Selma Erdal

Tüm Yazıları


Öğretmen, Eğitim, Öğretim

  • 03 Eylül 2020 Perşembe


Geleceğimiz, göz bebeğimiz dediğimiz yükselen yeni nesil eğitimde öğretmene değil, internete teslim. Başvurdukları kaynak Google arama motoru, onun da efendisi Deep Blue... Ve daha da ötesi insan aklı değil, silikon vadisi üretimi Yapay Zeka, bundan böyle düşünecek, bilecek karar verecek tüm insanlar adına... İşte bu kurgulanmış geleceği bilen ve izleyen Milli Eğitim Bakanı YÜK olarak görmez mi öğretmen maaşlarını?...
Ve daha pek çok meslek, bu düzene yük gelecektir ki dolayısıyla geleceğinize ilişkin satranç oyununda iyi görün üç ya da beş adım sonra hangi hamleyi yapacağınızı/hangi adımı atacağınızı!...

Bilindiği ya da henüz kimilerinin ayırdına varamadığı gibi hekimler ikiye ayrılıyor. Reçeteye hap, tablet, aspirin yazanlar, diğerleri de hastalarına chip takanlar. Kuşkusuz gelecek chip takan hekimlerin. Dolayısıyla henüz internete ulaşım olanağından yoksun kesimlerin de var olduğu ülkemizde; şu dillere pelesenk olan "sosyal devlet ve "eğitimde fırsat eşitliği" kavramları nasıl dönüştürülecek gerçeğe?...
Kim bilir belki de her gün tarikat yuvalarından çocuklara yönelik taciz, tecavüz duyumlarının yayıldığı bir ülkede; ne bu kavramların, ne de bu kavramların yaşama geçirilmesine yönelik amaçların yeri yoktur. Belki de eğitim yalnızca varsıl çocuklarına haktır. Nasıl ki savaşlarda ölmek yoksul çocuklarına görev olarak tanımlanmışsa...

Oysa eğitim; gelecek için, yarınlara hazırlanmak için ve en önemlisi de "ki 68'lilerden Harun Karadeniz'in de bir zamanlar savunduğu gibi" üretim için gereklidir.

Değer verdiğim yazarlar sıralamasında en başa adını yazdığım Uruguaylı yazar Eduardo Galeano da benzeri eşitsizliklerden, haksızlıklardan yakınır "Hiç Kimseler" adlı kitabında... Ki ülkemizin giderek yoksullaşan, gerileyen, itibar kaybına uğrayan toplumsal yapısında da Latin ülkelerinde yaşanan koşullar oluşmaya başlıyor ne yazık ki... Nasıl ki onlarda varsıl çocukları her türlü olanağa kavuşurken, yoksul çocuklarına yalnızca Meryem Ana'ya dua etme ve öldükten sonra Cennet'e gitme düşleri veriliyor kuru ekmeğin yanında... Bizim toplumsal ypımızda benzeşmeye başlıyor Latin Amerikalılar'la... İşte henüz 1800'lü yıllarda Venezuelalı devrimci öğretmen olan Simon Rodriguez karşı çıkmış yaşanan haksızlıklara, yanlışlıklara...
O öğretmene göre okullar halka açılmalıymış. Onun düşüncesine göre eğitim herkesin hakkıymış, erkek ve kız çocuklar sınıfları birlikte paylaşmalıymış. Ve bu öğretmen efendiler ve rahipler yerine; demirciler, tuğla işçileri ve marangozlar yetiştirmenin ülke için daha yararlı olacağını savunurmuş.
Ne kadar da Cumhuriyetimiz'in kuruluşunun ilk yıllarındaki düşünce yapısıyla benzerlikler gösteriyor şu Rodriguez öğretmenin düşünceleri, değil mi?... Köy Enstitüleri'nin kuruluş amacıyla nasıl da benzerlikler gösteriyor.
O eğitim ve öğretim kurumlarında da ülkenin her bir yöresinden toplanan yoksul köy çocuklarına; yalnızca okuma, yazma ya da tarla, bağ, bahçe işleme, marangozluk, duvarcılık, ilk yardım ve sağlık bilgileri öğretilmekle kalınmaz, her birisinin eline toplumu, halkı, ulusu aydınlatsınlar diye bilimin, bilginin meşalesi verilirdi.
Oysa günümüzde yoksul çocuklar, tarikat yuvalarında, aydınlığa barikat kuran karanlıkların ocağında, hurafelerin, batılın kucağında sözüm ona ilim tahsil ediyorlar ve yükselen taciz, tecavüz feryatlarının arasında benliklerini / kimliklerini / çocukluklarını yitiriyorlar.

Eğitimde 4+4+4 düzeni; ne kadar verimli oldu ki küresel bir salgının olumsuz dışsallıkları bağlamında okul-öğrenci-öğretmen buluşmaları, gerçek ortamdan, kaydırılıyor sanal ortama ve herkes küçük yaştan başlıyor küresel ağın iplerine yapışmaya... World Wide Web (WWW) olarak tanımlanan küresel genişlikteki ağ, dünya genelini kapsayan ve tüm dünyalıları bu ağa yapışan sinekler gibi algılayan düzen ve düzenek ki o da ulusal kimliğinden koparılmış, tek tip dünyalılar, küresel yurttaşlar yetiştirecek geleceğin dünyası için...
Ve öğretmen bilmelisin ki işte bu düzende olmayacak senin yerin !...
Ve ne yazık ki gelecek nesiller olmayacak senin eserin!...
Big Brother'ın gözlediği, izlediği küresel topluma, bilimi öğretecek, bilgiyi verecek olan; yaşanan bu değişim ve dönüşüm sürecinin ardından bilmelisin ki sen olmayacaksın değerli öğretmen!...
Yıllardır "bilim kurgu senaryolu" Hollywood filmleriyle bilinçaltımıza işlenen düzen artık kurgu tanımından çıktı, yaşam biçimimiz oldu bile... Bundan böyle her türlü al, aldatmaca, hile ile ulusal güçler birer, birer geçerken küresel gücün eline ve sen öğretmen; yükselen değerler sıralamasında çok yakın bir gelecekte yer bulamayacaksın kendine...

Ne yazık ki bu; BİLDİĞİMİZ DÜNYANIN SONU...