Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Oksijen deposu Kaz dağları yok ediliyor

  • 05 Ağustos 2019 Pazartesi


Değerli dostlarım; Millet siyanür ile maden aramasına tepkisini gösterirken, diğer bir kesim keyifli gecelere akıyor. Bir tarafta insanların hayatı, diğer tarafta eğlencenin verdiği hayat. Madenler nedeniyle bir tarafta yürek yangını, diğer tarafta ısının 38 derecedeki güneş yanığı. Bir tarafta zevk ve sefa, diğer tarafta gelecekteki korkulu rüyalar. Böyle bir ikilemin yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. Böyle bir ikilemi ortaya koyan unsurların başında gelen en önemli konu para hırsı. Para sanki kefenin cebine konacak ve mezara girerken onunla beraber gidecek. Dersin ötede AVM’ler cirit atıyor. Orda bol paraya ihtiyaç var. Sanki birileri kalkmış ve bizim dediklerimizi uygularsanız, ötede Huriler ve Nuriler sizin olacak. Burada siz teslim edin tüm varlığınızı, bu sayede başkaları zevk ve sefa içinde yaşasın, siz öteki dünyadaki Huri ve Nurileri bekleyin. Pes vallahi pes.

Değerli dostlarım; Ege’nin büyük bölümü sıkıntılı günler yaşıyor. Bir tarafta Kuzey Ege’nin oksijen deposu olan ve Kuzey Ege’ye, oradaki Çanakkale, Balıkesir ilçelerini kapsayan, oksijeninin sağlayan can damarlarına karşı yapılan kötülük var. Bu kötülük, bunca insanın yaptığı eylem bile hiçe sayılarak “Biz burayı kafaya koyduk. Burada maden arayacağız. Hem de doğayı katlederek” demekteler. Madeni nasıl aradıklarını herkes biliyor. Kullanılan kimyasallar sulara karışacak ve içindeki bir çok canlı yaşamını yitirecek. Sadece canlılar ölmeyecek. İçme sularına da belki bu zehir nüksedecek. Yaşam alt üst olacak. Orada yaşayan insanlar nefes alamayacak. Orada yaşayan tüm canlılar, insan, hayvan, bitki ne varsa bu kimyasallar tarafından yaşamları kısalacak. Gelecekte Ege bölgesinde çok sayıda Onkoloji ve sanatoryum gibi branş hastanelerinin artmasına neden olunacak. Ayaklarını uzatarak bugün keyif yapanlar, kısa zaman sonra iş işten geçmiş olan bu konuda kendilerinin bu dünyaya nasıl bir zarar verdiklerini anlayacaklar. Bu zararın içinde kendi çocuk ce torunları olduğunu sanırım şimdi bilmiyorlar. Amaç şu kısa geçen zamanda bir avuç doymak bilmedikleri para.
Değerli dostlarım; Bunun yanında asıl konu daha vahim. Gelecekte çok daha kötü bir doğa ile karşılaşmamız mümkün. Kesilen ağaçların sayısı belli değil. Bunun yanına binlerce sayı daha ilave edebilirsiniz. Çünkü kestikleri dışında, buradaki kimyasallardan zaten ağaçlar kuruyacak. Yok olan ağaçların yerine ileride bir çöl görme olasılığı çok fazla. Güzelim cennet Ege bu sebepten o vasfını yitirmeye namzet hale getiriliyor. Gerekçesi çok net ve basit. Köşeyi dönmek ve gelecek için kendi etrafındakilerin para ihtiyaçlarına karşılık her yeri parsellemek.
Değerli dostlar; Salda gölü güney Ege’nin Denizli iline bağlı Maldivleri. Maldivler denilince o ormanları yok edenler çok iyi bilirler. Çünkü oraları yakan yıkan kişilerin dışında kalanlar, Maldivleri sadece resimlerde görüyorlar. Diğerleri ise oraların cennet olduğunu biliyorlar. Bu görünen cennet gölümüz de böyle bir tehdidin altında can çekişmeye başladı. Günlerden bir gün sahilde yanıma gelen bir emekli aynen şöyle demişti. “Hocam, her gün biraz daha fazla ısınıyoruz. Geçen seneler mis gibi bir hava olan Ege, şimdi nemden geçilmiyor” dediğinde ona aynen şu cevabı vermiştim. “Dostum, denize doğru değil de, denize arkanı dön ve ne gördüğünü söyle” dediğimde bana yazlıkları, ağaçları ve etrafta park etmiş ağaçları saymaya başladı. Bende ona onları saymana gerek yok. Biraz yukarıya bakarsan, her sene kesilen, yakılan ağaçların yokluğu, gelecekte daha kötü hava şartlarını sana yaşatacak dediğimde sadece oradan uzaklaştığını gördüm. Biz böyle duyarsız davranırsak, değil Ege’de dünyada yaşanılır hal kalmayacak. Haberiniz olsun.