Selma Erdal

Tüm Yazıları


Megalomanyak Bir Yazı

  • 07 Şubat 2019 Perşembe


Berlin Duvar'ı yıkılmadan öncesinde; Dünya iki kutuplu bir gezegendi elbette ki Kuzey ve Güney kutup bölgeleri bağlamında değil de, siyasal kutuplaşmalar anlamında...Bu döneme kadar Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri'nin çekişmesi, çatışması ve yarışı; Dünya'daki savaş ya da barış durumlarını oldukça etkilerdi.Özellikle uzaydaki çalışmalar, bilimsel buluşlar sözkonusu olduğunda; her iki tarafdan da sesler yükselirdi:-Biz bulduk!...Biz keşfettik!...Biz yaptık!...Bazen elbette ki aynı anda, aynı konuda çalışmalar, buluşlar, hastalıklara çareler bulunduğu da olurdu, çünkü iki tarafın da bir diğerinin içine sızmış casusları olurdu.Küreselleşme kasırgasının koparıldığı ve etkisiyle Berlin Duvarı'nın yıkıldığı günlerden beri; dünün düşmanları, çıkarları ortaksa yeri geldiğinde ortak çalışan iki mafia reisi olabiliyorlar günümüzde...Nereden, nereye?...Şimdilik bırakalım aç gözlü bu sömürgenleri;doyumsuz söylem ve eylemleriyle şöyle bir yana...Dönelim kendimize...Efendim; 1 Şubat 2019 günlü "Günün İçinden" başlıklı yazımızda BELEDİYE TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI konusuna değinmişdim anımsanacağı gibi...Bir de ne görelim 6 Şubat 2019 günü televizyon yansılarında; TBMM gündeminde, TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI gündemin ilk sırasında...CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan; Belediye Tanzim Satış Mağazaları'nı 1970 yılında ilk kez CHP kurdu diyordu ve tartışmalar sürüp gidiyordu.Oysa 1 Şubat 2019 günlü yazımda ben de yazıyordum ki 1964 yılında, ben henüz on yaşındayken Bursa Belediyesi'nin Tanzim Satış Mağazaları vardı ve Bursa Belediyesi de o dönemde Adalet Partisi'nin yönetimindeydi.Sonuç olarak 6 Şubat 2019 günü; TBMM'De yapılan Belediye Tanzim Satış Mağazaları uygulamasını hangi partinin daha önce başlatdığı bir yana...TBMM'de koltuk kapmış beyler, birazcık durun orada, bir kere sizden önce ben getirdim gündeme konuyu, ne haber?...Ve ben demek ki gündemi çok önceden görebilen ve hatta belirleyen bir kişiymişim meğer, bugün sizler söz düellosu yaparken TBMM'de, ben de "afferim" dedim kendi, kendime...Demek ki birileri beni okuyor gizlice ve de hızlıca...Üstelik her okuyan da TCK peşime düşsün diye yakınmıyor, işe yarar cümleler de kuruyor...Birazcık böbürlensem mi acaba?...Onun yerine Sovyetler'le Amerika gibi; "önce ben" tartışması mı başlatsam yoksa?...Elbette ki işin yine şakasındayım, gırgırında, şamatasındayım...TBMM'yi dolduran koskocaman adamlar!...Kavga yapmak, kim daha önce düşündü ve uyguladı diye yarışmak yerine, halkın sorunlarına çözüm bulmak için yarışsanıza !...Nasıl ki benim; "önce ben anımsadım ve yazdım" demem megalomanyakça bir durumsa, sizlerin de önce "bizim parti tanzim satış mağazaları uygulamasını başlatdı" içerikli kapışmalarınız da öylesine megalomanyakça bir davranış oluyor kusura bakmaca yok ama...Yeter artık!...Bıktık, usandık!...Yalnızca kavga gürültü, atışma, sataşma ve yetmezmiş gibi küfürleşme...Sizler hiç akılı, uslu tartışıp; bu halkın gönenci, bu ülkenin gelişmesi ve kalkınması için çözümler üretmeyecek misiniz?...Yalnızca bağrışıyorsunuz; EYT, EYT diye küktüyorsunuz kabadayılar, külhanlar gibi...Oysa EYT diye bağırdıkça siz; EMEKLİLİKDE YAŞA TAKILANLAR düşüyor aklımıza...Ne oldu?...Henüz bulamadınız onların sorunlarına bir çare...Yoksa gündemden düşürüp, konuların değiştirip;onların sorunlarını çözmeyi unuttunuz mu?...Isıtıp, ısıtıp sofraya getirilen Temcit Pilavı gibi; bırakmamalısınız konunun peşini ki o yurtdaşlarımızdan oylarını istemeğe yüzünüz olsun.Ola ki onların sorunlarına çözüm üretirseniz; işte o zaman böbürlenmeyi, kendinizi "büyük adam" sıfatıyla çokça beğenmeyi ve son aşamada megalomanyakça tutum ve davranışlar sergilemenizi hoşgörebiliriz. Ama ne yazık ki sizler orada, kuru sıkı atışlarınızla, ortaoyunu oynuyorsunuz TBMM tiyatrosunda...Yazıkdır; bu ülkeye de, ulusa da yazıkdır...Bu halk sizi TBMM'ne neden gönderdi, neden oradasınız?...Görev ve sorumluluklarınız neredeyse unutup,gittiniz!...Tanzim Satış Mağazaları mı açılmalı?...Açılsın!...Emeklilikde Yaşa Takılanlar; sorunlarına çözüm üretilmesini mi istiyorlar?...Üretilsin!...Ülkemize sığınan neredeyse yetmiş iki buçuk milletin sorunlarına çözüm bulunuyor da... EYT mağdurları ki onlar bu ülkenin yurtdaşları, öz çocukları; onların mı emekli aylıkları Bütçe'ye yük getiriyor?...

Megalomanyaklık, büyüklenmek, böbürlenmek diye girdik ya söze...Ne yazık ki kimi başkan adaylarının tutum ve davranışları da bize öyle geliyor.Neden mi?...Gittiğim spor salonunun bulunduğu sokakdan Atatürk Bulvarı'na çıkdığımda, her gün gözüme ilk çarpan; CHP'nin Seçim Bürosu...Ki işte orası sanki seçim bürosu değil de, bir mahalle kahvesi...Masalar kaldırıma atılmış...Gelsin çaylar, gitsin kahveler... Tekkeyi bekleyen müridler gibi masaların başında muhabbet erbapları...Kimisi parti üyesi, kimileri de partinin seçmenleri...Koyultmuşlar muhabbetleri; bir kaç da tavla ve okey takımı tek eksikleri...Oysa rakipleri çalmadık kapı bırakmıyorlar; yeter ki ele geçirebilsinler Didim'i...
Koskocaman İstanbul; CHP'nin adayı İMAMOĞLU, nasıl da halkla kaynaşıyor, tanışıyor, kendini anlatıyor.Gitmedik ilçe, girmedik sokak bırakmıyor. İstanbul'un yanında Didim nedir ki?...Mendil kadar bir alan...Ne olur sanki her kapıyı çalıp, halkla yakın ilişki kursan; incilerin mi dökülür beyzadem?...Oysa Seçim Bürosu önünde, sokağa atılmış masalar; sanki seçim garanti, kalmamış hiç tasalar ve körler, sağırlar birbirini ağırlar durumunda koyultulmuş muhabbetler...Ne diyelim?...Afiyet olsun içtiğiniz çaylar, akşamları da kurulan masalardaki aslan sütleri...Bu kadar rahat, bu kadar çabasız, bu kadar ilgisizlik sonrasında...1 Nisan 2019 günü geldiğinde; bir bardak soğuk su içmek durumunda kalmayın yeter ki...