Av Faruk Haksal

Tüm Yazıları


Merhem...

  • 11 Nisan 2019 Perşembe


Her şey o kadar kirlendi ki…
Siyasetin çamurlu zemini o ölçüde ağırlaştı; hırsının kölesi olan insan sayısı o kadar çok arttı ki…
Dükkânın içi değil, vitrinin süsü o denli önem kazandı ki…
Dimağında sağduyu biriktirmiş, gönlü serin insanlarda takat kalmadı, yorgunluk baş gösterdi…
Alçakgönüllülük, hoşgörü gibi kavramlar çöp sepetine atıldı.
Hırs, keskin sirke haline dönüştü kabını [kalıbını] kemirip duruyor.
O zaman biraz dinlenmek lazım.
Olup bitenleri değiştiremiyorsanız, intibak etmek lazım…
Kendi çizginizin yönünü zedelemeden ilk yardım çantanızı aralayıp, içinden kullanılması gereken ilaçları bulup çıkartmanız lazım.
Birkaç merhem bulup, yaraların üzerine sürmeniz lazım.
Bu merhemin niteliği-çeşidi kültürel bazda da olabilir. Prospektüsünü iyi okumak gerekir…
Mesela, aşağıdaki sözleri sürebilirsiniz kurtlanmış yaraların üzerine, kim bilir, belki de iyi gelir:

Hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir. Hoşgörü, başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı bir duygu beslemeden, anlayışlı bir tartışma arzusudur.
Hoşgörüyü sigara tiryakilerinden öğrenebilirsiniz, bugüne dek hiçbir sigara içen, içmeyeni şikayet etmemiştir.
Benim gözümde tolerans, erdemlerin en güzeli ve en soylusudur. Tolerans basitçe, başkalarından nefret etmeden onların sizin gibi düşünmediklerini kabul etmek demektir.
Toleranssızlık, kendimize ve davamıza güvenmediğimizin bir işaretidir.
Alçak gönüllülük, ilmin, kültürün, bilincin meyvesidir.
Yanıldığını asla kabul etmeyenler, en çok yanılanlardır.
Alkışı en sessiz karşılayan, alkışı hak etmiş demektir.
Gerçek olgunluk ve erdem; alçakgönüllülükle oluşur.
Hırs, bir sandalın yelkenini şişiren rüzgara benzer; fazlası gemiyi batırır…
Eşeğe binip hava atan, ata binerse aklını kaybeder.
Bencil insan kendi esaretine zincirlenmiş bir köledir.
Bencillik, insanların gözlerine perde çeker ve insanlar birtakım belirsiz anlaşmalarla hem kendilerini hem de başkalarını aldatırlar.
Egoist daima en sevdiği kişiye, yani kendine zarar verir.
Karınca, şeker içinde ölür.
İhtiras; doymak bilmeyen bir canavardır.
Hırs gelir, göz kızarır; hırs gider, yüz kızarır.
Hırs, başarısızlığın son sığınağıdır.
Her küçük solucanda, fil olma hırsı vardır.
Hırs başta karar eyleyince, akıl baştan firar eyler.
İnsanların hırsı ve açgözlülüğü, mutlu olmamalarının tek nedenidir.
En hakiki düşmanlarımız kalbimizde yaşayan şu üç şeydir: Hırs, haset ve kıskançlık.

Son söz ise bize ait: Düşünebilmek ve kültür, birçok yarayı iyileştiren yararlı bir merhemdir.

@farukhaksal42
farukhaksal@gmail.com
www.akceder.com
www.haksal.av.tr