Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Özelleştirilen...

  • 31 Ağustos 2018 Cuma


Özelleştirmenin temel mantığı, kamuya ait varlıkların yasal kılıfla yağmalanmasıdır. Kamuya ait olan varlıklar, kamunun söz ve karar hakkının kanıtıdır. Varlıklar el değiştirirken yoğunlaşmalar yaşanır. Bu yoğunlaşmaların kaçınılmaz sonucu olarak yönetimde piramit daralır. Her daralma bir yoksunluk ve erişilemezlik göstergesidir.
Kamuoyunu yanıltmayı ve tepkileri etkisizleştirmeyi amaçlayan özelleştirme gerekçeleri ileri sürüldü. Sözde istihdam yaratılacak, teknolojik yenilikler içeren yeni yatırımlar yapılacaktı. Bu kapsamda gelir dağılımı açısından, mülkiyet tabana yayılacaktı. Bu gerekçelerin gerçekleştirilmesi bir yana, tamamen tersi gelişmelere tanık olduk. Konu ile ilgili olarak Yakup Kepenek, yakın zamanda yaşamını yitiren saygın akademisyen ve bilim adamı Güngör Uras Hocamızın kitabından bir aktarışı var:

“Fabrika, özelleştirme programı çerçevesinde 12Eylül 2003’te Milli Gazete’nin yakuruluşu Milda’ya 5(beş) milyon liraya satıldı.
Özelleştirme için hazırlanan değer tespit raporunda60 milyon lira değer biçilen fabrikaya sahip olan Ankaramerkezli şirket, fabrikayı 5 yıl çalıştırma zorunluluğuylasatın almasına rağmen, kısa bir süre üretimyaptıktan sonra TEDAŞ, SSK, Maliye, belediye, vergidairesi ve işçilere toplam 40 milyon lira borçlanarakfabrikayı kapattı.
Özelleştirme İdaresi, sözleşme şartlarına uyulmadığıiçin fabrikayı geri almadı.
Şirket 5 milyon liraya aldığı Türkiye Selüloz ve KâğıtFabrikası’nın makinelerini 2010’da 11 milyon lirayahurdacıya sattı.
2013 yılında hükümetin talimatı ile Giresun İl Özelİdaresi, SEKA Kâğıt Fabrikası’nın 684 dönümlük arazisini68 milyon liraya Milda’dan satın aldı.
Arazi daha sonra TOKİ’ye devredildi.
Milda, özelleştirmeden 5 milyon liraya aldığı fabrikadantoplam 79 milyon lira gelir elde etmiş oldu. …TOKİ, SEKA tesislerinin yerine 1500 konut, stadyum,hastane inşa ediyor.
Şimdilerde yılda kâğıt ve karton ithalatına 3.5 milyardolar ödüyoruz.
(Güngör Uras; Sanayileşecektik, Büyüyecektik N’oldu Bize?, İstanbul: Doğan Kitap, 2017, s. 10)
STK yetkililerinin son gelişmelere ilişkin görüşleri şöyle:
“Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç: Bir ülkenin kültürünün ana öğesi gazeteler ve kitaplardır. Onların hammaddesi ise 3. hamur kağıttır. Ne var ki yıllardır ülkemizde bu kağıdı üreten tek devlet tesisi de satıldığı, özelleştirildiği için kağıt üretimi sona erdirildi ve yurt dışına bağımlı kalındı. Son yaşanan büyük ekonomik krizle dayanılmaz koşulların pençesinde kalan medya sektörü büyük darbe almıştır. Böylece basın kurumları bu koşullarda yaşayamaz hale getirilmişlerdir. Kültürsüz ve cahil toplumlara doğru giden bu yolda ivedi olarak bir dizi koruyucu önlemlerin alınması şart olmaktadır. Devletin acilen yerli kağıt üretimine geçmesi ve kağıt ithalatını gazete ve yayınevleri lehine sübvanse etmesi gerekir. Ayrıca destekleme anlamında, basın ilan kurumu kamu ilanlarını adil şekilde gazetelere dağıtmalıdır. Gazeteler çalışanlarıyla hizmet vermeye devam edebilmelidir.”

“DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren: Bu böyle gitmez. Doların yükselmesi kağıda yansıyor. Günlük gazeteler bunun altında kalır. Kültür çok pahalı bir şey haline dönüşüyor.”
Başlangıcından buyana özelleştirmelere karşı çıkmamız bunun içindi. Sadece kendi çıkarlarını düşünmeyenler dışında hiç kimse ülke varlıklarının elden çıkarılmasını istemez. Bir yurtseverin tartışılmaz görevi; ülkesini tüm varlık ve değerleriyle birlikte korumak ve sahip çıkmaktır!
...