Selma Erdal

Tüm Yazıları


Memleket Meselesi

  • 12 Ocak 2019 Cumartesi



Cumhuriyetin ilk yıllarında; nüfusun yüzde 80'i kırsal alanlarda, yüzde 20'si kentlerde yaşardı.Tarıma dayalı ekonomik yapı; Dünya Savaşı'ndan çıkmış, ardından da bir Kurtuluş Savaşı vermiş yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni beslerdi,ayakda tutardı.1950'lerde; Kore Savaşı'nın ardından NATO'ya giriş, Amerika ile "sözde" elele veriş, ülkede sanayileşme girişimleri derken...Tarımsal işkolu gerilemeye, "montaj" sanayii gelişmeğe başladı.Tarım alanları, sanayi bölgelerine dönüştürüldü, Türk tarımı gözden düşdü.1980'lerden sonra sanayileşmeye koşut olarak gelişmesi beklenen kentleşme yerine, hızla gelişen ama çarpık gelişen bir kentleşme sonucu; inşaat/yapı işkolu en birinci sektör oldu ekonomimizde...Ve o günlerden bugünlere de neredeyse Türk tarımı öldürüldü,buna karşın şiddetle desteklenen inşaat/yapı işkolu da bu kadar çok yapılaşma gerçekleşince, sonunda can çekişmeğe başladı. Halkın alım gücü ve gereksinimi tam olarak belirlenmeden yapılan konutlar yap-satçıların elinde kaldı ve onlar da iflasın eşiğine geldi.Geçmişde de bir yıl soğan çok para ederse, ertesi yıl herkes soğan ekerdi; bu kez de soğan üreticinin elinde kalırdı. Gerçi bugün için "soğan fazlası" örneği şaka gibi değil mi?...Neredeyse bir baş soğan bulamaz duruma geldik; yanlış tarım politikaları, yanlış da şöyle dursun bütünüyle gözardı edilen tarım politikları sonucunda...İşin gerçeği acınacak durumdayız ne yazık ki...Üstelik yabancı uzmanlara göre de Türkiye ekonomisi çöküş aşamasında...Ama bizim egemenlerimize göre; durum hiç de öyle değil...Çünkü bizde umut bitmez...Umut yoksulun ekmeğidir bu ülkede; ye Memed, ye der bilgeler...
Tarım bitmiş, montaj sanayii çökmüş, yapı işkolu iflasın eşiğine gelmiş; olsun, çözüm mü yok?...Bundan böyle en birinci sektör; futbol/ayaktopçuluk...Fabrika kapılarına asıldı kilit; futbola bağlandı umut...Daha önceleri ziraat/tarım mühendisi olmak muteberdi...Sonraları Makina Mühendisi olmak ve daha sonrasında da İnşaat Mühendisi...Oysa şimdi; futbolcu/ayaktopçu olmak en önemlisi...Dolayısıyla ülke ekonomisinin düzelmesi için de futbol işkoluna yatırım yapmak, bu işkolunu kalkındırmak, devletçe desteklemek (sübvanse etmek) çok önemli...
Osmanlı döneminde; o günlerin söylemiyle rençberleri desteklemek için kurulan Ziraat Bankası, Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne miras kalınca da ziraatçiyi, çiftçiyi destekledi, sübvanse etdi, kredi verdi.
Ve daha sonra esnafı, serbest meslek erbabını desteklemek için kurulan Halk Bankası de; hedef kitlesi olan küçük esnafın, serbest meslek erbabının kalkınması için kredi verdi, onları desteklemek için hizmet verdi.Dünü, dünde bırakalım; bugüne bakalım...Ne yazık ki tarım bitmiş, sanayi çökmüş, yap-satçılar batmış...Bu ülkede bir tek ne kalmış?...Futbol işkolu...Onun da borçları mı varmış?...Desteğe gereksinimi mi varmış?...Umutlar futbola mı bağlanmış?...Öyleyse ne yapmalı?...Bu işkolu desteklenmeli, Ziraat Bankası ve Halk Bankası zor durumdaki futbol kulüplerine destek vermeli...Ne için?... Ülke ekonomisinin kalkınması için...Çünkü umutlar futbol işkoluna bağlanmışsa gereği yapılmalı...
Take off deyimi; İngilizce'de "uçağın kalkması, havalanması" anlamına gelir. Bununla birlikte "take off" deyimi; bir ekonominin "kalkış" aşamasını anlatmak için de kullanılır.İşte ülke ekonomisinin "take off" aşamasına geçmesi için; destek verilen, verilmesi gereken işkolu sonunda bulundu. Nedir bu?... Futbol/ayaktopu işkolu...
Bundan böyle gençler üniversite kapılarında; hakim, hekim, mühendis olacağım diye çabalamasın...Doğan bebeler, ayağa dikildiğinde; hemen mahalle maçlarına başlasın. Ardından kulüplerin alt yapısında yetişsin...Büyük takımlara seçilsin...Nasılsa devlet bankaları da futbol işkolunu kalkındırmak, desteklemek için görevlendirildi...Ve böylece en önemli memleket meselesi olan ekonomik sorunlarımız için çözüm yolu bulundu.Bu arada...Futbolun yanısıra, ülkeye en çok kazandıran para bir başka işkolu daha var; aman onu da atmayalım bir kenara...O da "dizi film" işkolu...Dışarıya en çok satılan üretim malımız; bilindiği gibi dizi filmlerimiz...Nasılsa yetişiyor yakışıklı erkeklerle, güzel kızlarımız...Ne gerek var ki uluslararası alanda; bilimsel çalışmalarda adımız duyulsun?...Bilimsel çabalar mı?...Boşa çabalama, boşa çekilen kürek...Bizde öncelikle futbol, sonra da dizi film işkolu için çarpıyor her bir yürek...Üstelik yükselen yeni nesil; ayaktopçu ve artiz olunca da...Beyin göçü diye bir sorunumuz olmaz, kimsecikler gençlerimizi ülkelerine çalmaz/çağırmaz...