? Sosyal Güvenlik konusunda endişelerimiz giderildi mi? Ülke yararına yeni yatırımlar yapıldı mı, istihdam sorunu çözüldü mü?
Sadece yol, köprü ve hava alanı yapıldı demek yetmiyor. Kamu, özel işbirliği ile yapılan bu projelerde devletin kasasından bir kuruş çıkmadı sözü gerçeği yansıtıyor mu? Bu rant projelerini bir başka yazıda tartışmak umuduyla…