Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Önümüzde Yerel Değil, Genel Seçim Var…

  • 22 Aralık 2018 Cumartesi


CHP Didim’de Belediye başkan adayını belirlemiştir.
Demek ki artık, aday adayları arasındaki kişisel rekabet ve çekişme sona ermiş; AKP’ye karşı yürütülecek toplumsal mücadelenin marşına basılmıştır.
Gelinen eşiğin hikmetini kavramayanlar, farkında olsalar da olmasalar da, “öteki” safta yer alacaklardır.
Başlıktaki cümleyi doğru anlamamız gerekmektedir.
Çünkü gerçekten 31 Martın bir gün sonrası “1 Nisan”dır…
2019’un 1 Nisan tarihi, şaka ile karışık bir muziplik günü değildir;
Bu nokta bir yol ayrımıdır.
Ya herra, ya mera, denilecek bir milattır.
Ya… Demokrasi, özgürlük, hukuk devleti, cumhuriyet değerleri… Ya da tek adam rejimi, baskı ve korkuya dayalı yönetim anlayışı, güdümlü yargı ve Ortaçağ’a geri dönüş… Bu gidişin şakaya tahammülü kalmamıştır.
Önümüzdeki yerel seçimlerde ortaya koyacağımız irade, Ahmet ya da Mehmet yönündeki bir tercih ile ilgili değildir.
Bu yerel seçim, öncekilere birçok bakımdan hiç benzemiyor.
Belki de uzatmaları oynuyoruz… Hakem düdüğü çalmak üzere!
Bu yüzden 31 Mart günü yapacağımız seçim dar anlamda bir yerel seçim değil, çok çok geniş anlamlar taşıyan bir genel tercihtir.
Yapacağımız tercihteki bir hata, Ege’nin incisi bir yerleşim birimini karanlığa teslim etme sonucunu getirecektir.
O klasik soru Didim’in gündemindedir: “Tehlikeyi fakında mısınız?..”
31 Martta işte bu sorunun yanıtı verilecektir.
Didim teslim edilecek midir?
Yoksa [her şeye rağmen] direnecek midir…
Aday adaylığı sürecinde sürüp giden kişisel çatışmaların gölgesinden kurtulabilinecek midir?
Didim’in aydınlık insanlarının önünde böyle bir sırat köprüsü uzanmaktadır.
Bu gerçeğin kavranmasından doğan bilinç, bize doğru yolu gösterecek pusulamız olmalıdır.
Kişisellik, çıkar öncelikleri, taraftarlık ruhu ve hizipçilik hastalığı toplumun kılcal damarlarından temizlenmelidir.
Başka yolu yoktur…
Aydınlığa ulaşmanın ve çağdaşlık katındaki kazanılmış mevzileri korumanın başka bir yöntemi yoktur.
Birlikte ve sahiden omuz omuza olunmadan hiçbir mücadele kazanılamaz.
Gerçekten, “ben yok biz var,” diyebiliyorsak, doğru şiar ve kurtuluş yolun bu yönde olduğuna iman etmişsek, o zaman ele ele verip, kenetlenmekten başka çare yoktur…. Sonra ve ertesi gün değil; [Hemen ve şimdi!]
Zaman içinde karaciğerlerimizde biriktirmiş de olsak, düşmanlık duygularımızı ter/top edip çöp sepetine derdest edelim.
Koltuk, prestij, rozet, öne çıkma hırsı ve benzeri arızalarımızı bir kenara bırakalım… Kalabalıkların içinde küçücük bir zerre olabilme erdemini deneyelim ve hatta becerelim.
Alçak gönüllülük, hoşgörü ve özveri gibi değerleri başımızın tacı edelim.
Başka türlü içine milletçe sürüklenmekte olduğumuz karanlığın içinden çıkamayız.
Didim’i de, ülkemizi de [yeniden] aydınlığa taşıyamayız.
Aklımızı başımıza toplamanın tam zamanıdır.
Ve belki de ülkenin kader saatine çeyrek vardır…

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr