Selma Erdal

Tüm Yazıları


Nelerle Uğraşıyoruz?...

  • 28 Ocak 2019 Pazartesi


Sabah, akşam televizyon kanallarında, gazete sayfalarında hekimler ve beslenme uzmanları öğütler veriyor; dengeli beslenmenin nasıl olması gerektiğine ilişkin... Ve sıralıyorlar önerilerini, dengeli beslenme için, neler yenmesi gerekdiğini...Hekimlere, beslenme uzmanlarına göre gerekli olan besin gurupları da kısaca şöyle sıralanmış:Birincisi; süt ve süt ürünleri...İkincisi; et ve et ürünleri...Üçüncüsü;tahıllar...Dördüncüsü; sebze ve meyveler...İşte bu dört ana besin gurubunu eğer birarada alırsanız bir öğünde ve elbette ki her yeni günde; dengeli beslenmiş olacaksınız konuyu bilenlere göre...Üstelik örnek yemek adı da veriyorlar, dört besin gurubunu de içeren, hem de Türk mutfağından...ki o yemek yoğurtlu, etli biber dolması...İçindekilerinin ne olduğuna bakarsak, nelerden üretildiğinin açılımını yaparsak; et de var, pirinç de, dolmalık biber de, hele de üzerine yoğurdu da dökünce...İşte tam da uzmanların önerdiği gibi dört dörtlük beslenmiş olursunuz, içinize sine, sine yiğin afiyetle...Ama nasıl olacak afiyet, nasıl konacak sofralara ziyafet?...Ülkede hayvancılık mı kaldı?...Tarımcılık mı kaldı?...Bağcılık, bahçecilik mi kaldı?...En önemlisi de zeytincilik mi kaldı?...
Televizyon kanallarında, hazır tavuk ürünlerine ilişkin reklamlardan geçilmiyor.Bu reklamları görenler, sanacaklar ki bu ülkede adım başında tavuk üretim çiftlikleri var, tavuk besiciliği yapılıyor.Oysa tavuk üreticileri kan ağlıyor; bir haftadır civcivler aç, açlıkdan birbirlerini yiyiyorlar diye...İyi de tavuk üreticisi böylesine kan ağlarken; "neşeli" piliçlerden üretilen tavuk kanat ızgaralar, özellikle de Amerikan markalı tavuk baget satanlar; bu ülkede tavukçuluk da ölmüşken, hammaddelerini, daha çık bir deyişle tavukları, butları, kanatları nereden buluyorlar?...Nereden bulup da ızgaralarda pişirip; müşterilerine sunuyorlar?...Ülkemizdeki çiftlikler iflas ettiklerine göre; bu tavukların geliş adresi nere?...Tahıllar Okyanus ötesinden geliyor yıllardır. Et dediğin Arjantin'den...Gerçi Hindistan'ın "kutsal/Tanrı" ineklerini bile yetkilileri/kurnaz tilkileri, sezdirmeden halkına, sattılar el altından ülkemize... Zeytinyağı alınıyor bir avuç toprağı olan Yunanistan'dan...Suriye ile kavgalıyız ama, patatesleri sürüldü pazarlarımıza...Sebze, meyve tezgahlarında; bu toprağın ürünleri, bu halkın ürettikleri çokdandır çekildi piyasadan...Dışarıdan gelenlerse eskilerin dediği gibi "el yakıyor" ve ucu, ucuna geçinmeğe çalışan halk pazarcı tezgahlarına uzakdan bakıyor.Ama uzmanlar; durmaksızın televizyonlarda, gazetelerde açıklamalar yapıyor; dört besin gurubu her gün olacak sofranızda diye...Be hey uzmanlar; sizler bu kadar yabancı mısınız ülkenize ve halkınıza?...Bir kere ülkede enflasyon canavarı; iyicesine azmanlaşmış, fiyatlara yetişebilene aşk olsun...Diyelim ki...Tamam eyvallah; cepte para var, cüzdan dolu ama pazar torbası yine boş...Çünkü insanın alası gelmiyor yabanın malını...Kim bilir hangi koşullarda yetiştirmişdir yaban bu ürünleri?...GDO'lu mu, kanalizyon sularından dolayı mikroplu mu, yoksa kimyasal gübrelerden dolayı aşırı toksitli mi?...Doğrusu gözler YERLİ ve MİLLİ ürünleri arıyor.
Yıllar öncesinde, 25 Kasım 2010 gününde,NTV haberde duyurulmuşdu; Brezilya'nın ATAFONA kasabasında denizin 3 metre içeri girip, evleri yıkdığına ilişkin duyumlar.Yine aynı günlerde Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan İklim Raporu'nda da Kutuplar'da ısınmanın artdığı açıklanmışdı.O günlerde "koyun kaval dinler gibi" aldırmıyorduk bu olan bitenlere...Ama yıllar sonra 25 Ocak 2019 gününde; Antalya hortum felaketiyle başbaşa kaldığında...Antalya'yı da sel aldı götürdü, yel üfürüp yerle bir ediverdi...Seralar sular altında kaldı...Ve en acısı ölümcül kayıplar oldu.27 Ocak 2019 günü "yerel seçimler için AKP'nin aday tanıtımı toplantısı için" Antalya'ya giden AKBAŞKAN; zararın 100 Milyon TL olduğunu açıkladı ve zararların karşılanacağını belirtdi.
Dün yaban ülkelerinde yaşananları, felaket filmi izler gibi izlediğimiz ve bize bir şey olmaz diye kendimizi avutduğumuz doğa olayları, artık bizim de kapımızda, denizlerimizde, kentlerimizde, topraklarımızda ne yazık ki...Küresel İklim Değişikliği kaynaklı bu sorunlarda; dizginlenemez doğa olaylarının karşısında, insanların hiç mi suçu yok?...Nasıl olmaz?...Hem de öylesine çok ki...Bir zamanlar Timur'la Yıldırım'ın savaşında, Timur'un fillerini gizlediği ormanlar, nasıl ki yok edildi tarım alanı açmak amacıyla...Nasıl ki Yeşil Bursa'nın ormanları yakılarak, yapılaşmaya açıldı ve griye boyandıkent, doyumsuz yap-satçılarca...Nasıl ki Antalya turizm kentine dönüştürülmek adına, kurban edildi çarpık yapılaşmaya...Yalnızca Antalya mı?...Tüm Ege ve Akdeniz kıyıları; yeşilinden koparıldı, Bursa'nın ormanları gibi yakıldı, kesildi...Dünya genelinde olanlara bakarsak...Üstelik de Dünyanın Akciğerleri olarak tanımlanan Brezilya'nın Yağmur Ormanları,yok edildi uluslararası sömürgen kocaman şirketlerce...Son yıllarda da PALM YAĞI elde etmek uğruna; Endonezya'nın palmiye ormanları yakılıyor acımasızca...Hem ormanlar yok ediliyor, hem yağın elde ediliş yöntemi sonucu sağlığa uygun olmayan bir yağ elde ediliyor, hem de ormanların yakılması sonucu atmosfere yayılan kirli hava sonucunda, küresel ısınma daha da artıyor.Ormanların yok edilmesinin yanısıra; KYOTO İKLİM SÖZLEŞMESİ'nin koşullarına aykırı üretim yapan ülkelerden en başta Çin, Hindistan, Pakistan gibi ülkeler de havanın kirlenmesine, daha doğrusu küresel ısınmanın artmasına neden oluyor.Bütün bu olumsuzluklar Küresel İklim değişikliğini tetikleyen koşullar...Sonuç da yalnızca Okyanuslar'da değil, Akdeniz gibi kapalı denizlerde bile yaşanan hortumlar,kasırgalar...İnsan denen yaratık; ne yazık ki kendi sonunu hazırlıyor, bindiği dalı kesiyor, mezarını kazıyor.NUH TUFANI'nı bir masal gibi dinleyen insanlık,ne yazık ki İnsanlık Tarihi'nde yaşanan olaylardan bir türlü gereken dersi almıyor.
Oysa yaşamak için bir tek şansımız ve bu şansımızı kullanabileceğimiz bir yer olarak da BİR TEK DÜNYAMIZ olduğunu DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ törenlerinde söyleyen insansoyu; diğer günlerde bu gerçeği hiç anımsamıyor.Sorumsuzca ve doğaya saygısızca tutum ve davranışları sonucunda; kendi sonunu hazırlıyor.
Ve mutlu olmak...Sağlıklı yaşamak...Gönenç içinde, bolluk ve bereketin tadını çıkarmak varken...Böylesine açgözlü, böylesine sorumsuz, böylesine doyumsuz insanlar yüzünden nelerle uğraşıyoruz ne yazık ki şu üç günlük ömrümüzde...