Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Okumadan uzaklaştırmanın yolu parasızlıkta

  • 21 Şubat 2018 Çarşamba


Kimin ne söylediğini artık anlayamaz oldum. Biri türkü tutturuyor, öbürü senin söylediğin nağmedir diyor. Memleketin meseleleri mesele olmaktan çıkarıldı ve şahsi çıkarların sandalyeleri koruyacağı duruma dönüştü. Yazık milletin içi gidiyor.

Okulların ikinci yarısı sonunda açıldı. Çoğu vatandaş keşke açılmasaydı demeye başladı. Bir insan çocuğunun okulu için keşke acıkmaz olaydı der mi? Diyor kardeşim. Bu işler tamamen ekonomi işleri. Adam sıkıştırsa paraya bunu da der, başka şeyleri de. Ülkenin dörtte üçü neredeyse açlıkla mücadele eder oldu. Üretimi olmayan bir ülkede paranın değeri altlarda sürünmeye mahkumdur.
Bu mahkumiyet süre dursun, insanlar adeta diken üzerinde yaşamını sürdürüyor. Bu gün nasıl olacak, yarın ne olur düşünceleriyle tedirgin yaşıyor. Etrafımız terör odakları ile kavrulurken, kurtuluş savaşı öncesinde yaşadıklarımızın aynısı gibi konular karşımıza çıkmış bize bakıyor. Bunlar yetmezmiş gibi, ülkemin içi sanki bilerek oyulmuş vaziyette, yabancıların istilasıyla kafalarımızın içi adeta oyulur gibi her gün sıkıntı ve stresten sanki bir duvar.
İlk öğretim dediğimiz, şimdiki adıyla üç tane dördün ilki olan dört kısmı bile, velilerin ne halt yiyeceklerini düşündüğü zamanın geldiği günlerdeyiz. Ya orta öğretim ne derseniz, o daha farklı bir parayı gerektiren konuda. Ya üniversite durumları ne olacak diye düşünürseniz, zaten yandığınızın resmidir. Çocuğunuzun harçları garibanın bir aylık maaşından fazla. Devletin desteği olan öğrenci kredisi toplasan bir şeye benzemiyor. Ev kiraları baş belası. Yurt desen yeterli sayıda değil. Peki bu öğrenciler nerede kalacak? Bunu hiç düşünen olmadığı gibi, çözüm bulmaya çalışan da yok.
Birileri çıkıyor sanki alay eder gibi, yoksul öğrencilerin otobüslerinin bedava olmasını istiyor. Yoksulluk diye hangi öğrenciyi o yaşta yaftalayacaksınız merak ediyorum. Kim ister bu işin bu şeklini. Öğrencilerin kıyafetlerinin serbest hale getirilmesiyle zaten o çocuklarımızı bilerek sınıflara ayırdınız. Biri Beymen’den giyerken, diğeri pazardan giydiğinde arada çıkan sosyal adaletsizliğe şimdi de otobüs bedeli eklenirse, bakalım bunun ilerideki sonuçlarına kim çare olacak?
Bence olur olmaz şekilde müfredata giren kitapları bedavaya dağıtacağınıza, tüm öğrencilerin, kimseyi ayırmadan, okula gidiş gelişlerindeki harcamaları ya ucuzlatın, yada tam olarak kaldırın. Çocuklar bari bu yaşta eşit olduklarını anlasınlar.
Okul kantinlerinde de aynı kural geçerli olması gerekir. Bir rafta pahalı yiyecekler, diğer tarafta ucuz yiyecekler, hangisini öğrenci alıyorsa, işi bitti. Zengin zenginle, fakir fakirle arkadaş olsun diye yapılan bir ayrımdır bunun adı. Olmaz böyle bir ayrım. Ülkemize gelen yabancı bedavadan geçinirken, bizim öğrencilerimizden daha kaliteli yaşamını sürdürüyor. Yakında memleketi tam istila ederlerde siz de rahat edersiniz.