Ferhan Ercan

Tüm Yazıları


Milli ve Yerli

  • 17 Ocak 2018 Çarşamba


Önümüzdeki süreçte iki kelimeden oluşan bu sözcüğü çok duyacağız. Ancak bu sözcüklerin gerçek anlamında kullanılmadığını da göreceğiz. Bunun için önce sözcüklerin anlamına bakalım:
Milli: Millete ait, milli özellikler taşıyan.
Yerli: Belirli bir mekanda var olan maddi ve manevi değerlerin üretildiği, belirlenmiş alanla ilgili bir
tanımlama. Tanımlanmış ve kabul edilebilir sahiplik adlandırışı vurgusu.
Milli ve yerli son belirlemede tanımlanmış bir mekânı temel almaktadır. Milletin tanımı; "Aynı milli kültüre mensup insanların meydana getirdiği içtimai topluluk, dil, kültür ve ülkü birliği ile bir birine bağlı olan insanların meydana getirdikleri sosyal varlık."
Bir milletin öz kaynaklarıyla yaratıp ürettikleri şeyler yerli ve milli olabilir. Yakın geçmişimizde okullarımızda "Yerli Malı" haftası kutlanırdı. Öğrenciler bu kutlamalara; fındık, fıstık, incir, üzüm, ceviz vb. getirirlerdi.
Ülkemiz kendi kendine yetebilen yedi ülkeden biri iken ürünlerimiz yerli ve milli idi. Şimdi buğday, fasulye, nohut, mercimek et ve hatta saman bile dışarıdan alınmaktadır(!)
Ülkemizin gerçekten milli ve yerli olduğu süreç 1920'den başlar ve 1950'lere kadar devam eder. Atatürk, 1923 ile 1938 yılları arasında 45 tane büyük tesis kurmuştur. Millete ait olan bu tesisler 2002 ile 2017 yılları arasında satılmıştır.
Halka ait olan üretim birimleri ve kaynaklar özelleştirilince millete ait varlıklarla olan bağlar koparılmıştır. Finans kuruluşları, borsa ve bankaların büyük bölümü yabancıların kontrolüne geçince milli ve yerli söylemi içi boş sözcüklere dönüşmüştür.
Milliyi millete ait olarak tanımlamıştık. Millete ait bir şey yok ise, ortada milli diye bir şey de yok demektir. Bu durum milleti oluşturan bireyleri sahiplikten yoksun kılmaktır. Kamusallığın sıfırlanması dolayısıyla yönetime katılımında yok edilmesidir.
Ülkedeki tesis ve varlıkların kontrolünün yabancıların eline geçmesi yerliliği ve milliliği de yok etmiştir. Bir diğer neden ise, küreselleşmedir. Küreselleşme, kürenin egemen sermayesinin(emperyalizmin) pazarları ele geçirmesidir. Ele geçirilmiş bir pazarın sahibi gibi gözüken ülkelerde ne yerlilikten ne de millilikten söz edilemez. Küresel yapı ile eşitsiz biçimde bütünleşmek (eklemlenmek) söz konusu ülkelerde ne yerli bırakır ne de milli.
Yerli ve milli, ol denince olacak bir şey değildir. Bunu söyleyenlerin konum ve koşulları ne olursa olsun, evrensel temel yasalara aykırı olamaz. Lavoisier'in, Maddenin Sakınımı Kanunu; Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de yok olmaz! Der. Bir otorite isteyince bazı şeyler ne yerli ne de milli olabilir. Ancak biz ve ötekiler ayrımcılığına dayanak oluşturmak için böyle bir sav söz ortaya atılmaktadır. Yerli ve milli yakıştırması yaşamdan cımbızlanan tekil örnekler için ileri sürülebilir ama, hiçbir zaman gerçeği yansıtmaz!
Seçim sürecinde toplumu bölmenin ve ayrıştırmanın aracı olarak "yerli ve milli" söylemi dillendirilecek. Otoritenin ak dediğine ak diyerek onu alkışlayan yığınlar, otorite aynı şeye kara dediğinde de onu alkışlamaya devam edecekler ama, bu süreçte geleceğimiz elden gidecek!