Selma Erdal

Tüm Yazıları


Osmanlı Dediğin

  • 29 Kasım 2018 Perşembe


Osmanlı özlemi sardı Tarih bileni de, bilmeyeni de...Oysa Osmanlı dedin mi, iyi bileceksin yapısını... Üstelik bugünlerde halk bulamaz olunca tarlada, pazarda, evde kuru soğanı...Bir de durup düne bakacaksın...Baktığında da daha iyi anlayacaksın Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin neden kurulduğunu...Çünkü...Osmanlı ekonomisi; tarıma dayalı olmakla birlikte, topraklar üzerinde toprağı işleyenin mülkiyet hakkı olmamışdır.
Bilindiği gibi Osmanlı Toprakları devlete aitdir ve yalnızca kullanım hakkı, vergi toplama ve asker sağlama koşuluyla görevlilere devredilmişdir.Topraklar üzerindeki özel mülkiyeti elde etme uğraşları Tanzimat'la birlikte başlar. Özellikle tarıma dayalı bir ekonomik yapının gelişmesi için, yabancılara toprak mülkiyeti verilmesi yolundaki dış baskılar "mir-i arazi" düzenini değiştirmeye yönelmişdir. Bu da giderek toprağın parçalanmasını ve tarım alanlarının küçülmesi sonucunu getirmişdir.Böylece tarımsal ürünler açısından da dışa bağımlılık başlamışdır.Bu dönemde dış ilişkilerin artması sonucu tarımsal ürünlerin talebi Amerika ve Avrupa ülkelerince belirlenir olmuşdur.Ama bu talepler değişitikçe, buna uyum sağlayamayan üretici kar beklerlen zarar etmişdir. Talep öylesine esnekdir ki aynı gün içinde bile değişiklikler göstermişdir. Böylesi durumlar giderek ekonominin iyice bozulmasına ve ülkenin sömürgeleşmesine yol açmışdır.
Bu konulara ilgi duyanlar için İsmail Cem'in "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi" kitabını, Yakup Kepenek'in "Türkiye Ekonomisi" kitabını okumalarını özellikle önerebilirim...

Tanzimat'la birlikte dış ülkelerle yapılan ticaret anlaşmaları, zamanla tarımın önemini geriletmeye başlamışdır. İçe dönük Osmanlı, dışa açılmaya başladıkça sanayileşme özlemleri de artmışdır.Tartışmaya gerek yoktur ki Osmanlı'nın, sanayileşmiş Batı ile yarışması elbetteki olanak dışı olmuşdur.Osmanlı'nın kuruluşundan başlayarak, ticaret genelde azınlıkların elinde olduğundan ve ticaretle uğraşmak Osmanlı toplumunca küçümsendiğinden, ticari alanda önemli bir gelişme sağlanamadığı gibi, Tanzimat döneminde yapılan dış antlaşmalar da giderek ticareti geriletmişdir. Dolayısıyla bu durum ekonominin daha da kötüleşmesine yol açmışdır.Bu ortamda Osmanlı sanayiinin gelişmesi gerçekleşememişdir. Her ne kadar Batılılaşma'nın etkisiyle sanayileşmenin önemi kavranmışsa da, Osmanlı'dan yüz yıl önce SANAYİ DEVRİMİ'ni yaşayan Batı'ya yetişilememidir.Az gelişmiş ya da gelişmekde olan ülkelerin değişmez yazgısı olan hammadde satıp, mamul madde alma ticareti başlamış ve bu durum Osmanlı sanayileşme girişimlerini geliştirmek yerine, engellemişdir.
Tek önemli sanayi dalı olan DOKUMACILIK da hammaddelerin dışarıya kaçırılması ve bunlardan üretilen kumaşların yeniden ülkeye sokulması sonucunda gerilemeye başlamışdır. Bu dönemde yabancı malların özendirilmesi sonucunda; dokumacılık ekonomideki etkinliğini bütünüyle yitirmişdir. Bununla birlikte Tanzimat döneminde ilk olarak Feshane Fabrikası kurulmuş, ardından İzmit Çuha, Hereke ve Bakırköy Fabrikaları kurulmuşdur. Bu fabrikalarda fes ve kumaş üretilerek halka satış yapılmışdır.Bu fabrikaların kuruluşunda Batı teknolojisinden ve ustalarından yararlanılmış, daha sonrasında işler yerli ustalara bırakılmışdır.Fabrikaların kurulması ve yerli ustaların çalıştırılması genelde bozuk olan ekonomiyi iyileştirmeye yetecek önlemler olamamışdır.Özellikle azınlıkların yabancı uyruğuna geçip, konan kapütülasyonlar yoluyla ülkenin sömürüsüne katılmaları ekonominin iyice bozulmasına neden olmuşdur. Ayrıca Osmanlı'nın tüketim malları üretmeye yönelik sanayii ekonomik gelişmeyi sağlamakdan çok uzakdı. Bir de bu sanayi tesislerinin ülkenin Batısı'nda İstanbul, Bursa ve İzmir gibi kentlerde yerleşmiş olması ve genellikle de azınlıkların elinde olması, Anadolu'ya yayılmaması gibi nedenler sanayi sektörünün ekonomiye olumlu katkılarda bulunmasını engellemişdir.Osmanlı'nın dışa bağımlılığı bu zayıf sektörü giderek öldürmüş ve sanayi adına geriye pek birşey bırakmamışdır.Sonuçda; Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı'dan tarıma dayalı ve dışa bağımlı bozuk bir ekonomik düzen devralmışdır.
Kuşkusuz bu konuda geniş bir bilgilenme için Zafer Toprak'ın Osmanlı Devleti ve Sanayileşme Sorunu adlı kitabını okumanızı önerebilirim.
Bugün ülkemizin içinde bulunduğu koşullar ve Osmanlıcılık oynamağa kalkışanlar ve de "bulunmayan soğan-ülke soyan" tekerlemeleri üretenler... Üşenmesinler; okusunlar, araştırsınlar... Osmanlı'nın son dönemlerini ve yenilikçi Cumhuriyet dönemini karşılaştırsınlar.Ve sorgulasınlar...Neyi mi?...Bıraksınlar Atatürk'ün öncülüğünde kurulan fabrikaların hesabını sormayı bir yana... "Değil mi ki bu denli Osmanlı hayranısınız da Osmanlı'dan kalan o fabrikalar nerede?" diye sorsunlar Osmanlıcılık oynamağa kalkışan her kim varsa...