Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Ne rüya ama...

  • 27 Mart 2018 Salı


Sabah uyandım ki, bahçedeki güller rengârenk açmış, bülbüller neşeli bir türkü tutturmuş, tatlı bir muhabbet içinde şakıyorlar, şakırdıyorlar…
Gazetelere bir göz attım: Siyasetin gündemi Çanakkale’den yola çıkmış, İstanbul, Samsun, Erzurum, Sivas, derken… Ankara’ya ulaşmak üzere.
Ülkenin anayasasında “kamu yararı” başköşeye kurulmuş: Toplum, toplumcu bir adalet düzenine doğru dörtnala koşturuyor…
Ekonomi şaha kalkmış, cari açık tam takır/sıfırın altında eksi beş…
Yargının 3 Temmuz kararı Yargıtay’da onanmış, düşünce demir parmaklıkların arasından kafasını uzatmış, kumpas bir kez daha çökmüş, yasalar adliyelere egemen olmuş, Silivri’de kitap fuarı açılmış, özgür tiyatrolar kapalı gişe oynuyor…
Eset terfi etmiş, yeniden Esat olmuş; ABD kendi ekonomik sıkıntılarının çukuruna yuvarlanmış, kimse ile didişecek dermanı kalmamış.
Yerelde ise, her şey daha mükemmel, çok daha iyi, çok daha güzel…
Artık gece yarıları denize katı/yumuşak atık boşaltmıyor.
Vidanjörler doğruca arıtma tesisinin yolunu tutuyor, yeraltı sularını zehirlemiyor.
Kişisel çıkar peşinde koşmak tedavülden kaldırılmış, insanlar birey olmuş, sorumluluk erdem katına yükselmiş, bireyler yurttaşlık katına tırmanma meşgalesi içinde.
“İnsanlık” en yüce değer olarak yöre kültürünün en üstü katına itina ile yerleştirilmiş.
Siyaset; koltuk kapma, insan eksiltme, çıkar bölüşme ve adam kayırma sanatı olmaktan çıkartılmış; sorumlu ve yetkin bireylerin topluma hizmet etme içtenliklerinin demokratik platformu haline yükseltilmiş.
Ülkenin orta yerinde kocaman bir ateş yakılmış.
Tüm halk o ateşin etrafına toplanmış, gönlünü ısıtmış.
Herkes birbiri ile sarmaş dolaş olmuş; el sıkışırken başka taraflara doğru değil, doğrudan karşısındakinin gözüne bakmayı öğrenmiş…
Müzik ruhun gıdası olmuş, kitap aklın aydınlığını arıtmış.
Dedikodunun yöreye girişinin önlenmesi yönünde ciddi tedbirler alınmış. “Önce İnsan” sloganı, siyasi propaganda işlevinden kopartılmış… Kardeşliğin ve dostluğun omurgası haline getirilmiş...
Saygı, özveri, doğruluk, hukuka uygunluk ve sevgi gibi kavramlar bu omurgayı oluşturan sinir sisteminin yörüngesine eklemlenmiş.
Yalan, fitne, çekiştirme, çukurunu kazma, dibini oyma, tuzak kurma, çelme takma ve benzeri “haslet”ler, geçmişin kültürel çöplüğünün içine atılmış...
Ve develer tellal, pireler berber olmuş bu fırsattan istifade…
Televizyon ekranlarında sevgi, gazete sütunlarında saygı, komşuda
azarda ilgi, kardeşlik, içtenlik kaplamış dört bir yanımızı.
İşte böyle bir ortamda gül ile bülbülün öyküsünü yazmak; zevkle, özlemle…
Ve böyle bir Dünya’ya uyanmak sabahın bir vakti… Güne “aydın” demek, ele/güne karşı…

Ne rüya ama!


@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com