Selma Erdal

Tüm Yazıları


Mayıs, Haziran; Geçiyor Zaman

  • 05 Haziran 2018 Salı


Ne hızlı geçiyor günler...Bir ayın daha sonu; ardında soluksuz bekliyor onu yeni bir ay...Oysa ömrümüz bitiyor vay ki vay; şöyle ulusça gönence erdiğimizi göremeden göçüp gideceğiz bu dünyadan...31 Mayıs DÜNYA SİGARASIZ GÜNÜ diye seviniyordu İNSANCIKLAR; sönecekmiş güya sigaralar diye...Hükümetce de yasaklanmış ülkede SİGARA içmek kimi yerlerde... Ve eski filmlerdeki görüntüler de bile sigara denen illet yok sayılmaktaymış sansür uygulamasıyla...
Üstelik de tanıtım görüntüleri düşmekteymiş televizyon yansılarından gözlerimize, yalan sözler eşliğinde; sigarasız yaşamla, dumansız gökyüzü ve "daha temiz" hava solunduğuyla ilgili...Dönedursun televizyon yansılarında sigarasız yaşama ilişkin uyarıcı tanıtımlar... Ama bizleri de hepten ahmaktan saymasınlar; dumansız bir gökyüzü, temiz bir hava aldatmacalarına kanacağımızı sanmasınlar...
Değil mi ki ülkenin dört bir yanındaki TERMİK SANTRAL bacalarından doğaya yayıldıkça dumanlar...ki bu dumanlar sera gazlarının artışında katkılı, doğanın akciğerlerindeki kanserin nedeni... Öldürür acımadan hem beşiktekini, hem de sakallı dedeni...
Ne toplumsal başkaldırı, ne yasa, ne de küresel ısınma...AK EGEMENLER'e oy ver; hiç birini sallama... Ölse de kanserden T.C. pasaportlu insancıklar; nasılsa en az 3 çocuk doğuracak mahalledeki kadıncıklar...Amma ve lakin illa ki söndürülecek sigaralar..
Sigara; elbette ki sağlığa zararlıdır, içeni öldürür.Buna karşı TERMİK SANTRALLAR dediğin ne yapar?...Yaşamını mı güldürür?...Bütünüyle kirletir Doğa'yı ve de Doğa'nın koynunda yaşayan tüm canlıları...Kesinlikle sigaralarınızı söndürün; ama fosil yakıtlarla.. da Doğa'yı soldurmayın, öldürmeyin


Bilindiği üzere; AKBABALAR egemen olduğundan beri ülkeye...Eşiyorlar dağı, taşı köstebek gibi...Bozuyorlar Doğa'nın dengesini, bilhassa Karadeniz Bölgesi'nde sel suları taşı, coşup dağlardan düze indikçe, kocasız bırakıyorlar Laz'ın yengesini...Sel baskını, heyelan...Kalmadı dağda, bayırda ceylan...

İstanbul selli yağmurlarla günlerce ağladı..Bursa'da yine sel suları koskoca kamyonu sürükledi...Ankara; hafta geçirmeden yeniden sulara gömüldü...3 Haziran Pazar günü; Ankara'yı alt yapı sorunlarıyla başbaşa bırakmışlığına aldırmayan ex başkan MELİH Efendi; oğlunun televizyonundan RTE için saatlerce oy dilendi.

Ve bugünlerin şarkısı; I'm Singing in the Rain olmalı... Türkçe karşılığıyla; Yağmur altında şarkı söylüyorum...Bir zamanlar da Emel sayın; "yağdır mevlam su" dedikçe haftalarca yağmıştı yağmur, oysa bizler ayamamışız, meğer o günlerde başlamış küresel iklim değişikliği...


Devrim nikahı gördü bu ülke ... İmam nikahı da ... Ve son moda olarak MUTA nikahını da öğrendi ...Bir tek sanal nikah kaldı; şimdi sıra SANAL NİKAHTA ... Buradaki boşanma, boş bırakma boşanılacak olanı arkadaş listesinden "sil" ... Yaşamdaki yeni lezzet ...Ama sen boşver bu saçmalıklara;bunun yerine eğer becerebiliyorsan, sana şu dünyayı dar edenleri başından def et...Bunun için de LAİK CUMHURİYET yaz; 24 Haziran 2018'de mesajını 1923'e gönder...


Seçimlerden söz açmışken; bir kaç tümce daha kurmalı kanımca...

Dün; seçim öncesinde tencereyi verip, seçimi kazanırlarsa kapağını sonra veriyorlardı ya da ayakkabının bir tekini verip, kazanırlarsa diğer tekini...Bugün; seçim öncesi para verip, sonrasında geri alıyorlar.Büyük ilerleme,çağdaş değişme,21. tarz bir gelişme...Yakışır...

PLATON dedeniz demiş ki;Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye mahkum olmakdır.ANAP'dan beri; ülkenin yazgısı, kaderi...Bakkal, kasap, ev kadını, kuaför eliyle biçimlendikçe, işte biz de geldik bu günlere...

"İçin temiz olmadıkdan sonra, Hacı Hoca olmuşsun kaç para?...Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama MEVLA kanar mı bunlara?" diyen HAYYAM ÖMER; yobazı işte böyle diliyle döver.