Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Ne Düdük Ve Ne De Zurna Halkın Elindedir

  • 18 Nisan 2018 Çarşamba


Atilla İlhan’ın tespitleri büyük önem taşıyor:
- Yekpare bir Batı yok!.. Her biri kendi kültürel sentezini yapmış tek tek ulusal devletler var. Örneğin İtalyan müziği ya da mizahı, İngiliz’inkinden fersah fersah farklıdır…
Ancak, diye sürdürüyor düşüncelerini:
- Bütün bu ulusal kültürlerin 3 ortak noktası var:
1.- Hıristiyanlık.
2.- Rasyonel düşünceye bağlılık.
3.- Emperyalizm…
Batı medeniyeti herkes için değildir. Sadece Batılıların kendileri içindir… Bizler [mazlum milletler] Batı’nın 2. sınıf bir sömürgeleriyiz. Ancak bu rolü, bu mertebeyi “ilericilik” olarak savunan aydınlar var bu ülkede…
Bu sözler yazılacak bir kitabın özeti değerindedir.
Ayrıca, biraz daha yakından bakarsanız bu tespit, Mustafa Kemal Atatürk’ün de dünya görüşünün özünü oluşturmaktadır.
Mustafa Kemal, emperyalizm ile kıran kırana mücadele vermiş bir komutandır ama, aynı zamanda da, Batı kültürünün içeriğindeki özü, yani rasyonel düşünceyi özümsemiş ve sindirmiş bir düşünürdür.
Rasyonel düşüncenin bir sonucu olarak da tam bağımsızlık ve laiklik ilkeleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleri olarak “Milli Devrim”in eksenine yerleştirilmiştir.
Bir başka deyişle Atatürk, Batı kültürünün temelindeki özü [evrensel değerleri] kendi ülkesine taşıyan bir kültür elçisidir.
Ama hemen bunun yanında, “yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ile, emperyalizmin saldırı stratejisinin karşısında cephe oluşturmuş güçlü bir devlet adamıdır.
Bu küçük tespitleri yaptıktan sonra bugünkü “çağdaş” Türkiye’de izlenen politikalara kaba hatlarıyla kısaca göz atalım:
Bugünkü hükümetlerin benimsediği kültür, rasyonel düşüncenin karşısında yer alan zihniyeti ile imam hatip kültürüdür…
“Yurtta Barış Dünya’da Barış” ilkesini görmezden gelen egemen güçler, uzun yıllar boyunca emperyalist politikaların vurucu gücü ya da ikmal merkezi olarak görev üstlenmektedirler.
Uygulanan bu ters odaklı dış politikanın oluşturduğu fatura bugün Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ödenmektedir.
Demokrasi, bütün bu yöntem ve stratejilerin uygulanabilmesi için kullanılan mekanik bir aygıt haline getirilmiştir.
Nefes bir yerlerden üflenmekte ve düdük çalınmaktadır…
Ama bu öyle bir düdüktür ki, bu güne değin her koşulda, “zırt” dememiştir…
Çünkü düdük, zurna değildir.
Ve diyelim ki, uğraştık, çabaladık ve düdükten bir zurna eyledik…
Ama ne düdük ve ne de zurna halkın elindedir.

@farukhaksal42
www.haksal.av.tr
farukhaksal@gmail.com