Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Neden satılır ki?

  • 18 Temmuz 2018 Çarşamba


“Bazı satışlar, kesinlikle iyi niyetle yapılamaz!”
Bir ülkenin varlıklarını satması için haklı nedenler olmalı. Bu nedenler, milleti oluşturan tüm kesimler için kabul edilir olmalı. Eğer bu genel geçerlilik olmazsa ülke yararından söz etmek güçleşir. Ülke yararından söz edilmeyen yerde sadece kişi veya grupların çıkarları belirleyici olmuş demektir. Bu ise, erke dayalı bir yandaş ayrımının olduğunu kanıtlar.
Ülke için istikrarın önem ve gereği tartışılamaz. İstikrarın temelinde düzenlilik, uzlaşma, güven veön görüle bilirlik var. Bu arada hangi kesimin istikrardan söz ettiği de çok önemlidir. Sermaye kesimi için istenir olan istikrar emek kesimi için aynı anlamı ifade etmez. Sermaye istikrarı kendi çıkarları üzerinden sağlamak ister. Bu ise emekçilerin temel hak ve özgürlüklerinin yok edilmesi anlamına gelir. Güçlü azınlık ile örgütsüz çoğunluk arasındaki sözde uzlaşı hep güçlüler lehine gelişir. Güçlünün konum koruması ve artılar kazanması onlar açısından istikrardır(!) Emekçiler için istikrar, varlıklarını sürdürürken temel ve yaşamsal haklarını korumak ve geliştirmektir. Bunun içinde örgütlenme olanaklarından yoksun bırakılmamakta var. İnsan onuruna yaraşır bir yaşamı ise, sürekli istenir ve aynı zamanda gerekli olandır.
Küresel sermayenin talebi; özelleştirme, kuralsızlaştırma, esnekleştirme ve itibarsızlaştırmadır. Özelleştirilecek olan işletme veya varlık önce itibarsızlaştırılarak gerçek değeri düşürülürken, kitlelere de gereksizlik ve önemsizlik iletileri enjekte edilir. Özelleştirme, halka ait olan mülkiyetin el değiştirmesi ve birikimlerin belirlenmiş kişi veya kesimlere aktarılmasıdır. Bu aktarım özünde yetki ve kararlarında aktarımı anlamına gelir. Bu, vatanında yurtsuz kalmanın ve hiçbir şey olmaya doğru sürüklenmenin başlangıcıdır.
Kuralsızlaştırma, sermayenin istemediği hiçbir kural ile karşılaşmaması istemidir. Bu bir dikensiz gül bahçesi özlemidir. Her alanda çıkarlarının gerektirdiği gibi hareket edebilme istemidir. Eğer ille de bir kural konacak ise, o da egemenler tarafından konmalıdır.
Esnekleştirmenin hedefinde emekçi kesimin kazanımları vardır. Emekçiler uzun yıllar süren mücadeleler sonunda ve tamamen örgütlerinin katkılarıyla sosyal haklar kazanmışlardır. Bu konuda mücadelenin hedefinde emekçilerin örgütleri vardır. Var olan örgütlü yapıyı etkisizleştirmek, parçalayıp yıkmak veya yandaşa dönüştürmek için devlet olanakları seferber edilir.
İtibarsızlaştırmanın tarihini insanlık tarihi ile başlatmak olanaklıdır. Belki de güçsüzler, kendilerinden güçlü olanlara karşı kesim, grup veya cephe oluşturmak için böyle bir girişim başlatmış olabilirler. Süreç içinde güçlüler, kendilerinden başka ve kendilerine karşı gelişme olasılığı olan kişi veya kesimler için bu yola başvurmuş olabilirler. Bu ön alma pozitif değil. Gelişimin ve değişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Zaten itibarsızlaştırma var olan değerleri değersizleştirme çarpıtmasıdır.
Ekonomik kriz varlıkların el değiştirme sürecini hızlandırır. İnsanlar fabrikalarını, madenlerini ve işlerini kaybederler. Bu süreçte emeği ile geçinen insanların gelirleri yetersiz olur veya işsiz kalınca eğer var ise önceki birikimlerini tüketirler. Bu tüketme süreci kendilerini de tükettikleri bir süreçtir.