İlter Gözkaya Holzhey

Tüm Yazıları


Mesut Özdil'e

  • 06 Ağustos 2018 Pazartesi


İlter Gözkaya-Holzhey Berlin, 23 Temmuz 2018
eMail: iltergh@t-online.de

Sevgili Mesut, önceden de Almanya’da tanınan bir yıldızdın. Fakat Mayıs ayından beri adın defalarca Alman basın ve medyasında anıldı. Bu nedenle ismin Avrupa sınırını aşıp Moskova’dan diğer kıtalara ulaştı.
Bilhassa komşu Almanya tarihini, kara lekesini iyi bilen ülkeler ülkenin verdiği sınavın neticesini bekledi. İlk ses Polonya basınından geldi. Almanya yalnız Mesut Özil’i dövdü, ama Mesut karşıtlarını susturamadı. Senin iyi futbol oynamana öyle alışmışlardı ki, Almanya’yı kurtarmayı herkes senden bekledi. Senin ve arkadaşlarının gücünün vücudlarından çıkması için ruhla birleşmesi gerektiğini hesaba katmadılar.
Sana acı verdiler, çok kırdılar. Hatta takım arkadaşların bir furbolcuyu nasıl üzerse etkisi olduğunu bilen, eski futbolculardan eleştiri değil, mobbing ve linç kampanyası bir türlü sona ermedi, diyen oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la çektirdiğin fotoğraf tam
üç ay Almanya medya ve basının kışkırtmasıyla sana karşı kullanıldı ve elbette bazı AfD’den bir çok üyelerinde sevinme fırsatı verdi.
Almanya demokraside sınav veren tek ülke değil. Dünya’da sarsılma var, bazı kişi, grup veya partiler ülke aidatını kendilerinde hak olarak buluyor. Diğerlerine hayatı dar edebileceklerini sanıyorlar. Senin ve İlkay Gündoğan’ın Almanya Cumhurbaşkanı ve Başbakan’la çekirdiğiniz fotoğraflar tek bir defa gösterildi, ama Erdoğan’la fotoğraflarınız ise defalarca linç amacıyla gündeme getirildi.
İsveç futbol takımı, birliği ve tüm ülke Durmaz’ı ırkçılara karşı korumaya aldı. Almanya ise sınıfta kaldı. Ülke hak, adalet eşit muamele manzarasını maalesef Dünya’ya gösteremedi. Alman Futbol Birliği (DFB) açıklamalarıyla içlerinde var olan sorunu dışarıya vurdular.
Torunuma çocuğuma, öğrencime ayrımcılık yapılmış gibi hissettiğim gün, senin bankta oturduğun, oynamadığın maçı izlemedim. Ben yalnız değildim, seni seven sana davranışı abartılı bulan futbolseverlerin çoğu izlemedi.
Oliver Kahn’ın sana linç amaçlı saldıranlara verdiği cevap eleştiri ortalığı biraz yatıştırdı. Öğrencilerimin onun tişörtüyle kaleci olduklarını hatırladım. Onunla ve seninle futbolu sevmeye, izlemeye başladı sınıfım. ZDF TV’de yaptığı açıklamayla insan olduğunu gösterdi. Sana yapılan haksızlığa karşı çıkan birçok sorumlu politikacı, düşünce öncülerine örnek oldu.
-2-

Sen ve bu iyi insanlar Almanya futbol ve siyaset tarihine altın harflerle geçecek. Irkçı insanlar en fazla kendilerine zarar verirler, ama ülkenin futbol tarihine de kara bir leke bıraktılar.
Sevgili Mesut, sana bu satırları çoğunluk sessizliğin verdiği gücü temsil etmek için yazmaya karar verdim. Alman Devletinin uyum sorumlusu bile söze karıştı. Teknik direktörü Joachim Löw fevkalâde olgun davranış gösterdi.
Almanya ve Dünya ülkeleri liderleri de Erdoğan’la fotoğraf çektirdiler, onlarında özür dilemeleri mi gerekecek?
Senden bahsederken uyum sözü kullanılması hatalıydı. Çoktan beri katılım diyoruz, göçmen çocuklarının katılımında sen örnek oldun. Almanya’nın güler yüzünü Dünya’ya gösterdin.
Ayrımcılık, ırkçılık yapanların sayısı az, ama fazla gürültü çıkardıkları ve tehlikeli olduklarından dolayı sesleri diğerlerini bastırıyor.
Almanların yapmak istemediği işlerde, zor şartlarda çalışan benim gibi birinci nesilden geriye kalanların tesellisi, siz ikinci ve sonraki nesillerin başarısıdır. Aileleriniz göçtü, siz buralısınız.
NSU davası neticelendiği gün basında açıklama yapan, öksüz büyüyen genç Kerim Şimşek’in sözü hiç aklımdan çıkmıyor.
Biz burada doğduk, okula gittik, büyüdük, burası bizim babavatanımız. Bunu kabul etmeyen, edemeyen bu ülkeyi terk etsin, biz kalıcıyız buralıyız, dedi.
Tatile çıktığını okuyup Amina ile resmini görünce rahatladım. Enerjini toplayıp daha çok olumlu işlere örnek olacağına inanıyorum. Sen bu ülkeye, bu ülke sana çok emek verdi.
Sana prensler gibi bir düğün lâyik. Hani Helmut Kohl’un oğlu Peter evlenmişti ya, işte Çırağan sarayında büyüklerin sana öyle bir tören hediye edeceğine inanıyorum.
Davetliler listesi hayli uzun olur, çünkü Almanya’da iyi insanlar, demokrasiye, basın ve düşünce özgürlüğüne inanan, barış için çaba gösteren, ırkçılığa karşı gelen vatandaşlar, politikacılar çoğunlukta. Göçmen çocuklarının topluma katılım hakları olduğunu çoğu kabul ediyor.
Genellemeye karşıyım, biz Türkler, o Almanlar, diye başlıyan yazıları kimse okumaz. Her toplumda iyisi, kötüsü vardır, kötüler tehlikeli olmazlarsa iyilerin değerini daha iyi anlamamızı sağlarlar.
Bil ki, şahsında Türklere karşı nefretlerini kusan Almanlar kendilerine güveni olmayan, küçük kalanlardır. Egolarını daha değersiz gördüklerinin var olduğu duygusuyla beslerler. Türkler olmasaydı başka grup veya millet bulurlardı.
Sevgili Mesut, herşey gönlünce olsun, basın ve medyada iyi haberlerini bekliyoruz. Dünya vatandaşı, önce sağlığına dikkat etmelisin. Kıtabını çok beğendim, ikinci kitabı yazmak için oldukça elinde kaynak birikti.

Seni sevenler adına hoşça kal!

-3-

Not:
Mesut Özil’in yazdığı kitapla ilgili makalem için bu gazetenin arşivine bakınız: Futbolun Büyüsü, 23 Haziran 2017