Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Moody’s karar verdi bekleyin yakındır

  • 19 Mart 2018 Pazartesi


Bana birileri anlatsın. Ülkemizde kaç bankamız kaldı? Yıllar öncesi aklıma geliyor. Cumhuriyet Kurulduktan bir müddet sonra, elimizi kolumuzu bağladılar. Marshall yardımı bahanesiyle, Kurtuluş Savaşında yapamadıklarını, Lozan’da başaramadıklarını yapmaya başladılar. Zeytinyağını zararlı diye bizden aldılar, yerine mısır özü yağını yolladılar. Para verdiler, karşılığında borçlandırdılar. Biz ABD emperyalizmi dedikçe birileri karşı çıktı ve zincirlerle dövdüler. Anlatamadık.

Geldik biraz daha yakınlara. Gül gibi tarlalarımızda, çiçek gibi topraklarımızda tarım yapmaya başladık. Gül gibi, çiçek gibi ürünlerimizi yetiştirdik. Ne yazık ki, bu gül gibi ürünlerimiz yerini GDO’lu ürünlere bıraktı. Yani genetiği değiştirilmiş organizmalar türedi ülkemde. Memleketimde yerli malı ürünler mis gibi kokarken, yerini kokusuz, tatsız, tuzsuz ürünlere terk etti. İçinde ne olduğu bilinmeyen yağlar ile yapılan ürünler içeren mamuller yurda sokularak, onların patenti alınıp, değişik abur cuburlar çıktı piyasaya. Halk uyumaya başladı bu ürünlerle.
Tarlamızın değişmezi olan patates gitti, yerini beş para etmez bir ürüne bıraktı. Onun da adı patatesti ama ne tat vardı ne de tuz. Domatesim başka kokmaya başladı. Hıyar, bir başka adıyla salatalık yerini kabaktan türeyen acayip bir kişiliğe terk etti kendisini. Yerli neyimiz varsa mutasyona uğratıldı. Bitmedi.
Memleketimin ağaçları, artık öyle güzel çiçek açmıyor. Renkleri bir başka oldu. Sularımız gürül gürül akarken, sulara para verir olduk. Onlarında ne olduğu bilinmeyen tadıyla ağzımızın dadı ekşimek gibi oldu. Yetmedi bunlar denildi. Daha çok şeyler gelecek müjdesini aldık. Madenlerimiz elden çıktı. Zenginliklerimiz bir bir yok oldu. Şimdi de tarlamızdaki kalan ürünlere el ve dil uzatılmaya başlandı. Toprağımız bize küsecek az kaldı. Sularımız küstü küsecek görünüyor. Mis gibi derelerimiz tersine akmaya hazırlanıyor.
Kendi üretimimiz olan köprüler ve yollar başkasının cebine hizmet etmeye başladı. Ulusal iletişim ağımız, bir zamanlar ülkemizi kuşatan ve bizlere kan kusturan ülkelere satıldı. Adı Türk Telekom olsa da, acaba mı sorusunu halen soruyorum kendime. Hava limanlarımız, normal limanlarımız artık başka şirketlerin malı oldu. Hepsinin kokusu başka kokuyor artık. Bankalarımız değişti. Bankalar başka kişilere hizmet veriyor. Elimizde kaç kaldı bilmiyorum. Yönetimi başta ABD ve AB olan ülkelerin kurduğu kredi değerlendirme şirketleri iliğimize kadar kemirebilmek için, kollarını sıvadılar. “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar” düşüncesi içimi adeta sardı. Bu durumda bankalarımızın geleceği ne olacak diye düşünmemek elde değil artık. Zaten ne kaldı ki diye de sormak gerekiyor. Deniz bank gitti gidiyor. Finans zaten Katar’a gitti. Başkalarını mı sordunuz. Sormayın siz zaten görüyorsunuz.