Erol Yıldız

Tüm Yazıları


Mirasçılarımız çoğalıyor

  • 05 Nisan 2018 Perşembe


Gelelim şimdi bir şehrin meselesine. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olan bu güzel şehrimiz, bir çok sorunu çözülmüş durumda. Bağlar budanmış, altlarındaki çer çöp alınmış. Bağlar gübrelenmiş ve her yer pür nur içinde güzelleşmiş durumda. Angara’nın bağları, büklüm büklüm yolları diye türküyü herkes bilir. Bilindiği gibi, dünya devletlerinin başkenti konumunda. Kendine has nüfusu ve yaşayanların, yani gerçek Angaralıların dışında, bir çok ülkenin vatandaşını barındıran bir yer. Bu nedenle dünya devletlerinin başkenti. Afrikalısından tut, uzak doğusuna kadar uzanan milletlerin birlikte yaşadığı karışık bir mozaik. Sadece bununla değil. Karışık olmasının ortaya koyduğu sorunlardan dolayı, gayri Müslim oranı oldukça yüksek seviyelere gelmiş. İş böyle olunca, onca insanın eğitimi için farklı bir şeylere gerek kalıyor. Bundan sonrası bakalım nasıl söylenecek bu türkünün. Ver 300 bin lirayı o büklüm yollar kimlere gidecek.

Bir zamanlar pilot bölge olarak başlatılan aile hekimliği tüm ülkede artık görevini sürdürüyor. Daha sonra geliştirilen tıpta yeniliklerle, evde hizmet unsurları yaratılarak, yaşlı ve gelemeyen hastalara evde sağlık uygulaması başlatılmıştı. Bence, bunca okul, bunca eğitim kurumu ve çocuklarımız varken, onların din eğitimlerine ne diyanet ne de milli eğitimin yetişeceği şüphelidir. Bu nedenle aynı evde eğitim seferberliği ile bu işlerin bir an önce hızlandırılarak, hızlandırılmış din eğitimine gidileceğinin izleri sürüyor. Bu işte sıkıntı olmayacağı düşüncesi beliren Angara’nın insanları, aslında sıkıntıları bertaraf edecek kurumun zaten yanlarında görev aşkı ile yandığını söylemektedir ki, bu nedenle bu ilin trafiğini rahatlatan toplu taşıma işlerini sağlayan halk otobüsleri görevden çekilerek bu eğitim sistemine verilmesi işleri rahatlatacaktır. İnsanların zaten aldıkları bu ücretle araçlara binmesi oldukça huzursuz bir iş ve de sakıncalıdır. Ne gereği var. Hem sağlık açısından yürümek kadar doğal bir şey olamaz. Üstelik de onca paran cepte kalacak.
Bir ülkenin medeni olabilmesi için aranan şartlar ortadadır. Giyiminin normları bellidir. Okuma oranı % 100’e yakındır. İnsanların vicdani özgürlükleri hiçbir zaman başkasının elinde tutsak olamaz. Kadınlarımızın ve çocuklarımızın eşit ve ahlaki değerlerde tutulması gereken tolumun adıdır medeniyet. İnsanların sosyal hayatını rahatlatan, onların ulaşımını destekleyen ve çözen, yaşamakta olan insanların çöplerini toplayan, şehri tertemiz hale getiren, temiz su getirerek onların içecek ve kullanma ihtiyaçlarını halleden belediyecilikteki modern çalışma arzusudur medeniyet. İnsanların rahatça evlerine ve işlerine gitmek için yeni açılacak yolların tanzimidir medeniyet. İnsanların işleri dışında rahat nefes alacakları park ve bahçelerin tanzimidir medeniyet. Çocukların çocukluklarını sürdüreceği oyun bahçelerini açarak onların nefes almalarını sağlamaktır medeniyet. Vergilerin eşit ve haklı kısmının toplanarak halktan alınmasıdır medeniyet. Her ayrı kurumun iş bölümü yaparak, halkın yaşamını sağlayan ve demokrasinin gereği olan kurumlar tarafından işlerinin sağlanmasıdır medeniyet. En büyüğü ise, her belediyenin kazanımlarından belirgin payları, okuma kültürünü arttırmak için kütüphaneler açmaktır medeniyet. Yoksa başkalarının işine karışıp, başka işler yapmak hiç değildir.