Selma Erdal

Tüm Yazıları


Ne Günlere Kaldık!...

  • 28 Ağustos 2019 Çarşamba


Her geçen günle yitiriyoruz özgürlüklerimizi; kazanılmış haklarımızı...Ama biz özgürlüklerimiz için söz söylersek...Haklarımızın peşine düşersek ve özellikle de ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ'nden ödün verilmesin diye savaşırsak...
Düşüncelerimiz, görüşlerimiz modası geçmiş sayılır da... Ne yazık ki 6.yüzyıldan günümüze düşenler her dem yeni diye dayatılır.

Durup, dururken niye mi böyle yakındık?...Daha dünlere değin; Tarih kitaplarına Anadolu'nun kapısını Türkler'e açan zafer/utku olarak yazılan ve en çok da Harp Okulları'nda anılan 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferi... Son yıllarda öylesine görkemli kutlanıyor ki sanki aradan Selçuklular (Büyük Selçuklular ve de Anadolu Selçuklular'ı), Osmanlı Beylikleri ve daha sonrasında da yedi düvelin işbirliğiyle yıkılan Osmanlı Devleti gelip, geçmemiş gibi...Yeter ki Gazi Mustafa Kemal'in ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR sözleriyle başlatılan 26 Ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruz anılmasın.Yeter ki Gazi Mustafa Kemal'den söz edilmesin.Yeter ki bu taarruzun sonucunda kazanılan 30 Ağustos Zaferi yeni yetişenlere öğretilmesin.Yeter ki bu zaferin/utkunun ardından kurulan Yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucusu Ulu Önderimiz ATATÜRK anılmasın.Öylesine ki...Bu gidişle; Malazgirt'den sonra ERGENEKON'a bile sığınacaklar, ama yeter ki MUSTAFA KEMAL'in zaferlerini anmasınlar.Çünkü varsa da, yoksa da Araplar... Gün gelecek Osmanlı'yı Araplar kurdu bile diyecekler de... Henüz o kadarına cüret ve cesaret edemiyorlar. Ama vara, yoğa ve uluorta her yerde Qatar'ı övmekten de hiç geri durmuyorlar.Daha dünlere kadar İngiliz sömürgesi olan şu bir avuçluk ülkeyi ellerinden gelse baştacı yapacaklar. Ve de "eleştirenler olmasa" neredeyse tabiyetine girecekler.Ne Qatar'mış da biz bilememişiz, ne muhteşem bir ülke imiş ve de ne muhteşem bir halkı varmış ki biz hiç ayırdına varamamışız. Vay bizim eşek kafamız, vay!...

Qatar demişken, Ortadoğu... Ortadoğu demişken de Ahmet Davutoğlu; ister, istemez geliyor insanın aklına... VeDavutoğlu Ahmet; bilindiği gibi bugünlerde yine pek gündemde... Ama günümüzden yaklaşık 5 yıl öncesinde nasıl da büyük sözler ediyordu, cüssesiyle ters orantılı boyutta... Gerçi benim de boyum 1. 60 ve elbette ki de bir o kadar daha var yerin altında... Amma ve lakin Davutoğlu Ahmet gibi; etmem boyumdan büyük sözler haddimi aşıp da desem... Gerçi kim inanır buna ya, her ne ise günümüzden 5 yıl öncesini anımsayalım da bakalım ne demişti zat-ı muhterem bilgiççe?...
- Bizden habersiz Ortadoğu'da yaprak kıpırdamaz!...
Heyt be!... Hayden bre efeler; Allah, Allah!... Pala kılıç, düşmanın üstüne yallah!... Sanki yıllardan 1516 ve Yavuz Selim çıkmış Mercidabık Seferi'ne...
O günlerde böyle afili sözler söyleyen Davutoğlu; bugünlerde oldukça rahatsızlık veriyor "yeni inşaatı nedeniyle" çevresine ve çevreye verdiği zarar nedeniyle "özür dilemek" yerine... Bu işlerden zarar görenler ya da görecek olanlar kendisini susturmaya mı niyetlenmişler, ne?... Var bir şeyler.Belediyelere atanan kayyumlardan sonra; bir de ortaya çıkan "yeni parti kurma heveslisi" üç maymun ki duymadım, görmedim, konuşmadım demek yerine "gizli, saklı ne varsa" ortaya dökmek için pek evecenler ama... Kim meydan verir ki onlara?...
Gerçekten de ne günlere kaldık?... Beraber yürürken aynı yollarda, aynı rüyalara daldık derken... Ve ne oldu böyle birden "Bizden habersiz Ortadoğu'da yaprak kıpırdamaz" diye büyüklenen adama?...Üstelik de Ortadoğu'da şöyle dursun, bizim memlekette bile ağaç kaldı mı ki (kesilmekten ve de yakılmaktan dolayı) dallarındaki yapraklar kıpırdasın?...
Çokça söze gerek yok Davutoğlu Ahmet!... Neydim dememeli, ne olacağım demeli bu memlekette;aman bunu iyi belle!... Başbakanlık "rolü" oynadığın günlerde gücün ne idi ki, bugün yağıp, gürlemeye kalkışıyorsun Akegemenler'e ?...Hiç yapacak işin mi yok senin?... Git otur evinde... Ola ki daralırsa ruhun "çağdaş tıbbi gelişmelere karşı olan" sevgili hekim zevcen okur, üfler sana şifa niyetine...Amma ve lakin bugünlerde "ifşa ederim, açıklarım ha!" diyerek birilerine yönelik üstü kapalı tehditlerin, aba altından sopa göstermelerin bilmelisin ki hiç havalı gelmiyor bizlere...Ve göndermede bulunduğun yanlışlıklar; değil mi ki yanlışlıktı, değil mi ki doğru değildi neden söylemedin o günlerde ya da neden engel olmadın o yanlışlıkların yapılmasına?... İktidardayken, ikbal sahibi iken dut yemiş bülbül gibi susan dilin, Abdüllatif Şener'inki gibi; gözden düştükten sonra mı çözülecekti, açılacaktı, konuşacaktı ?... Ve bu konuşmaların kime ne hayrı dokunacaktı iş, işten geçtikten sonra ?... Üstelik ne kadar inandırıcı olacaktın ki halkın nazarında?...
Kayserili'nin eşeğini boyayıp, yeni diye satmaya kalkışmasıyla pek bir benzerlik gösteriyor bu girişimler. Nasıl ki DSP; CHP'yi bitiremediyse... Sizin parti de yalnızca yeni bir tabela olacaktır kanımca... Eylül'de siyaset ısınacak, hem de çok ısınacak diye öngörülerde bulunuyordu bir kaç ay öncesinde siyaset falcıları...Belki ortalık ısınacak ama sizin parti kapışmalarınız nedeniyle değil de Ortadoğu'da yanan ateşin daha da büyümesinden dolayı... Var mı bu ateşi söndürmek için aklında, elinde, dilinde bir çare?... İşte bize onlardan söz et!...