Selma Erdal

Tüm Yazıları


Nice Yüzyıllara

  • 24 Nisan 2020 Cuma


Biliyoruz; ölümlüyüz. Ne kadar da avutsak kendimizi bilimsel çalışmalar ışığında "insan yaşamı 150 yıldır" diye, elbette ki öleceğiz eninde, sonunda... Ama dünya döndükçe, yaşam var oldukça; 23 Nisan 1920'de temelleri atılan, 29 Ekim 1923'de verilen Kurtuluş Savaşı'nın ardından kurulan bu ülke, Ulu Önderimiz Kemal ATATÜRK'ün kurduğu bu Devlet; yaşayacak sonsuza kadar, yaşam olarak tanımlanan bu gizemli süreç var oldukça...

Biliyoruz; kuruluşundan, günümüze bu 100 yıllık süreçte bu ülkeyi "içten ve dıştan" yıkmak için uğraşlar vardı, bugün de var, yarın da olacak. Ama onlar asla amaçlarına ulaşamayacak. Ne bu Devlet'i, ne de kurucusu Kemal ATATÜRK'ün ölümsüz tinsel varlığını hiç kimse yok edemeyecek; Türkiye Cumhuriyeti Devleti hep var olacak O'nun İlke ve Devrimleri'nin aydınlığında...

Biliyoruz; O'nun yolunda çarpan yüreklerimiz gün gelip dursa da genlerimizden gelen çocuklarımız ve onların çocukları geçit vermeyecek karanlıklara!... Ulusal Bayramlarımız hep kutlanacak coşkuyla... Çünkü biz; kurduğu Cumhuriyet gibi, varlığımızla, kimliğimizle, kişiliğimizle hep O'nun eseriyiz.

Biliyoruz; 23 Nisan 2020 gününde, dünya genelinde yaşanan Corona salgını nedeniyle sokaklarda olamadık. Ama...
Yıllardır Atamız'ın İlke ve Devrimleri'ne karşı çıkanlar, halkın sesini kısanlar, televizyonun sesini açarak Halkın Egemenlik Bayramı'nı kutlayarak, "sözde" Atatürkçü, "sözde" Ulusalcı oldular saat 21.00 olduğunda...
Sonuç olarak söylenen İstiklal Marşımız'dı; Devletimizin marşıydı, coşkuyla marşımızı söylemek için elimizde bayraklarımızla çıktık balkonlara... Çünkü birileri gerçeği kavramakta zorluk çekse de ya da bu gerçek onları rahatsız etse de biz çok iyi biliyoruz;
EGEMENLİK ULUSUNDUR!...
Biliyoruz birileri; ülkemizin kurtarıcısı ve kurucusu olan Ulu Önderimiz'in gerçekleştirdiği büyük işleri yok sayarak, O'nun manevi varlığını görmezden gelip, kendilerini öne atarak, iktidarı ele geçirişlerini "milat" bilerek, 23 Nisan 1923'den beri gerçekleştirilen ve başarılan ne varsa "inkar" etmektedirler. Sanki ülke daha öncesinde dünyanın en geri kalmış ülkesiymiş gibi, bugün ülkede ne varsa "bizim sayemizde" diyebilmektedirler.
Öylesine ki yapılan bu açıklamalar sonrasında; Nasreddin Hoca'nın, İncili Çavuş'un ve Aziz Nesin'in torunları da amiyane deyişle "makaraya sarmaktalar" onları, kara mizahın en özlü sözlerini üreterek...
Örneğin; dünya genelinde sağlık sorunlarının yaşandığı şu günlerde, AK-İktidar'dan öncesinde ülkede "ambulans" bile olmadığını söyleyerek....
Ne diyelim?... Elbette ki onlara hak vermeliyiz; çünkü güç onlarda???
Evet doğrudur, AKP'den önce bu ülkede AMBULANS yoktu. Çünkü Türkçe konuşulan ve Türk olarak yaşanılan bu ülkede CANKURTARAN araçları vardı.
Ve 23 Nisan kutlamaları çerçevesinde, İstiklal Marşı söylenmeden önce; tüm şehid ve gazilere rahmet okudular, ama ne yazık ki yine Devletimiz'in kurtarıcısı ve kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün adını anmadılar, anamadılar, O'nun varlığını yine yok saydılar.
Çok iyi biliyoruz ki...
AKEgemenlerin yok saymasıyla; ne O'nun başardıkları, ne de O'nun manevi varlığı yok olmadı ve onlar ne kadar uğraşsalar da yok olmayacak.
Dünya döndükçe, yaşam sürdükçe, bizlerin genlerinden gelenler; O'nun adını, ilke ve devrimleri yaşatacaklar. O'nun Türk Ulusu'na armağan ettiği Ulusal Bayramları daha nice yüzyıllar boyunca coşkuyla kutlayacaklar, O'nu saygı, sevgi ve minnetle anacaklar.